ARAŞTIRMA

Erdem Akın Temel | 10.09.2021 - 14:45

Dijital sanatın kripto çılgınlığı: NFT ne kadar masum?

Bir anda artan popülaritesiyle dünyanın gündemine oturan NFT kimine göre sanatın geleceği, kimine göre kısa sürede sönecek bir saman alevi. Peki NFT’nin sanat piyasasına ve iklime etkileri neler ve bu popülarite ne kadar sürecek?

2006’da sergilediği Morons adlı serigrafi baskısı eseriyle sanat piyasasındaki akıl almaz fiyatları ve koleksiyonerlerin tercihlerini eleştiren Banksy, eserinin 450’si imzalı toplam bin 50 kopyasını satmış; bu kopyaların 100’ü görücüye çıktığı sergi süresinde tanesi 500 dolardan alıcı bulmuştu. Eser, dünyanın en köklü müzayede kuruluşlarından biri olan Christie’s’te gerçekleşmekte olan bir açık artırmayı betimlerken; bu açık artırmada satılmakta olan eserde “I can’t believe you morons actually buy this sh*t” (“Siz aptalların bunu gerçekten satın aldığınıza inanamıyorum”) yazmaktaydı.

Bu eserin imzalı kopyalarından birini 95 bin dolara aldığı öğrenilen Injective Protocol adlı bir blokzinciri (blokchain) şirketinin bu yılın Mart ayında eseri dijitalleştirdikten sonra Youtube üzerinden yapılan bir canlı yayında yakarak yok etmesi, NFT adı verilen ve dijital eserin orijinalliğini garanti eden yönteme olan ilgiyi artırmıştı.

Orijinal ve fiziksel olan versiyonun yakılarak imha edilmesinin sebebinin hem dijital versiyonun değerini artırmak hem de insanların dikkatini NFT ve blokzinciri gibi dijital yöntemlere çekmek olduğu canlı yayın sırasında açıklanırken, bu tür yıkıcı bir eylemin eserlerin değerlendirilmesini etkileyecek şekilde kullanılmasına sanat dünyası da Banksy de alışkındı.

Örneğin, Sotheby’s’de yapılan müzayedede 1 milyon pounda alıcı bulan Girl With Balloon (Balonlu Kız) adlı eserini satılır satılmaz çerçevenin içine kurduğu düzenek ile parçalara bölen Banksy’nin, alıcının eseri yine de almak istemesi üzerine eserin adını Love is in the Bin (Sevgi Çöp Kutusunda) olarak değiştirmesi, Sotheby’s’den yapılan açıklamaya göre “dünyanın müzayede sırasında yaratılan ilk eseri” olan bu eserin fiyatını katladı.

NFT sanat dünyasında konuşulurken bir de üzerine bir Banksy eserinin NFT’nin yaygınlaşması amacıyla yok edilmesi, NFT’yi iyiden iyiye sanat dünyasının gündemine oturttu. Fakat NFT’nin popülaritesini artıran asıl gelişme 11 Mart 2021’de gerçekleşti. Christie’s’in Beeple olarak bilinen ve 1 Mayıs 2007’den bu yana her gün bir dijital eser üretip Instagram başta olmak üzere çeşitli sosyal medya platformlarında paylaşan Mike Winkelmann’ın The First 5000 Days (İlk 5000 Gün) adlı dijital kolajını yaklaşık 70 milyon dolara satması ile birlikte dijital sanat piyasasına ve NFT’ye olan ilgi arttı.

Beeple’nin hemen ardından Twitter’ın kurucusu Jack Dorsey’in ilk tweetini NFT haline getirdikten sonra yaklaşık 3 milyon dolara satması bu ilgiyi pekiştirirken; furyaya dahil olan internet kullanıcılarının irili ufaklı NFT satışları NFT’nin bir kolay kazanç kapısı olarak görülmesine yol açtı. Beeple’nin The First 5000 Days adlı eseri ve Dorsey’in sosyal medya için bir dönüm noktası kabul edilebilecek olan tweetinin ardından internet memeleri de bu pazarda alıcı bulmaya başladı. Örneğin, Charlie ve Harry adlı iki kardeşin, bir dönem Youtube başta olmak üzere pek çok mecrada paylaşılan, remixleri ve parodileri yapılan videosu Charlie Bit Me 760 bin dolara alıcı buldu.

Peki NFT nedir?

NFT, “non-fungible token” kavramının kısaltması ve değiştirilemez, bölünemez, eşsiz jeton anlamına geliyor. Konseptin açıklaması genellikle kripto paralar üzerinden yapılıyor; zira kripto paralar hem toplum dimağında bir nebze de olsa yer edinebilmiş bir konsepte karşılık gelirken hem de fungible, yani değiştirilebilir jetonlar olarak anılıyorlar. Bilindiği üzere paralar, karşılığı hesaplanabilen, bozdurulabilen, bütünlenebilen, diğer para birimlerine ya da takas metalarına dönüştürülebilen değerlere karşılık geliyorlar. Kripto paraların ise dijital ortamda üretilen, blokzinciri gibi dağıtık merkezli bir sistem üzerinden takasa izin veren ve yine blokzinciri üzerinden doğrulama kayıtları tutulan paralar oldukları söylenebilir. Kripto paralar token ya da başka bir deyişle jeton olarak düşünüldüklerinde NFT konsepti daha kolay anlaşılır oluyor; zira aynı kripto paradan birden fazla olması ve bahsi geçen işlemlere tabi tutulabilmeleri, bu jetonların dönüştürülebilir oldukları anlamına gelmekte iken, NFTler bir fiziksel ya da dijital objeye karşılık gelecek şekilde ve dönüştürülemeyecek, bölünemeyecek bir biçimde dijital olarak üretilen tekil jetonlar olarak tanımlanıyorlar.

Bu anlamda her bir NFT, bir objenin ya da eserin orijinalliğini belirten, satılabilen, paylaşılabilen dijital bir sözleşme olarak düşünülebilir. Fiziksel ve dijital sözleşmelerin var olduğu bir dünyada NFT’nin popülaritesi satıcıların eserlerinin orijinalliklerini daha kolay belgeleyip alıcılara daha kolay ulaştırabilmelerine, orijinallik ve el değiştirme statülerinin dağıtık blokzinciri sistemleri üzerinde görüntülenmesine izin vermesine ve basit bir satış sözleşmesinden fazlasına imkân sağlamasından ileri geliyor.

NFT, bir anda artan popülaritesinden ötürü sanatçıların, koleksiyonerlerin, yatırımcıların, girişimcilerin ve özellikle de bu popülariteyi fırsat bilip kazanç elde etmek isteyen insanların hedefi durumunda. İşleyişi henüz tam olarak oturmasa da bazıları tarafından sanatın ve ticaretin geleceği olarak nitelendirilirken pek çok insan tarafından da birkaç yıl önce kripto para piyasalarına girerek kısa zamanda çok kazanmayı hedefleyen yatırımcıların yarattığı kripto para balonu ve 1990’lı yılların sonlarına doğru internet şirketlerinin olması gerekenden fazla değerlenerek ekonomik krize neden olduğu dot com balonu ile kıyaslanmaya başladı. Blokzincir temelli bu sistemin sanatın ve ticaretin geleceğinde nasıl bir rol oynayacağı bir süre daha spekülasyonlara konu olacak gibi dursa da bazı temel problemler şimdiden gün yüzüne çıkmaya başladı.

NFT ve fikri mülkiyet hakları

Eser satışı, NFT’den önce çeşitli yöntemler ile gerçekleştiriliyordu. Sanat eserinin dijital ya da fiziksel olması fark etmeksizin galerilerin, müzelerin, derneklerin, küratörlerin, menajerlerin, sanatçıların ve çeşitli finansal enstrümanların dahil olduğu bu yöntemler, her ne kadar tamamıyla kayıt altında olmasalar da genellikle yerel bazda çeşitli pazarlama metotlarının kullanılmasını ve vergilendirilmeyi içeriyordu.

Fakat NFT, sanatın ve ticaretin küresel çapta gerçekleştirilmesine olanak sağlayan ve henüz herhangi bir denetime tabi tutulmayan bir yöntem olarak kullanıma açıldığı için, kripto paraların da bir dönem yaşadığı aşırı talebe maruz kaldı. Kripto paraların Bitcoin ile başlayan serüveninde önceleri duyulan güvensizlik zamanla yerini ciddiyete, ardından da sistemden kolay kazanç elde etmek isteyenlerin akınına bırakmıştı. Bugün, kripto paraların pek çok insan tarafından borsa işlemi yapmak kadar doğal olarak algılandığı ülkemizde de toplumun tabanına yayılmaya başladığını söyleyebiliriz. NFT ise ödemelerin kripto paralar ile yapıldığı basit bir sanat ticareti platformu olarak görülmeye başlandı ve bu düşünce, NFT öncesi sanatı profesyonel olarak icra etmeyen kişileri bile bu konsepti denemeye yöneltti. Sanatçılar, NFT ile birlikte ürettikleri sanat eserlerini küresel çapta sergileme imkânı bulurken, NFT’ye sadece kolay para kazanma hayali ile yaklaşanlar, üretimleri olmadığı için ya alelade üretimlerle kendilerini göstermeye çalıştılar ya da daha kötüsü, başkalarının çalışmaları NFT pazarlarına sundular.

NFT ekonomisinin yanı sıra fikri mülkiyet haklarının da denetlenememesi sonucu ortaya çıkan intihaller, sanatçıları gelinen noktanın NFT’nin çıkış nedenlerinden biri olan orijinalliğin belgelenmesi hususuna ne kadar ters düştüğünü sorgulamaya yöneltti. Halihazırda var olan içeriklerin ufak değişiklikler ile pazarlanmaları, üreticilerine hiçbir atıfta bulunulmaması NFT çevrelerinde dile getirilirken, bazı somut örnekler de tartışmaya açıldı. Örneğin, BitBoy Crypto takma adlı, kendini kripto para piyasaları uzmanı olarak tanıtan Ben Armstrong’un ChachoMotion takma adlı animasyon sanatçısının bir Instagram gönderisini ufak eklemeler ile satışa sunması, NFT’nin intihal sorununa ve yeniden yaratım, remix kültürünün nerede başladığına dair tartışmaları başlattı.

NFT’nin iklim krizine etkisi

Fakat, NFT’nin asıl zararı sanatçılardan ziyade çevreye. Zira dijital eserlerin üretiminde gereken enerjinin yanı sıra NFT jetonlarının üretilmesi için platformlara yüklenen çalışmalar, bir dizi kompleks problemin çözülmesinin ardından ‘mint’ yani tek, eşsiz statüsüne kavuşuyorlar. Bu işlemler, eserin üretiminden çok daha fazla elektrik tüketimine yol açmakta. New York Times’ın konu ile ilgili makalesi, NFT’nin çevreye etkileri konusunda çarpıcı istatistikler ve karşılaştırmalar içeriyor: Örneğin, ortalama bir NFT’nin üretiminde 200 kilogram karbon doğaya salınırken, bu değer ortalama bir benzinli aracın 500 mil (804 kilometre) mesafedeki salınımına eşdeğer. Hatta, Joanie Lemercier adlı Fransız sanatçı da hesaplamalarına göre 6 NFT eserinin üretiminin 10 saniyede tüm stüdyosunun 2 yıllık enerji sarfiyatından fazlasına yol açması üzerine üretimini sistemlerin verimli olacağını umduğu ileri bir tarihe ertelemiş.

Piyasa kavrayışında köklü bir değişikliğe yol açan NFT’nin en kötü ihtimalle gelecekte kurulacak olan dijital pazarların temelini fikren etkileyeceği aşikâr. Fakat, geleneksel piyasalarda bile yüzyıllardır çözülemeyen fikri mülkiyet hakları sorunu, NFT ile artacak gibi görünürken; her bir NFT üretiminin de iklim krizine katkıda bulunduğu gerçeği göz ardı edilmemeli. NFT’ye olan talebin azalması ve bir dengeye oturması, bu süreçte de çeşitli regülasyonların devreye sokulması, bu iki önemli problemin etkilerini önemli ölçüde azaltabilir. Bu süreçte NFT’nin yaşayacağı popülarite kaybı ve bir furya olmaktan uzaklaşması NFT’nin ve dijital pazarlara olan ilginin tamamen ortadan kalkmasına yol açmayacağı gibi, bazı satışların NFT’yi yeniden dönemsel furya haline getirmesi ve önemli haberlerin odak noktasına alması olası. Sir Tim Berners-Lee’nin “internetin kaynak kodu” olarak tanımlanabilecek olan çalışmasını Haziran ayında NFT şeklinde 5.4 milyon dolara satması, CryptoPunks gibi bazı pazarların milyar doları aşan hacimlere ulaşması, Dolce&Gabbana’nın dijital kıyafetleri ve aksesuarları satışa sunması gibi haberler NFT’nin yeniden, kısa bir süreliğine de olsa gündeme oturarak kendini hatırlatmasına örnek olarak sunulabilir.