Skip to main content

Önümüzdeki yıllarda yeşil ekonominin öneminin iyice anlaşılacağı ve buna paralel olarak yeşil işlerde istihdam ihtiyacının artacağı öngörülüyor. Peki geleceğin yeşil meslekleri neler olacak?

İnsanoğlu bilhassa Sanayi Devrimi’nden sonra verimliliği “doğaya rağmen” artırmaya çalıştı ve çevreye geri döndürülemez zararlar verdi. Bugün daha net görüyoruz ki, gelecek; doğayla savaşanların değil onunla uyum içinde yaşayan ve üretenlerin olacak. Bu nedenle, hem çevreye hem ekonomiye kazandıran “yeşil işlerin” git gide artacağı öngörülüyor.

Şehir tarımcılığı


Metropollerde, gökdelenlerin çatı katlarında bile bağlara, bahçelere rastlamak mümkün bugün. Batı’da birçok örneği olan bu “şehir bahçeleri” sayesinde böcek ilacı kullanımı minimum seviyede olan, fosil yakıt tüketimi gerektirmeyen, kaynağı şeffaf bir tarımcılık modeli mümkün. “Yeşil çatılar” mideye olduğu kadar göze de hitap etmeleriyle, havayı temizlemeleriyle ve betondan kaçanlara sığınma olanağı vermeleriyle de dikkat çekiyor ve dünya çapında yaygınlaşmaya devam ediyor.

‘Temiz’ otomobil mühendisliği


Ulaşım ve taşımacılık, yeşil işler açısından oldukça önemli bir sektör çünkü otomotiv endüstrisinden bundan böyle çevreye duyarlı olması bekleniyor. Daha az fosil yakıt, daha az çevre kirliliği anlamına gelen “temiz” otomobiller, yani elektrikli araçlar sayesinde, bunları üreten mühendislerin daha fazla istihdam edilmesi kaçınılmaz. Sadece bu araçların temiz enerjiler tüketmesi değil, bunların üretim sürecinde de güneş ve rüzgâr gibi yeşil enerjilerin kullanılması da, bu alanda ulaşılmak istenen bir diğer bir amaç.

Rüzgâr enerjisi üretimiyle ilgili işler


Rüzgâr enerjisi üretimini destekleyenlere göre, bu enerji türü önümüzdeki yıllarda küresel elektrik üretiminde dev bir kaynak haline gelebilir, hatta 2050’ye kadar dünyadaki tüm elektrik enerjisi üretiminin üçte birini sağlayabilir. Böylece, fosil yakıt sektöründeki işler kadük hale gelirken, bunların yerini “daha yeşil” işler alabilir. ABD’deki Energy Information Administration’ın paylaştığı veriler, son yıllarda rüzgâr enerjisi üretimindeki artışın yüzde 28’den yüzde 60’a çıktığını gösteriyor. Hâlihazırda ABD’deki elektrik enerjisinin yüzde 2,3’ü rüzgâr enerjisinden sağlanıyor. Avrupa’daki Wind Energy Association ise, 2011’de kıtadaki tüm elektrik üretiminin yüzde 6,3’ünün rüzgâr kaynaklı olduğunu açıklamıştı.

Geri dönüşüm uzmanlığı


Dünyanın neredeyse bütün gelişmiş ülkeleri için geri dönüşüm hayati bir iş koluna hâlihazırda dönüşmüş durumda. Örneğin, American Forest&Paper Association’ın verilerine göre 2011’de ABD’de tüketilen kâğıdın üçte ikisi geri dönüşüm ürünüydü. Elbette geri dönüşüm deyince sadece kâğıt değil, sudan cama birçok maddeyi düşünmek gerekiyor. Bu da, çok sayıda yeşil iş imkânı anlamına geliyor. EPA istatistiklerine göre, bir ton kâğıdı geri dönüştürerek tasarruf edilen enerji, ABD’de bir evin altı aylık ihtiyacını karşılayabiliyor, 26 bin litre su tasarrufu sağlıyor.

Yeşil tasarımcılık


Gelecekte tasarımcılığın en gözde kollarından biri yeşil tasarım olacak gibi görünüyor. Yeşil kentlerin, yeşil binaların, çevre dostu yapıların sayısı arttıkça bunları tasarlayabilecek mimarlara, bahçe tasarımcılarına ve şehir planlayıcılarına duyulan ihtiyaç da artacak. Günümüzde yeşil tasarımın en güzel örneklerinden biri California Bilimler Akademisi binasının ‘Yaşayan Çatı’sı (Living Roof). Bu çatı sadece yağmuru tutmakla kalmıyor, bin 765 metre karelik bir alanda 1,7 milyon bitkiye ev sahipliği yapıyor.

Dalga enerjisi üretimiyle ilgili işler


Yeryüzünün yaklaşık üçte ikisini kaplayan okyanuslar, içindeki su sürekli hareket halinde olduğu için enerji üretimi açısından da elverişli. 2011’de İskoçya’da kullanıma giren 180 metrelik Pelamis P2 dalga enerjisi jeneratörü, sudaki hareketi enerjiye dönüştüren teknolojinin en son örneklerinden. Pelamis P2’nin yıllık enerji üretimi 500 evin ihtiyacını karşılayabilecek miktarda. Dalga enerjisi oldukça güçlü bir kaynak olmasına rağmen sanayi açısından henüz yeterince gelişmiş olduğu söylenemez. Destekçiler, yenilenebilir enerji sektöründe dalga enerjisinin payının artması için çalışmalarını sürdürüyor.

Güneş pili teknisyenliği


Avrupa Komisyonu’nun paylaştığı bilgilere göre, güneş pili ve fotovoltaik sistemlerin üretimi geçen 10 yılda, her iki senede bir ikiye katlayarak arttı. Bu teknolojinin daha da yaygınlaşması için ücretinin azalması, verimliliğinin artması gerekiyor. Bu sağlanabilirse güneş pilleri birincil elektrik tedarik kaynağı haline gelebilir. Dünyadaki fotovoltaik enerjinin yüzde 30’unu üreten Avrupa’da başı çeken Almanya’da 40 bin civarında “güneş çalışanı” görev yapıyor. Güneş enerjisini en çok kullanan diğer ülkeler ise Japonya ve ABD.

Doğa bilimleri uzmanlığı


Doğa insanoğlu tarafından hızla tahrip edilirken, bu tahribatın etkilerini ölçümleyecek bilim insanlarına duyulan ihtiyaç da hızla artıyor. Fotoğrafta, bu uzmanlardan birinin Avustralya açıklarında dalarak okyanustaki asit oranının artışını ölçtüğü görülüyor. Böylece, Dünya’daki iklim değişikliğine kanıt topluyor ve değişikliğin ekosistemlere etkisini gözlemliyor. İnsanlar daha sürdürülebilir yaşam biçimlerine ve yeşil ekonomilere geçerken, bir yandan da doğa üzerindeki etkilerimizi tespit ve analiz edecek profesyonellere duyulan ihtiyacın buna paralel olarak artış göstereceği öngörülüyor.

Biyoyakıt üretimiyle ilgili işler

Yenilenebilir enerji teknolojileri içinde motor biyoyakıtları; hızlı gelişimleri ve akaryakıt sektöründe buldukları ticari konum ve hedeflenen kullanım oranlarıyla ülke uygulamalarında ciddi bir biçimde yer alıyor. Örneğin, 2007 tarihli ‘Energy Independence and Security Act’ (Enerji Bağımsızlığı ve Güvenliği Kanunu) ABD’deki yenilenebilir yakıt üretim miktarının, 2022’ye kadar 136 milyar litreye çıkmasını şart koşmuştu. Hayvansal veya bitkisel kökenli olan bu yakıtların teşviki, biyoyakıt alanındaki işlerin de artmasına neden oluyor. Bu işler arasında; etanol gibi biyoyakıtlar için gerekli tesislerin inşa edilmesi ve yönetilmesi, hammadde üretimi, sevkiyat altyapısı kurulumu gibi kalemler yer alıyor.

Fotoğraflar: National Geographic