Skip to main content

Bu yıl “Türbülans” temasıyla düzenlenen Brand Week Istanbul’un ilk gününde sinemadan hukuka, yapay zekâdan futbola uzanan oturumlar gerçekleşti.

Alanında dünyanın üç büyük buluşmasından biri olan Brand Week Istanbul’da ilk gün tamamlandı. Bu yıl 14’üncü kez düzenlenen etkinlik, 2026’da dünyayı ve markaları şekillendiren büyük sarsıntıları “Türbülans” teması altında ele alıyor. Garanti BBVA, Ford ve Orzax’ın ana sponsorluğunda 4-6 Kasım tarihlerinde Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleşen buluşma, sektör profesyonellerini, yaratıcı endüstrileri, akademisyenleri, fikir liderlerini, markaları ve kültür üreticilerini bir araya getiriyor. Etkinlik, sunucu (Master of Ceremony) Yekta Kopan’ın açılış konuşmasıyla başladı.

Asghar Farhadi: “Bir gün yapay zekânın bilinçdışının olabileceğini düşünmüyorum”

Inspiration Hall sahnesinde Oscar ödüllü yönetmen Asghar Farhadi, yapımcı Zeynep Atakan’la bir araya geldi. Farhadi, sinema anlayışı, hayatın tesadüfleri ve insan psikolojisinin derinlikleri üzerine çarpıcı açıklamalarda bulundu. Filmlerindeki hikâyelerin dışarıdan gelen büyük olaylarla değil, insanın iç dünyasındaki görünmez çatlaklarla başladığını vurgulayan Farhadi, hayatımızdaki en büyük krizlerin ve dönüşümlerin bazen hiç önemsemediğimiz küçücük kararlarla tetiklendiğine dikkat çekti.

İnsan duygularının evrenselliğine de değinen yönetmen, farklı kültürlerde ve coğrafyalarda yaşansa bile insanların acılarının, sevinçlerinin ve endişelerinin özünde hep aynı olduğunu söyledi. Yapay zekâ ile insan yaratıcılığı arasındaki farkı da değerlendiren Farhadi, yapay zekânın bilgi ve veriye dayandığını, insanın yaratıcılığını ve sanatını besleyen temel unsurların ise acı çekmek, yaşanmışlıklar ve bilinçdışı olduğunu belirtti. Farhadi, “Bir gün yapay zekânın bilinçdışının olabileceğini düşünmüyorum” dedi.

Adaletin bu mu dünya?

Farhadi’nin oturumunun ardından sahneye Hukukçu ve Akademisyen Av. Dr. Gönenç Gürkaynak ile Yazar, Senarist ve Eğitmen Başar Başaran çıktı. Hukuk ve felsefe ekseninde “zaman ve adalet” ilişkisinin masaya yatırıldığı oturumda, modern insanın zamanla kurduğu sorunlu bağ ele alındı. Hukuktaki zaman aşımı kavramının, sistemin geçen süreyle birlikte delillerin güvenilirliğine ve maddi hakikati bulma kabiliyetine olan inancını yitirmesinden doğduğu vurgulandı.

Arama tercihleri nasıl değişti?

Brands & Trends sahnesinin açılış konuşmasını MediaCat UK Genel Müdür Yardımcısı Nazlı Selin yaptı. Ardından TTC Kurucu Ortağı ve Arçelik Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi Tankut Turnaoğlu, YouGov Türkiye Genel Müdürü ve Girişimci N. Özge Akçizmeci ile Aicarta Yatırımcısı, Fortune 100 CDO/CTO ve Global AI 100 Ödülü sahibi Murat Genç, “Yapay Zekâ Çağında Markanızı Yeniden İnşa Etmek: Türkiye’nin İlk AI-IQ Endeksi” başlıklı oturumda konuştu.

Oturumda, yapay zekâ asistanlarının günlük hayata girmesiyle pazarlama dünyasının ve marka-tüketici ilişkisinin geçirdiği köklü dönüşüm ele alındı. Tüketicilerin ihtiyaçlarını arama motorları yerine “mikro niyetler” şeklinde doğrudan yapay zekâya sormaya başlamasından yola çıkılarak hazırlanan Türkiye’nin ilk “AI IQ” raporu, markaların bu yeni dönemdeki görünürlüğünü mercek altına aldı.

“Ucuz ve hızlı olan değil, yaratıcı olan kazanır”

Inspiration sahnesinin ilk oturumunda Contagious Editor-at-Large Katrina Dodd, “Türbülans Çağında Ayakta Kalma Sanatı” başlıklı konuşmasıyla katılımcılarla buluştu. Dodd, jeopolitik krizlerden ekonomik dalgalanmalara kadar her şeyin hızla değiştiği “VUCA” (oynak, belirsiz, karmaşık ve muğlak) dünyasında markaların yalnızca hayatta kalmakla yetinmemesi, bu türbülansı avantaja çevirmesi gerektiğini vurguladı. Katı beş yıllık planların artık işlevini yitirdiğini belirten Dodd, organizasyonel esneklik, analojik strateji ve tüketiciye duygusal sığınak sunma olmak üzere üç temel eksende çözüm yollarını paylaştı.

Prusya ordusunun “Auftragstaktik” doktrinini örnek veren Dodd, yöneticilerin sahadaki ekiplere ayrıntılı komutlar yerine genel hedefi ve bağlamı aktarması, karar yetkisini ise en uç noktadaki çalışanlara bırakması gerektiğini söyledi. Pazarlama liderlerinin yüzde 86’sının iş ortamını eskisinden çok daha öngörülemez bulduğunu hatırlatan Dodd’a göre belirsizlikle başa çıkmanın en güçlü yolu analojiler kurmak ve senaryo bazlı düşünmek. Dünyanın genel bir kaygı ve kronik stres altında olduğuna dikkat çeken Dodd, markaların nostalji, fiyat güvencesi ve güven duygusuyla tüketicinin zihinsel yükünü hafifletmesinin kritik bir stratejik hamle olduğunu belirtti.

Konuşmasının kapanışında yapay zekânın sektöre etkilerini değerlendiren Dodd, ajansların ve şirketlerin bu teknolojiyi yalnızca insan kaynağını azaltmak ya da süreçleri ucuzlatmak için kullanmasını eleştirdi. “Hızlı” ve “ucuz” olmanın dibe doğru bir yarış olduğunu vurgulayan Dodd, yaratıcılığın ve özgün değer üretiminin yerini hiçbir şeyin tutamayacağını söyledi ve konuşmasını şu çağrıyla tamamladı: “Sizin işiniz işleri daha hızlı ya da daha ucuz yapmak değil… Sizin işiniz yaratmak.”

Türbülansı momentuma çevir

Günün bir diğer oturumunda Genius Steals Kurucu Ortağı, stratejist ve yazar Faris Yakob, “Dünün Ezberleriyle Büyüyemezsin: Türbülansı Momentuma Çevirmek” başlıklı konuşmasıyla sahnedeydi.

Geleneksel kitle iletişiminden algoritmik medyaya geçişi ele alan Yakob, markaların reklam bütçelerini rekor seviyelere çıkarmasına rağmen büyüme yakalayamamasını Peter Drucker’ın “Asıl tehlike türbülans değil, dünün mantığıyla hareket etmektir” sözüyle açıkladı. Yalnızca erişim rakamlarına odaklanmanın ve tekrara dayalı eski stratejileri sürdürmenin artık sonuç vermediğini, dijital mecralardaki gerçek dikkat sürelerinin dramatik biçimde düştüğünü vurguladı. Yakob’a göre parçalanmış ve belirsiz pazar koşullarında türbülansı bir kriz olarak görmek yerine, bir türbin gibi bu akışı arkasına alıp büyüme motoruna dönüştüren tutarlı marka sistemleri kurmak gerekiyor.

Sunumunda Türkiye’nin ve İstanbul’un kültürel dinamiklerine de değinen Yakob, Ayasofya’nın yüzyıllar boyunca katedralden camiye, ardından müzeye ve yeniden camiye dönüşürken asıl kimliğini koruyabilmesini, değişerek ayakta kalmasını markalar için ilham verici bir metafor olarak paylaştı. Türkiye’nin Hollywood’un ardından dünyanın en büyük ikinci dizi ihracatçısı olmasını Doğu ile Batı’nın, geleneksel ile modernin buluştuğu stratejik bir kesişim noktası olmasına bağlayan Yakob, medya tüketiminin bu kadar parçalandığı bir dünyada tek tip kitle mesajları yerine dizilerden oyun dünyasına kadar farklı kitle katmanlarına uyum sağlayabilen esnek ve çok yönlü marka deneyimlerinin şart olduğunu söyledi.

Burçin Terzioğlu ve Aslı Kızmaz yaratıcılıkta cinsiyet eşitsizliğini anlattı

Brands & Trends sahnesinde yaratıcı dünyada kadınların konumu ve karar alma süreçlerindeki temsili ele alındı. Oyuncu Burçin Terzioğlu ve AKA Kurucusu Aslı Kızmaz, “Yaratıcı Otoritenin Cinsiyeti” başlıklı oturumda yaratıcılık alanındaki toplumsal cinsiyet kalıplarını ve kadınların sektörde karşılaştığı engelleri tartıştı.

Yaratıcı sektördeki yönetmen ve kreatif kadrolardaki cinsiyet dengesizliğine dikkat çeken Kızmaz, küresel araştırmaların sinema dünyasında kadın yönetmen oranının hâlâ çok düşük olduğunu gösterdiğini belirtti. Karar mekanizmalarındaki erkek egemen yapının yıllardır değişmediğini vurgulayan Kızmaz’a göre masada kadınların yer alması tek başına yeterli değil, bu tablonun değişmesi için kreatif süreçlerin en başından kapsayıcı seçeneklerle kurgulanması gerekiyor.

Sektörün yapısal sorunlarına değinen Terzioğlu ise kamera arkasındaki eşitsizliğin kamera önünde de sürdüğünü dile getirdi. Kadın oyunculara sunulan dar yaş aralıklarına ve karakter kalıplarına tepki gösteren Terzioğlu, erkeklerde karizma olarak görülen yaş almanın kadınlarda bir dezavantaja dönüştürülmesini eleştirdi. Oturumda hikâyelerde ve yapımlarda gerçek, güçlü ve ayakları üzerinde duran kadın karakterlerin çoğalması gerektiğinin altı çizildi.

Türkiye’nin geleceğine dair senaryolar

Inspiration Hall sahnesinde Türkiye’nin geleceğine ilişkin olası senaryolar farklı disiplinlerin bakış açısıyla değerlendirildi. Sabancı Üniversitesi’nden siyaset bilimci Doç. Dr. Berk Esen ile Cambridge Üniversitesi’nden şehir ve bölge ekonomisti Prof. Özge Öner’in konuştuğu “Türkiye Gündemi: Türkiye İçin Gelecek Senaryoları” başlıklı oturumda ülkenin siyasi, ekonomik ve toplumsal dinamikleri ele alındı.

Küresel siyasette aşırı sağın yükselişine, otokratlaşma dalgasına ve teknolojik dönüşümlerin yarattığı belirsizliklere dikkat çeken Esen, Türkiye’nin 2007’den bu yana demokratik gerileme yaşadığını belirtti. Bu sürecin ekonomik maliyetlerine de değinerek siyasi ve ekonomik krizlerin birbirinden bağımsız değerlendirilemeyeceğini vurguladı.

2028 seçimlerine yönelik dört farklı senaryo ortaya koyan Esen, siyasi rekabetin daraldığı ancak ekonominin belirli ölçüde dengelendiği “kırılgan istikrar” ihtimalini öne çıkardı. Ekonomik sorunlarla siyasi baskıların aynı anda derinleşmesinin ise Türkiye’yi “çifte türbülans” dönemine sürükleyebileceğini söyledi. Esen’e göre 2031’e uzanan süreçte hükümet sistemi, ekonomik krizden çıkış ve dış politika tercihleri belirleyici olacak. Esen, Türkiye’nin geleceğinde yalnızca iktidarın kimde olacağının değil, ülkenin hangi kurallar ve kurumlarla yönetileceğinin de kritik önem taşıdığının altını çizdi.

Hayat, sahne ve özgürlük üzerine

Inspiration Hall sahnesinde Yekta Kopan’la bir araya gelen Zuhal Olcay, oyunculuk kariyerinden kişisel deneyimlerine, müzikten sanatçıların çalışma koşullarına uzanan samimi bir söyleşi gerçekleştirdi. Yıllar içinde hayata bakışının değiştiğini anlatan Olcay, oyunculuğun temelinde çocuksu ruhu korumanın yattığını vurguladı. Başkalarının düşüncelerini önemsemeden yaşamanın özgürleştirici etkisine değinen sanatçı, zamanla istemediği ortamlardan ve ilişkilerden uzak durmayı öğrendiğini söyledi.

Sahnede yaşadığı unutulmaz aksilikleri ve rol arkadaşlarıyla dayanışmanın önemini de paylaşan Olcay, oyuncuların uzun çalışma saatleri, güvencesizlik ve özlük haklarıyla ilgili sorunlarına dikkat çekerek Oyuncular Sendikası’nın yürüttüğü mücadelenin önemini vurguladı. Konser sahnesini tiyatro ve sinemadan farklı olarak kendini özgürce ifade edebildiği bir alan olarak tanımlayan sanatçı, söyleşinin sonunda toplumsal sorunlar karşısında bireysel sorumluluk almanın gerekliliğine dikkat çekti ve değişimin küçük adımlarla başlayabileceğini hatırlattı.

TikTok’un yaratıcı lideri Ted Fernandez sahnedeydi

TikTok Küresel Marka ve Yaratıcı Ürünler Lideri Ted Fernandez, “Bridging the Gap Between Great Creative Ideas and Business Impact” başlıklı oturumda markaların yaratıcı vizyonlarını somut iş sonuçlarına dönüştürme yollarını ele aldı. Tüketicilerin yüzde 71’inin ürün önerisi için içerik üreticilerini referans aldığını ve üretici içeriklerinin iki kat daha fazla dikkat çektiğini vurgulayan Fernandez, karmaşıklaşan kampanya ve prodüksiyon süreçlerini sadeleştirmek için reklamverenlere ücretsiz sunulan hepsi bir arada platform “TikTok One”ı tanıttı.

Doğrudan üretici iş birliklerini, telif yönetimini, ödemeleri ve büyük ölçekli kullanıcı tarafından üretilen içerik (UGC) üretimini tek çatı altında toplayan çözümün başarısı Türkiye’den Boyner örneğiyle anlatıldı. Uygulanan strateji sayesinde Boyner’in içerik hacminin 6,3 katına çıktığı, etkileşimin yüzde 138, reklam harcaması getirisinin (ROAS) ise yüzde 37 arttığı aktarıldı.

Fernandez, platformun yapay zekâ odaklı yeni nesil yaratıcı araç paketi “TikTok Symphony”yi de tanıttı. Masaüstü, Reklam Yöneticisi ve API üzerinden erişilebilen Symphony’nin markaların içerik üretme, kişiselleştirme ve ölçeklendirme ihtiyaçlarına yanıt verdiğini belirten Fernandez, sistemin trendler, topluluk içgörüleri ve Dreamina gibi gelişmiş modellerle beslenen bir büyüme çarkı sunduğunu söyledi. Oturumda yapay zekâ destekli bu araçların marka performansını yüzde 50’ye kadar artırdığı ve marka güvenliğini ön planda tuttuğu belirtildi.

Dario Costa: Yeni bir şey yaratmak için konfor alanından çıkmalısınız

Ümit Erdim’in moderatörlüğündeki “Türbülansın Vücut Bulmuş Hâli: Rekor Kırmak İçin Riski Yönetmek” oturumunda Red Bull pilotu ve Guinness rekortmeni Dario Costa, deneyimlerini Inspiration Hall sahnesinde paylaştı. Türkiye’de imza attığı tarihi “Tunnel Pass” uçuşunun zihinsel ve fiziksel sınırları zorlayan hazırlık sürecini anlatan Costa, Formula 1 benzetmesiyle insan bedenini bir araca, beyni ise o aracı yönlendiren sürücüye benzetti. Tünel içindeki uçuşta yalnızca 250 milisaniyenin altında karar verip tepki vermeyi değil, acil çıkış tabelalarını kullanarak belirli noktalarda göz kırpmayı bile çalıştıklarını belirten Costa, 14 aylık disiplinli zihinsel antrenman sürecinin ayrıntılarını aktardı.

Bir sonraki büyük meydan okuması olan tren projesine de değinen Costa, alışılagelmiş yüksek hız ve yüksek G kuvveti yerine uçağı düşme (stall) hızının hemen üzerinde ve kör uçuşla uçurmanın getirdiği sıra dışı zorlukları anlattı. Trenin oluşturduğu sınır tabaka sürtünmesi ve yoğun türbülansla mücadele edebilmek için ekibiyle iki buçuk yıl hazırlandıklarını söyleyen Costa, başarının anahtarının konfor alanından çıkmak olduğunu vurguladı. Yeni projelerini prensip olarak gizli tuttuğunu esprili bir dille anlatan Costa, gelecekte Türkiye’de yeniden heyecan verici projelere imza atmayı umduğunu söyleyerek salondan büyük alkış aldı.

Kapanış Acun Ilıcalı ile yapıldı

Günün son oturumunda Yekta Kopan’ın moderatörlüğünde sahneye çıkan Acunmedya Kurucusu Acun Ilıcalı, “Azim, Kısmet ve Strateji” başlıklı oturumda kariyer yolculuğunu, televizyonculuk anlayışını ve İngiltere futbolundaki yatırımlarını anlattı. Hull City’yi satın alma kararının perde arkasından takımı Premier Lig’e taşıyan play-off sürecine kadar birçok bilinmeyeni paylaşan Ilıcalı, başarıda yalnızca azmin değil, hatalardan hızla dönmenin, doğru istişare kültürü kurmanın ve zamanlamanın da belirleyici olduğunu vurguladı. İngiltere’deki prim kısıtlamalarını aşmak için oyuncularına söz verdiği Las Vegas tatili gibi renkli anekdotlarla salonda keyifli anlar yaşatan Ilıcalı, futbol kulübü sahipliğinin romantik bir hayalden çok sıkı bir finansal ve operasyonel disiplin gerektirdiğinin altını çizdi.

Medya ve kurumsal yönetim vizyonunu da aktaran Ilıcalı, otoriter bir profil çizmek yerine çalışma arkadaşlarına esneklik tanıyan, verimliliği ve mutluluğu önceleyen bir liderlik anlayışını benimsediğini söyledi. Televizyon dünyasında en ince ayrıntılara kadar hâkim olmanın önemine değinen başarılı yapımcı, markaların yayıncılık ekosisteminin can damarı olduğunu belirterek ekonomik kriz dönemlerinde bile cesur adımlar atılması gerektiğini söyledi.

Günün programına buradan ulaşabilirsiniz.