Skip to main content

Endüstri 4.0’ın alt bileşenleri bugün için siber-fiziksel sistemler, yatay ve dikey entegrasyon, büyük veri, otonom robotlar, bulut ve analitik algoritmalar, artırılmış gerçeklik ve siber güvenlik olarak tanımlanıyor. Gelin, şimdi bir ülke turu yapalım ve Türkiye’de bu alanda kimler neler yapıyor bunu görelim

ali rıza ersoy Nisan 2013’te Almanya’nın adını Endüstri 4.0 koyduğu, dünya üretim sanayiinin 4. Devrimi, sadece 10 ay sonra bir basın lansmanı ile İstanbul’da ülkemiz kamuoyu ile paylaşılmıştı.

O günden bugüne kadar geçen sürede ama ağırlıklı olarak son 6 ayda, Endüstri 4.0 konu başlığı veya alt başlığı altında 40’tan fazla etkinlik düzenlendi. Yaklaşık 10 bin sanayici, akademisyen ve öğrenci bu etkinliklerde konu ile tanışma ve tartışma fırsatı buldu. Kasım 2016 ortasına kadar 20’den fazla etkinlik ise şimdiden planlanmış durumda. Yeni etkinlikler ardı ardına programlanıyor. Planlanan bu toplantılarla yine binlerce sanayici konu ile tanışma veya konu hakkında derinleşme fırsatı bulacak. Bugünlerde Google Trends’e girip önce Türkiye’yi, ardından da  anahtar kelime olarak olarak ‘Endüstri 4.0’ı seçerseniz Kasım 2015’den itibaren Endüstri 4.0 konusunun ülkemizde hızla artan bir şekilde konuşulmaya başlandığını siz de görebilirsiniz.

Bu ilgi, öncelikle dünyanın en büyük sanayi fuarı Hannover Messe’nin 2015 mottosunu “Endüstri 4.0” olarak seçmesi ile başladı. Davos 2105’in de mottosu Endüstri 4.0 idi. Keza ülkemizin Davos’u olarak anılan Uludağ Zirvesi de 2016’da  Endüstri 4.0’a odaklanmıştı. Aralarında Siemens’in de bulunduğu Almanya ağırlıklı şirketlerin  pazarlama faaliyetleri de bu akıma destek oldu.

Endüstri 4.0’ın alt bileşenleri bugün için  siber-fiziksel sistemler, yatay ve dikey entegrasyon, büyük veri, otonom robotlar, bulut ve analitik algoritmalar, artırılmış gerçeklik ve siber güvenlik olarak tanımlanıyor.

Endüstri 4.0 dalgaları ülkemiz sahillerine vurdu...

Gelin, şimdi bir ülke turu yapalım ve Türkiye’de bu alanda kimler neler yapıyor bunu görelim:

Sanayi odaları: Denizli, İzmir, Bursa, Kayseri, Ankara ve Eskişehir sanayi odaları ilk konferanslarını düzenlediler. Ankara Sanayi Odası, Meslek Yüksek Okulu’nda Endüstri 4.0 müfredatı hazırlamaya başlıyor. Küçük şehirlerimizde bile öğrenmeye yönelik toplantılar düzenleniyor.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği: Sonbaharda 5-6 şehrimizi kapsayan roadshow planlıyor

Kamu: Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu, Şubat ayında,  Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın hazırladığı “Akıllı Fabrikalar” önerisini kabul etti. Bu, kamunun çarklarının geri dönülemez bir şekilde dönmeye başlaması demektir. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı hummalı bir şekilde ilgili kamu kurumları ve STK’lar ile görüşmelerini sürdürüyor. Kısa süre içinde ülkemizin 4.0 platformu açıklanacak ve ilk işi ülkemizin yol haritasını hazırlamak olacak. Böylece Almanya’dan sadece 3.5 yıl sonra bizim de yol haritamız belli olacak. TÜBİTAK, Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı ve Millî Eğitim Bakanlığı gibi kurumlar da konu üzerinde ayrıca çalışıyor. Hem Başbakan hem de Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı konuyu sıkça dile getirip, “Bu sefer ıskalamayacağız” vurgusu yapıyorlar.

Kamu bir yandan yol gösterici, engel aşıcı rolünü sürdürürken diğer yandan, muhtemelen, 3 aşamada hibe ve teşviklerle şirketleri cesaretlendirecek. Birincisi, mevcut işletmelerin 2.0 dan 3.0’a veya 3.0’dan 4.0’a geçişleri; ikincisi yeni kurulacak hatların veya fabrikaların 4.0’a en yakın biçimde kurulması ve üçüncüsü ve bence en önemlisi de Endüstri 4.0 teknolojilerinin ülkemiz şirketlerince üretilmesi aşamalarında. Önümüzdeki bir kaç yıl içinde, onlarca Türk şirketinin Endüstri 4.0 teknolojilerini ürettiğine şahit olacağız. Tabii, sıra bunları ihraç etmeye gelecek.

Üniversiteler: İTÜ, Ege Üniversitesi, Kadir Has Üniversitesi ve Yaşar Üniversitesi gibi üniversitelerimiz konferanslar düzenliyor. Türk-Alman Üniversitesi mekatronik lisans eğitimine Endüstri 4.0 dersi koyuyor ve ülkemizin ilk Endüstri 4.0 laboratuvarını kuruyor. Bahçeşehir Üniversitesi konuyla ilgili lisansüstü programı hazırlıyor. Son 6 ayda, 15 kadar üniversitemizde yüzlerce akademisyen ve öğrenciye Endüstri 4.0 konferansları verildi. Okullar açılınca da, şimdiden planlanmış yeni konferanslar gerçekleşecek.

Sivil toplum kuruluşları: TÜSİAD, Türkiye özelinde bir Endüstri 4.0 raporu hazırlattı ve lanse etti. TÜSİAD ayrıca Endüstri 4.0 Çalışma Grubu’nu kuruyor. ASKON ilk seminerini yaptı. Tedarik Zinciri Yönetimi Derneği TEDAR, Beyaz Eşya Yan Sanayicileri Derneği BEYSAD, Türkiye Bilişim Derneği TBD gibi dernekler de bu konudaki ilk konferanslarını yaptılar.

Karma: Avrupa Birliği 2015-2021 dönem planlamaları içinde hibe fonlarınca desteklenen; Avrupa İşletmeler Ağı, Sabancı Üni­versitesi,İstanbul Sanayi Odası ve KOSGEB’in oluşturduğu konsorsiyum tarafından projelendirilen Endüstri 4.0 Projesi, bu konudaki önemli karma projelerden biri.

Bilim, Sanayi.ve Teknoloji Bakanlığı ile Kocaeli Belediyesi, ülkenin ilk halka açık Endüstri 4.0 laboratuvarını Kocaeli Bilim Merkezi bünyesinde gerçekleştirdiler bile. Eminim zaman içinde diğer belediyelerimiz de konuya eğilecektir.

Basın: Peki, Türk basını konuyu ne ölçüde izliyor? Basını “Google Alerts”den, benim yaptığım gibi, takip edebilirsiniz. Son 8 aydır ulusal, yerel, sektörel ve görsel basında konu geçmişte olmadığı kadar sık işleniyor. Yerel basında bile Endüstri 4.0 odaklı haberlere sıkça rastlanıyor.  Basında bu konudaki haber yoğunluğu halen takip edilebilir düzeyde ancak sevindiciri olan birşey var ki bu konudaki medya yoğunluğunu yakın zamanda takip edemez hale geleceğiz.

Özel sektör: Ülkemizin ilk co-robot’ları yani birbiri ile iletişim kurabilen robotları Türkiye’ye geldi bile. İzmir’de bir firmamız Endüstri 4.0 departmanını  aylar önce kurdu. Yine İzmir’de bir şirketimiz, aylar önce, 3 yıllık Endüstri 4.0 planını hazırladı. Bir çok şirkette ama öncelikle otomotiv, beyaz eşya ve elektronik imalat sanayinde ana gündem maddesi Endüstri 4.0 olmaya başladı. Bu aktiviteler, doğal olarak ancak benim takip edebildiklerim. Eminim pek çok aktivite gerçekleştirilmiş ve planlanmış durumdadır.

Endüstri 4.0 dalgaları ülkemiz sahillerine vurdu...

Endüstri 4.0’a Türkiye’den örnekler

Bu örnekte Bursa’daki bir şirketimiz ürettiği makineleri Somali’den ABD’ye kadar tüm dünyaya satıyor. Ancak makinenin ilk arızası ortaya çıkana kadar ürünü ile irtibatını kaybediyor. Şimdi yeni nesil makinelerine ilave sensörler yerleştirecek ve şimdiye kadar ölçmediği (örneğin ortam ısısı, hangi programların daha çok kullanıldığı, hangi motorun hangi programlarda daha sık arızalandığı vb) parametreleri 7/24 ölçebilecek. Tüm yeni nesil makineler internet üzerinden bulut’a bağlanacak. Bulut’ta bulunan bir analitik yazılım, bu çok sayıda makineden gelen anlık (realtime) ‘veri’yi şirketin istediği formatta ‘bilgi’ye dönüştürecek.

Böylece bir sonraki nesil makineler tasarlanırken bu bilgiler kullanılacak ve arıza ihtimalleri çok aza indirgenebilecek. Pazarlama boyutu da unutulmadan makinelere “E 4.0 ready” etiketleri yapıştırılacak. Böylece şirketimiz, yukarıda bahsettiğimiz Endüstri 4.0’ın “büyük veri”, “bulut ve analitik algoritmalar” altbaşlıklarını kullanarak ciddi global rekabet avantajı, prestij ve maliyet düşümü sağlamış olacak.

Bir diğer örnek de Gebze’de yeni bir fabrika kuracak olan bir şirketimiz, paralel çalışacak üretim hatlarının birbiri ile konuşması talebi ile Türk firmalarından teklif topluyor. Yani, hatlar kurulduktan sonra eğer bir arıza ortaya çıkarsa insan müdahelesi olmadan, komşu hat arızalı hattın üretimini kısmen de olsa üstlenebilecek. Bu, “otonom robotlar” alt başlığımızın “otonom üretim hatları” versiyonu.  Daha da güzeli bu hatların ülkemiz şirketleri tarafından yapılacak olması.

Kocaeli’nde halen çok sayıda robot kullanan bir şirketimiz, büyük veri ve analitik başlığı altında, analitik algoritmalar kullanarak “predictive maintenance ” yapmaya hazırlanıyor. Yani üretim hattındaki robotların sürekli ürettiği verileri toplayıp analiz ederek gelecekteki arızaları öngörmeyi, bu arızaların temel sebeplerini bulmayı ve daha arıza ortaya çıkmadan tedbir almayı sağlayacaklar. Bu kesintisiz üretim ve ciddi maliyet düşüşü ve doğal olarak artan global rekabet demektir. Daha da güzel tarafı, teklif verenler arasında New York menşeli bir Türk şirketinin de bulunması.

İstanbul’da beyaz eşya üreten bir şirketimiz ürünlerinde büyük veri, nesnelerin interneti ve bulut teknolojilerini kullanmanın altyapısı üzerinde çalışıyor. Yeni nesil ürünler internete bağlanabilecek şekilde ürütilecek. Böylece yıllar içinde, binlerce beyaz eşya evlerimizde wireless üzerinden buluta bağlı olacak sürekli veri üretecek. Bu büyük veri bulutttaki analitik algoritmalar sayesinde bilgiye dönüşecek. Şirket bir sonraki nesil cihazlarını tasarlarken bu “bilgi”den azami şekilde yararlanacak. “Hangi program ne kadar sıklıkta kullanılıyor? Filtreler dolmadan sms ile kullanıcıya mesaj gönderebilir miyiz,” gibi bugün düşünemediğimiz sorularla onlarca yenilik gelecek. Tabii ki, beraberinde global rekabet avantajı da.

Benzeri örneklerin önümüzdeki aylar ve yıllarda giderek artttığına tanık olacağız.

Siz bu yazıyı okurken, Endüstri 4.0 yolunda, ülkemizin millî isminin, logosunun, mottosunun ve çalışma platformunun yapısının kamuoyuna lansmanı yapılmış olacak. Böylece ilgili herkes gelecekte hangi milli markamız altında, nasıl çalışılacağını öğrenmiş olacak. Kamunun ilgili STK’lar ile birlikte kol kola çalışacak olması, ülkemizde yeni bir üretim heyecanı dalgası yaratabilir. Bu dalgalar, Endüstri 4.0’ın ülkemiz sahillerine vuran dalgaları olacak.Böylece, tüm sanayimiz yeni bir motivasyon içinde, yeni bir sanayi üretim modu’na geçebilir.

Ülke olarak 1. Endüstri Devrimi’ni 100, ikincisini 50 ve üçüncüsüni de 20  yıl sonradan takip edebilmişken, 4. Endüstri Devrimi’ni dünya ile eşzamanlı yaşayacağız. Yakın coğrafyamızda bunu başarabilecek tek ülke biziz.

Ali Rıza Ersoy

Siemens Türkiye Genel Müdür Yardımcısı