TEKNOLOJİ

DigitalAge | 08.07.2020 - 09:25

Küresel ısınmanın tarım üzerindeki etkileri en az korona salgını kadar tehlikeli    

Tüm dünyayı etkisine alan Covid-19 salgını gıda arzının ve sürdürülebilir tarımın önemini bir kez daha hatırlatırken, ülkemizin gıda ihtiyacının kesintisiz karşılanması için hayati bir görev üstlenen çiftçiler tarlada üretime devam ediyor. Salgının gıda ve tarım sektörüne etkisini TABİT Akıllı Tarım Teknolojileri Kurucusu olan Tülin Akın ile konuştuk.   

Koronavirüs salgını Türkiye’de gıda ve tarım sektörü için hangi riskleri barındırıyor?

Koronavirüs salgını tarım sektöründe riskleri ve fırsatları birlikte gündemimize getirdi. Bir kere tüm ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de yöneticiler gıda ve gıdanın hammaddesi tarımsal ürünlerin üretiminin ve bu konuda ülkelerin kendine yeterliliğin önemini anlamış oldular. Bu tüm ülkelerin çiftçileri için oldukça önemli bir konu. Birçok ülke gıda fiyatlarındaki artışın enflasyon oranını olumsuz etkilememesi amacıyla ithalat yaparak yerel çiftçilerini zarar ettirebiliyordu. Ancak böylesi olağanüstü durumlarda ülkeler önce kendi halklarını doyurmak için ürünlerin satışlarına izin vermiyorlar. Kendi üretimimizi desteklememiz çok önemli bu anlaşıldı. Ancak, salgın ile birlikte ev dışı gıda tüketimi yüzde 85 oranında azaldı. Lokantalar, yemek fabrikaları ve otellerin tüketimleri çok büyük oranda düştü. Bu da tarımsal üretimde arz talep dengesini bozdu.

Çiftçilerin bu dönemde ayakta kalması adına alınan tedbirler yeterli oldu mu sizce?

Birçok ülke bu dengenin bozulması durumunun çiftçi aleyhine olması durumunda müdahale alımları yaparak çiftçinin zarar etmesini önlediler. Ancak ülkemizde bu refleksler maalesef çok geç verilebiliyor ve çiftçi bu durumdan oldukça zarar ediyor.

Salgın ile birlikte birçok sektör evlerine çekilerek işlerini internet üzerinden yapmaya başladı. Ancak sağlıkçılarımız ve çiftçilerimiz görev başındaydı. Çiftçilerimiz üretimin durmasına müsaade etmedi. Salgın başladığında yazlık ürünlerin ekimleri ile turfanda ürünlerin hasatları başlıyordu. Çiftçimiz bunları eksiksiz yaptı. Sektörün tüm birimleri ve yerel yöneticilerde bu konuda çok duyarlı davrandı ve davranmaya devam ediyor. Ancak talep düşmesi nedeniyle çiftçiler zarar ederlerse ki bu günlerde bu birçok üründe yaşanıyor, bu sene çarşı pazar fiyatları bir miktar düşebilir ancak gelecek yıllarda çiftçi üretimden çıkar. Buna çok dikkat etmek gerekir. Çiftçi açısından üretimin sürdürülebilirliği çok önemli.
Bu dönemde normale göre verimli çalışamayan çiftçinin çalışma sürecinde teknoloji hangi açılardan önemli sizce?

Türkiye de tarımsal üretimin küçük aile işletmeleri tarafından yapılması, her zaman bize empoze edilenin aksine bu salgında Türkiye’nin avantajı olmuştur. Dünya da bir çok ülkede endüstriyel çiftliklerin çalışanlarının salgından etkilenmeleri nedeniyle üretimleri aksarken hatta dururken ülkemizde küçük aile çiftçilerimizin tarımsal üretimdeki hakimiyeti, salgına rağmen işlerin aksatmadan yürütülmesini sağlamıştır. Bu gün tarımsal üretim arzında bir sorun yoksa bu küçük aile işletmelerinin varlığı ve toprağına bağlılığı sayesinde gerçekleşmiştir.

Bugün dünyada tarım teknolojileri üreten şirketleri endüstriyel çiftçiler için teknoloji geliştirmektedirler. Tarımda küçük aile işletmelerinin teknoloji ve nitelikli bilgi ile verimliliklerini ve karlılıklarını arttırmak, buna bağlı yaşam kalitelerini yükseltebilmek mümkün. Teknoloji ile çiftçiye tarımsal kararlarında destek sağlanan yazılımlar, sulama otomasyonları, ortak hayvan sağım üniteleri, çiftçilerin verimliliklerini arttıran tarımsal teknolojilerden bazıları. Ancak endüstriyel çiftçiler için yapılmış teknolojileri küçük modifikasyonlar ile küçük aile çiftçilerine satmaya, kullandırmaya uğraşmamalı, onlar için özel, erişilebilir kullanım kolaylığına sahip ve erişilebilir fiyatlı teknolojiler üretmeliyiz.

Tarımda hangi teknolojik uygulamalar sizce bu dönemde hayat kurtarıcı olabilir?

Tarımsal uyarı ve karar destek sistemleri, sulama otomasyonları, sürü takip ve yönetim sistemleri, tarımsal drone teknolojilerinin salgın döneminde çok önemli olduğunu gördük. Şehirlerarası ve ülkeler arası seyahat yasağının sürdüğü salgın döneminde, uzaktaki sıradan bir drone uçuşu yapan kişi ile işbirliği yapılarak kaldırılan drone’lar ile arazilerin görüntülendiği ve bilgilerin uzmanlara aktarıldığı, binlerce kilometre uzaktan danışmanlık bilgilerinin aktarıldığı bir dünyaya doğru eviriliyoruz. Küresel ısınmanın etkileri de en az korona salgını kadar tehlikeli. İklim değişiklikleri, tarımsal üretimde zorluklar, açlık ve sefalet şimdilik görünen felaketler. Tarım teknolojiler, tarımsal üretimin her aşamasında yaşanabilecek her türlü felaketin, etkisini azaltan ya da ortadan kaldıran bir biçimde üretime fayda sağlayabilir.

Akıllı tarım uygulamaları özelinde Türkiye’de kamu ve özel sektörün attığı adımlar sizce yeterli mi?

Maalesef, Türkiye de henüz akıllı tarım uygulamalarında emekleme devresinde bile değiliz. Özel sektörün akıllı tarıma yaptığı yatırım bazı dönemlerde ön plana çıkabiliyor. Korona salgını da bunu olumlu yönde etkileyecek. Ancak kamu otoritesi makro planlar yaparken özel sektörde daha kılcal damarlara inerek sürece yapıcı bir yaklaşımla mikro planlarla destek olmalı.

Bu dönem sizce akıllı tarıma daha geniş kapsamlı bir geçiş konusunda fırsat olabilir mi?

Ülkemiz tarım teknolojileri konusunda çok önemli bir fırsatlar demetini içinde barındırıyor. Ülkemizin çiftçi profili aslında çok özel bir tarımsal bilgi birikimine sahip. Bu kadim bilgiyi teknoloji ile birleştirerek endüstriyel çiftçilere teknoloji geliştirmek yerine küçük aile çiftçilerine teknoloji geliştirebiliriz. Bu zorlu bir süreç. Ancak korona salgını dünyanın da bu konuda yeterli çözümleri olmadığını gösterdi. Türkiye bulunduğu coğrafya itibariyle üç, dört saatlik uçuşlarla ulaşabileceği pazarlarda 140 milyonun üzerinde çiftçi yaşıyor. Bu sayı dünya çiftçilerinin üçte birine üne yakın. Ülkemizi bir tarım teknolojileri merkezine dönüştürebilir ve bölgemizdeki tüm pazara çok rahat bir şekilde hakim olabiliriz. 2004 yılından bu yana yaptığımız çalışmaların çıktıları bunu söylüyor. Bunları korona salgını öncesi söylediğimizde dinleyenlere pek inandırıcı gelmiyordu. Ancak maalesef korona salgını bizi haklı çıkardı. Hep birlikte krizi fırsata çevirme zamanı.