TEKNOLOJİ

DigitalAge | 05.11.2020 - 10:58

Türkiye’nin sıradaki unicorn’u bir Fintech şirketi olabilir mi?

Pandemi ile tetiklenen ekonomik kriz ortamında Çin ve ABD arasındaki ticaret savaşları Fintech yatırımlarının yönünü değiştirirken, Türkiye’den bir Fintech Unicorn’u çıkartabilir miyiz?

Pandemi etkisi küresel ekonomik krizin ateşini yükseltiyor. IMF’e göre virüs salgını küresel ekonomiyi yüzde 3 kadar küçültecek. Bu düşüş 1930’daki büyük buhran dönemine denk olarak nitelendiriliyor. Dünya Bankası verilerine göre 2019 yılı küresel GDP’si (Gayri Safi Yurtiçi Hasıla) yaklaşık 87,7 trilyon ABD doları idi. Yani nereden baksanız 2-2,5 trilyon dolarlık bir kayıp görünüyor. Elbette dünya bu krizi de atlatacaktır. Peki yeni ekonomi bu işin neresinde? Fintech ekosistemi küresel ve yerel pazarda nasıl bir tablo çiziyor? Fintech dünyasında ne gibi fırsatlar görüyoruz. Gelin birlikte bakalım.

Küresel Fintech yatırımları Asya’dan Kuzey Amerika’ya kayıyor

Innovate Finance’in araştırmasına göre 2018’de küresel Fintech yatırımları yaklaşık 50 milyar dolar idi. 2019’da bu rakam 36 milyar dolara düştü. Yatırım adetleri de 3 bin 400’lerden 2 bin 800’ler bandına gerilemiş durumda. Yatırımların kıta bazında dağılımına baktığımızda 2019’da yatırımların neredeyse yarısının (%49) Kuzey Amerika’ya yapıldığı dikkat çekiyor. Avrupa (%24) ve Asya (%22) ile küresel yatırımları paylaşıyor. İşin enteresan tarafı 2018’de küresel Fintech yatırımlarının yüzde 58’i Asya pazarına gidiyordu. ABD (%28) ve Avrupa (%11) ile buradan çok az bir pay alıyordu. Bu değişimin göze çarpan sebebi ABD ve Çin arasındaki ticaret savaşları gibi görünüyor. Bunun yanında 2018’de 1,2 milyar dolar yatırım alan Hindistan’ın 2019’da bu rakamı 3,9 milyar dolar seviyesine çıkardığını görüyoruz. Bu yükselişte Paytm’e yapılan ve 2019’un en büyük yatırımı olan 1,66 milyar dolarlık tutarın rolü büyük.
Türkiye’deki manzara küresel ölçeğe oranla son derece küçük. Startups Watch’un verilerine göre 2018’de 12,2 milyon dolar olan Fintech yatırım tutarı, 2019’da 8,4 milyon dolara gerilemiş. Yatırım alan girişim sayısı da 14’ten 17’ye yükselmiş. Türkiye ile aynı ekonomik sınıfta yer alan Brezilya ve Meksika, kapsayıcı olmayan ve görece zayıf finansal altyapısına rağmen, Fintech tarafında aldığı yatırımlarla göz dolduruyor. SoftBank’ın 2019’da duyurduğu ve teknoloji odaklı girişimler için ayırdığı 5 milyar dolarlık fon, bölgedeki Fintech’lerin sermayeye erişimini de kolaylaştırmış. Brezilya merkezli yeni nesil banka Nubank, aldığı 400 milyon dolarlık yatırımla, San Francisco merkezli Chime’den sonra bölgede en yüksek yatırımı alan ikinci girişim pozisyonunda.

Dijital ekosistem ile hızlı değer yaratmak mümkün

Pandemi döneminde Türkiye’den iki büyük küresel satın alma haberi geldi. Dünya devi oyun şirketi Zynga, 1,8 milyar dolara Türk mobil oyun şirketi Peak Games’i satın aldı. Böylece Türkiye’nin ilk Unicorn’u da çıkmış oldu.

Zynga durmadı. Birkaç ay içinde bir başka Türk mobil oyun firması olan Rollic’in yüzde 80 hissesini 168 milyon dolara satın alacağını duyurdu. Açıkçası daha 2019 başında kurulan Rollic’in bir buçuk yıl içinde, sıfırdan 210 milyon dolarlık bir değere ulaşması beni daha çok heyecanlandırdı. Zynga, 100 çalışanı, 10 yıl deneyimi olan bir şirket. 10 yıllık deneyim, sizi dijital ekonominin gediklisi yapar. Düşünün Facebook bile 16 yıllık bir şirket.

Rollic’in başarısının sırrı yerel ekosistemi iyi anlayıp yön verebilmesinden geçiyor. Rollic’in kurucuları 3 milyon liralık bir Oyun Geliştirici Fonu oluşturmuş. Bu fon ile kriterleri sağlayan, yetenekli ve küçük oyun stüdyolarını desteklemiş. Üstelik bu bir hibe programı da değil. Oyunların kazandığı gelirden mahsup ediliyor. 3 milyon lira ile dokuz oyun stüdyosunu fonlamışlar. Stüdyoların oyunlarını geliştirmelerine yardımcı olmuş ve oyunları kendi hesapları üzerinden ABD’de pazarlamışlar. ABD pazarında günde 5 milyon ve ayda 60 milyon kullanıcıya ulaşınca Zynga’nın ilgisini çekmiş. Tüm bunlar sadece bir buçuk yılda oldu. Elbette pandemide evde geçirilen zaman artışının oyun sektörünün yükselişine verdiği destek yadsınamaz. Fakat, benzer bir sistem ile başarının Türkiye’de Fintech ekosistemi için de yapılabileceğini düşünüyorum.

Ödeme teknolojilerinde güçlü ekosistem ile konsolidasyon dönemi

Rollic’in oyun sektöründe gerçekleştirdiği ekosistem tabanlı ürün geliştirme sisteminin rahatlıkla Türkiye Fintech ekosistemi için de uygulanabileceğini düşünüyorum. Gelişen teknolojiler, müşteri tarafındaki beklentileri artırıyor. Yeni nesil oyuncuların piyasayı kızıştırması, işlem ücretleri ve kâr marjları üzerindeki baskıyı artırıyor. Ortaya çıkan riski yönetebilmek için finansal hizmetlerde çeşitlilik son derece önemli. Küresel Fintech arenasında tamamlayıcı hizmetler sunan girişimlerin büyükler tarafından satın alındığını görüyoruz. Ekosistem, büyümenin anahtarı. 20 yıldır teknoloji sektöründe çalışıyorum ve büyük değerlerin hizmetlerin konsolidasyonu neticesinde çıktığına defalarca kere şahit oldum.

Özetle açık bankacılıkla gelen, açık veri politikalarının gelişmesiyle veriden anlam çıkarma yeteneğimizi mevcut Fintech hizmetleriyle birleştirebilen, küresel finansmanı çekebilen Fintech’lerin, Unicorn potansiyeline sahip olduğuna yürekten inanıyorum. Kim bilir, sıradaki Unicorn’umuz neden bir Fintech şirketi olmasın!

Serra Yılmaz, Paynet CMO’su