İŞ DÜNYASI

Savaş Önemli | 28.06.2018 - 13:30

“Daha teknolojik olmak değil, teknolojiyi doğru kullanmak önemli”

Türkiye’de dijital dönüşümün lokomotifi tartışmasız finans sektörü. Bankalarımızın dijitale yaptıkları yatırımın ve bu alanda harcadıkları eforun dijitalleşmenin hem kültür hem de iş yapma şekli olarak geniş kitlelere yayılmasında önemli bir faktör.

Facebook
Twitter
Linkedin
+

Dijital dönüşümü her yönüyle sorguladığımız “Dijital Kürsü” bölümümüzün bu ayki konuğu ülkemizde dijital bankacılığın bayrak taşıyıcılarından Türkiye İş Bankası’nın Genel Müdür Yardımcısı Yalçın Sezen.

Açıkçası bir devrin kapanıp yeni bir devrim başladığı bir dönemdeyiz. Bu yeni devrin kazananları dijital dönüşümü başarılı bir şekilde gerçekleştirenler olacak. Peki, sizce finans sektörü ülkemiz açısından bu dönüşümde nasıl bir role sahip?

Genç nüfus, akıllı telefon ve mobil internet penetrasyon oranlarının birçok Avrupa ülkesine kıyasla daha yüksek olduğu ülkemizde, finans sektörü dijital dönüşümde başı çekiyor. Ülkemizde bankalar ve diğer birçok finansal kuruluş sundukları yenilikçi ürün ve hizmetlerle her geçen gün daha da dijitalleşiyor.  Ülke olarak gelişebilmemiz için dijitalleşmenin tüm sektörlere nüfuz etmesi çok önemli. Dijitalleşmeyi kapsamlı olarak sağlayabilirsek gerçek başarıya ulaşabilir ve gelişimi sağlayabiliriz.

Türkiye’nin dijitalleşme yolculuğunda Türkiye İş Bankası olarak kendinizi nasıl konumlandırıyorsunuz?

Türkiye İş Bankası olarak geçmişten günümüze ilklerin bankası olma vizyonumuzla dijital bankacılığın ülkemizde gelişmesine ve yaygınlaşmasına öncülük ediyoruz. 1982 yılında ilk “Bankamatik”, Temmuz 1996’da ilk “İnteraktif Telefon Bankacılığı”, Haziran 1997’de ilk “İnternet Şubesi” ve Eylül 2007’de ilk uygulama tabanlı “Mobil Bankacılık” hizmeti olan İşCep de bunu zaten kanıtlıyor. Dijitalleşmeye bakış açımızı; “dijital teknolojileri uçtan uca tüm süreçlerimize entegre ederek verimliliğimizi artırmak ve müşterilerimize hayatlarını kolaylaştıran, kişiselleştirilmiş teklifler ile benzersiz deneyimler yaşatmak” olarak özetleyebiliriz.

2015 yılında başlattığınız dijital dönüşüm programında ne kadar yol aldınız?

2015 yılında başlattığımız dijital dönüşüm çalışmaları kapsamında öncelikle dünyada tüm sektörlerdeki başarılı dijitalleşme örneklerini inceledik. Bu kapsamda Silikon Vadisi’ne ziyaretler gerçekleştirdik. Onlarca firmayı ziyaret ettik, sonra da orada ofis açarak bu izlemeyi sürekli hale getirdik. Müşterilerimize sunduğumuz deneyimin tüm temas noktalarında mükemmelleştirilmesi ve buna bağlı iş modelimizin dijitalleşmesi için geniş bir çalışma grubu oluşturarak yol haritamızın temel kilometre taşlarını ortaya koyduk.  Tuzla Teknoloji ve Operasyon Merkezi (TUTOM) ve Atlas Veri Merkezimiz ile büyük bir teknolojik altyapı dönüşümünü gerçekleştirdik. Bu yatırımlarımızın yanında, yıllardır devam ettirdiğimiz müşteri süreçlerinde ve operasyonlardaki dijitalleşme çalışmalarımızı da sürdürerek dijital platformlarımızda müşterilerimize sunduğumuz hizmet çeşitliliğimizi daha da artırdık. Öte yandan dijital çağda, şubelerimizin daha fazla değer yaratacağı çalışma biçimlerini ortaya koyarak şubelerimizin fiziksel koşullarını da bu yeni deneyimi destekleyecek şekilde daha modern ve ergonomik bir yapıya kavuşturuyoruz.

Türkiye İş Bankası’nın dijital dönüşümünde Atlas Veri Merkezi’nin önemi nedir?  

Müşterilerimizin ve Türkiye İş Bankası’nın verilerini en güvenli biçimde, her türlü olumsuz senaryoya karşı koruyacağımız etkinlikte saklamak, en iyi altyapıların üzerinde işlemek ve bu altyapıyı sürdürülebilir kılmak çok önemli. Bu nedenle Türkiye İş Bankası olarak tarihimizin en büyük altyapı projesini gerçekleştirerek gelecek 25 yılın bilgi teknolojileri altyapısını hazırladık. Atlas veri merkezimiz, tüm dünyada sadece 42 veri merkezine verilen en üst seviye tam yedekli hata toleransına sahip 4. seviye (Tier IV) sertifikasını Türkiye’de alan ilk ve tek veri merkezi olma özelliği ile müşterilerimize kesintisiz ve sürdürülebilir bir hizmet deneyimi yaşatmayı sağlayacak temeli oluşturuyor. Bu yönüyle dijital dönüşümümüzün merkezinde konumlanıyor.

Dijitalleşme yolculuğunda SoftTech şirketiniz bankanızun öncü adımlarından biri oldu. SoftTech nasıl beklenti ve hedeflerle kuruldu? Geldiği noktada SoftTech’in bankaya katkılarını nasıl değerlendirirsiniz?

2006 yılında kurulan Softtech’in Türkiye İş Bankası’nın dijitalleşme yönünde attığı en büyük adımlardan birisi olduğunu söyleyebiliriz. Başlangıçta Türkiye İş Bankası’nın teknoloji yolculuğundaki en yakın iş ortağı olma misyonu ile kurulan Softtech bugün çok daha ileri bir noktada. Dijital bankacılıktan şubelere, mobilden bankamatiklere kadar Türkiye İş Bankası’nın yazılım teknolojileri Softtech tarafından geliştiriliyor. Aynı zamanda çalışan sayısıyla Türkiye’nin yerel sermayeli en büyük yazılım şirketi olduğunun da altını çizmek isterim. Bugün SoftTech, “Öncü teknoloji şirketi” olma vizyonuyla bankanın Ar-Ge çalışmalarını yürüten, diğer sektörlere hizmet veren, kendi içinden girişimler ortaya çıkaran, teknolojinin her alanında ürünler üreten bir teknoloji şirketi.

Softtech’e bağlı olarak kurduğunuz Maxitech Silikon Vadisi’nde iz sürmeye devam ediyor. Bu aralar Softtech’in ve Maxitech’in gündeminde ne var? 

Belirttiğiniz gibi Softtech yeni teknolojik trendleri yurt dışı ofisleri, inovasyon merkezi ve Ar-Ge ekipleriyle etkin bir şekilde yakından ve yerinde takip ederek değerli ve uygulanabilir bulunan teknolojileri İş Bankası’yla paylaşıyor. Silikon Vadisi’ndeki ofisimiz Maxitech’te şu an özellikle yapay zekâ çalışmaları hız kazanmış durumda.  Maxitech ve Softtech Türkiye yapay zekâ ekipleri beraber yakından çalışıyorlar. Hem finans hem de diğer sektörlerle ilgili pazar ve ihtiyaç doğrultusunda çözümler üreten humanoid robotlar, chatbot/voicebot makine öğrenmesi, gerçek zamanlı analitik çalışmalar ve robotik otomasyon projeleri gibi konular üzerinde aktif çalışmalar bulunuyor. Girişimlerle beraber API bankacılığı ve fintech konularında ortak çalışmalar da yürütülüyor. Sadece mobil tarafta değil, temel bankacılık ve sermaye piyasaları uygulamalarında da bulut teknolojisi kullanımı ve dijitalleşmede başarılı sonuçlar elde edildiğini söyleyebilirim.

Teknoloji trendleri konusunda takip edilmesi gereken bir diğer pazar Çin. Softtech’in Çin’de bir ofis açtığını duyduk.  Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Çin ekonomisiyle, yaptığı teknolojik atılımlarla hızla büyümekte olan bir pazar. Araştırma geliştirmeye yoğun bir şekilde yatırım yapan Çin, teknoloji ülkesi olma ve teknoloji ekosistemine yön vermede tartışmasız etkili bir bölge. Çin inovasyonu kendisi üretmese bile olağanüstü hızla çoğaltıyor, yaygın hale getiriyor. Şu an Çin’de ödemelerin yüzde 95’i mobilden yapılıyor. Silikon Vadisi’nden sonra Asya pazarını da yerinde görebilmek için orada da var olmanın önemli olduğunu düşünüyoruz. Çin’deki inovasyon merkezimizde, karşılıklı teknoloji transferi, startup araştırmaları ve işbirlikleri, satış çalışmaları ve donanım faaliyetlerinin yürütülmesini hedefliyoruz.

Sizce mobil bankacılık uygulamalarında son dönemde en önemli rekabet başlıkları hangileri?

Mobil bankacılık uygulamalarındaki işlem çeşitliliğini artırırken bu işlemlerdeki müşteri deneyiminin pürüzsüz olması gerekiyor. Müşterinizin hayatını kolaylaştırmak için sunduğunuz bir hizmetin deneyimini başarılı bir şekilde tasarlayamazsanız hizmetin müşterinizle buluşmanızı sağlayamaz ve üstelik müşteri memnuniyetsizliği yaratırsınız. Bu bakış açısıyla; mobil bankacılık alanında “deneyim tasarımı” üzerinde önemle durduğumuz konuların başında geliyor. Gözden kaçırılmaması gereken bir diğer nokta ise deneyim açısından biz sadece finans sektörü ile rekabet etmiyoruz, müşterilerimiz nezdinde Uber, Netflix vb. ideal deneyim sunan diğer uygulamalarla da rekabet halindeyiz. Müşterilerimiz farklı alanlarda da olsa diğer uygulamalarda yaşadıkları olumlu deneyimi bankacılık uygulamaları ile de karşılaştırıyor ve benzer deneyimleri bizden de bekliyor. Bu nedenle global düzeyde hem kendi sektörümüzdeki hem de birçok farklı sektördeki mobil uygulamaları ve teknolojik gelişmeleri çok yakından takip ederek kendi sistemlerimize entegre etmeye yönelik çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Dijital bankacılık çok dinamik sürekli yeni trendlerin konuşulduğu bir alan. Pek çok trend olsa da yapay zekâya ayrı bir parantez açmak istiyorum.  Sizin bu konuda yaptığınız çalışmalar ne durumda?

Türkiye İş Bankası olarak yapay zekâ teknolojilerinden faydalanarak müşterilerimizin şubelerimizde müşteri temsilcileriyle yaşadığı çift yönlü etkileşim deneyimini dijital kanallarımızda da sunmayı hedefliyoruz. Bu amaçla isbank.com.tr sayfamızda yer alan mesajlaşma botumuz “İş Bankası’na Sor”u müşterilerimize sunmuştuk. Uygulama sayesinde müşterilerimiz bankacılık işlemleri ile ilgili bilgilere 7 gün 24 saat kolay ve hızlı bir şekilde ulaşabiliyor. Öte yandan ticari müşterilerimize yönelik mükemmel eşleşme, zamanlama ve deneyim olarak adlandırabileceğimiz üç katmanlı yapay zekâ mimarisini kurguladık. Mükemmel eşleşme ile ticarî müşterilerimizi daha iyi tanıyarak ihtiyaç duyacakları ürün ve hizmetleri belirleme ve yeni ürün geliştirme avantajlarına kavuşmuş olduk. Mükemmel zamanlama aşamasında ticari müşterilerimize doğru zamanda doğru ürün ve hizmet önerisi sunarak etkileşime girebileceğimiz modeller hazırladık. Mükemmel deneyim aşamasında ise ticari müşterimizin ihtiyaçlarını öngörerek, ihtiyacın doğduğu anda müşteriye değer önerimizi sunmak mümkün oldu.

Bir de, açık bankacılık ve API’leri mevzusu var. Türkiye İş Bankası bu konuya nasıl bakıyor?

Son 10 yılda PSD (Avrupa Birliği Ödeme Hizmetleri Yönetmeliği)  ve PSD2 gibi düzenlemeler yeni oyuncuların sisteme girmesini kolaylaştırarak finansal sektörde rekabeti artırdı. API’lar ise birbirlerini rakip görmek yerine işbirliği yapmayı tercih eden kuruluşlar için en etkili çözüm olarak öne çıkıyor.

Türkiye İş Bankası olarak teknoloji odaklı girişimlerle işbirliğini destekliyoruz. API’lar; bankalar ve girişimlerin bir araya gelerek karşılıklı fayda sağlayacakları çözümler üretmelerine yardımcı oluyor.

API çözümleri bankaların; inovatif ortaklar bularak yenilikçi hizmetler sunmasını kolaylaştırırken, girişimlerin de yeni sistemler oluşturmak yerine bankaların oturmuş, güvenilir sistemlerinden yararlanmasına imkân tanıyor.  API’lar, kuruluşların sunduğu API Portaller sayesinde daha erişilebilir hale geliyor. Geliştiriciler API portalleri ziyaret ederek, sunulan API’lar hakkında bilgi edinebiliyor, test yapabiliyor ve test edilen API’ları kullanarak oluşturduğu çözümü hizmete sunabiliyor.
Biz de çok yakında ürettiğimiz API’ları sunacağımız bir API Portali hayata geçirmeyi planlıyoruz.

Sektörümüzün üzerinde durması gereken bir diğer konu e-ihracat. Sizin sınır ötesi e-ticaret bankacılığı konuda çalışmalarınız ne durumda?

Türkiye İş Bankası sanal POS çözümü, işletmelere 15 farklı para birimiyle tahsilat ve Visa, Mastercard, American Express, UnionPay ve JCB gibi dünyanın en büyük kartlı işlem kuruluşlarının yanı sıra Sofort, iDeal, Qiwi ve WeChat Pay gibi 18 farklı alternatif ödeme yöntemi ile ödeme kabul edebilme imkânı sağlıyor. Bu anlamda Türkiye İş Bankası sanal POS üye işyerleri, tek bir entegrasyon ile dünyada geçerli hemen hemen tüm uluslararası kartları ve özellikle Avrupa’da, Rusya’da ve Çin’de çok yaygın olarak kullanılan alternatif ödeme yöntemlerini de kabul eder hale geliyor. Öte yandan, e-ihracat özelinde DHL ve İdeaSoft ile başlattığımız ve sektörde bir ilk olan  işbirliği sayesinde, yurtdışına e-ihracat kapsamında mal göndermek isteyen üye işyerlerinin yazılım altyapısı, lojistik ve ödeme sistemleri alanındaki ihtiyaçlarını karşılayacak bir çözümümüz de var. En son, BDDK lisansı ile Türkiye’deki faaliyetlerini sürdüren ve Türkiye’deki KOBİ’lere yabancı dil sıkıntısı yaşatmadan dünyanın dört bir yanına ihracat yapabilme olanağı sunan Octet ile yapmış olduğumuz iş birliği sayesinde, bankamızın e-ticaret alanındaki katma değerli hizmetlerini Octet sistemini kullanan işletmelerimize de sunmuş olduk.

Türkiye dijital bankacılık konusunda dünyanın en önemli merkezlerinden biri. Bu durum yani bankaların finans teknolojileri sektörü üzerindeki dominant etkisi bu alanda daha fazla girişimin çıkması önünde bir engel mi sizce?

Dijitalleşme ile birlikte iş yapma şekilleri de değişiyor. Her şeyi kendim yapacağım dönemi çoktan bitti. Girişimci ekosistemindeki oyuncularla daha yakın çalışılması gerekiyor. Biz Türkiye İş Bankası olarak, ölçeklenme potansiyeli yüksek teknoloji girişimleri olarak adlandırılan startup’ları tehdit değil, imkân, fırsat ve işbirliği alanı olarak görüyoruz. Bu bakış açısı ile 2016 yılından beri Kolektif House’daki ofisimizde start-up ekosistemi ile birebir çalışmalar yürütüyor, hatta girişimlerin ölçeklenmesi için İş Bankası ana desteği ile kurulan Workup Girişimcilik Programı üzerinden girişimlere yeni iş alanları yaratma, onları Türkiye İş Bankası müşterileri ile buluşturma anlamında büyük emek harcıyoruz.

Workup cephesindeki son gelişmeler neler peki? Paylaşabilir misiniz?

 Bankamızın ana desteğiyle Kolektif House bünyesinde Mayıs 2017’de başlattığımız Workup Girişimcilik Programı’na şimdiye kadar toplam 27 girişimi kabul ettik. Kasım 2017’de ilk mezunlarını veren programımızın ikinci dönem girişimleri de geçen ay 11 Mayıs’ta mezun oldu. Program, üçüncü dönem girişimleriyle devam ediyor. Workup girişimcilik programı ile teknoloji odaklı girişimlerin iş fikirlerini geliştirmeleri ve işlerini büyütmeleri için eğitim ve mentorluk içeren uzun soluklu bir program yürütüyoruz. Girişimlerin global pazarlara açılması için de önemli destekler veriyoruz. Mart ayında Austin Teksas’ta gerçekleşen, dünyanın en büyük dijital inovasyon etkinliklerinden South by Southwest (SXSW) festivaline Workup’lı girişimlerimizden Pacer ve Overstruct’ın katılmasını sağlayarak yurtdışı girişimcilik ekosistemiyle bağlantı kurabilmelerine aracılık ettik. Burada Overstruct’ın dünyaca ünlü sanal gerçeklik haber sitesi VRScout tarafından düzenlenen Mixer etkinliğine, ürününü tanıtmak üzere davet edildiğine mutlulukla tanık olduk. Gerek Workup gerekse de girişimcilik ekosisteminden diğer aktörler ile çok çeşitli iş birliklerimiz oluyor. Bu işbirlikleri kurum içi tarafta da büyük katkılar sağlıyor.