TEKNOLOJİ

DigitalAge | 10.04.2020 - 11:32

Ad Hoc, Nisan sayısıyla raflarda

Akademinin rafine bilgisini popüler kültürle bir araya getiren ve iş dünyasına dönüştürücü mesajlar gönderen Ad Hoc, Nisan sayısıyla raflarda.

Kültür, teknoloji, insan ve ekonomi dörtlüsünde hayat bulan yerel ve küresel gelişmeleri, eleştirel ve çoksesli bir bakış açısıyla mercek altına alan Ad Hoc’un bu ayki teması ise ”risk ve cesaret”.

İnsanın dünyaya hor davrandığı zamanlarda bile güneş bizlerden ışığını nasıl esirgemiyor ve her gün yeniden doğmaya devam ediyorsa, zorlu zamanlar ve imkânsız gördüğümüz düşünceler de bir gün kendine çıkış yolu sunan o ışıkla karşılaşacağını biliyor ve yeni düşünüşlerin önünü açıyor. Her hâlükârda aynı gökyüzünü paylaştığımızı söyleyen Ad Hoc ise insanlığın aradığı anlamların ardındaki risklere ve gözü pekliğin yarattığı mucizelere odaklanıyor. Zorlukların üstesinden gelen inancın tüm dünyaya ilham olması umuduyla…

Neler oluyor?

Küreselleşmenin ve tüketiciliğin getirdiği olumsuzluklar insanlığın kendi değerlerini bir kez daha gözden geçirmesine sebep oluyor. Sürdürülebilir olmak, geleceğe daha temiz bir dünya bırakmak, yaşamı etkin kılmak gibi değerler giderek daha çok ön plana çıkıyor. Karnı doyduğunda, etini stoklamaya ve ayırmaya kalkmayan bir aslan sofrasına uzanıyoruz.

Küreselleşme, dijital dönüşüm ve ekonomik koşullar pek çok sektörü etkiledi, sanat dünyası da bu etkiden nasibini aldı. Mekân algısındaki dönüşüm, sanat için akışkan bir hal aldıkça zaman ve uzam sınırı da olmayan yeni platformlar yaratıldı. İzolasyon sürecine alışmaya çalıştığımız bu ay, önce online sergilere ardından sanatın dijital haline odaklanıyoruz.

Sosyal medya hayatımıza girdikten kısa süre sonra vazgeçilmez bir parçamız oldu. Dijitalleşme ise yeni normalimiz. Hatta TikTok ile birlikte toplumu çok daha net ve filtresiz olarak görmeye başladık. Sıradanlığa övgü olarak söz ettiğimiz TikTok’a ve onu diğer mecralardan ayıran en temel motivasyona yani gerçekliğe odaklandık. Aşina olduğumuz çoğu ismin TikTok hesabı açmaya karar verdiği şu günlerde, inceleme alanlarından biri olarak bu platformu seçen Önder Abay’a kulak verdik.

Bir de sıradanlaşanlara… Ofansif mizahtan başlayıp sosyal medyaya hakim olan linç kültürünün derinliklerine indik ve sıradanlaşan bu nefretin komik mi yoksa utanç verici mi olduğunu tartıştık.

Cevap aradığımız sorular

İyilik ekonomisi: Korkunun ecele faydası var mı?

Demir ağlar hangi kültürde nerede duruyor?

Kadınlar nerede?

Yapay zekâ vahşi doğayı kurtarabilir mi?

Bedenlerimizi ve zihinlerimizi yeniden inşa etmenin yollarını bulduğumuzda veri ekonomisi daha büyük bir ekonomiye dönüşebilir. Peki, onun sahibi ve kontrolü kimde ya da kimlerde olacak?

Sakin, bireysel ve normal

Minimalist yaşam tarzının popülerleşmesinden tutun da yaşadığımız tempolu hayatın durağanlaştığı bu günlerde, neredeyse her yerde, sakinleşmemiz ve yavaşlamamız gerektiği söyleniyor. Bizler de Ali Şimşek’in ifadeleriyle sakinliği yeniden keşfettik. Hızın ortasındaki bu sakinlik yeni bir fenomen değil. Tam da bu yüzden 300 yıl öncesine, Hollanda’ya kadar uzandık.

Dünya, uzun zamandır belirsizliklerle dolu bir dönemden geçiyor. Ülkelerin, gündemdeki sorunlarla mücadele ederken birbirlerinden farklı yöntemler denediğine tanık oluyoruz. ‘Toplumların benimsediği felsefeler, devletlerin global kriz ve problemlere verdikleri farklı tepkileri açıklamaya yardımcı olabilir mi? ’dedik ve bireyselliğin felsefesine kapılarımızı araladık.

Son günlerde sıkça duyduğumuz normalliğe ve ‘normal’in yeni haline de odaklanmak gerek. Belli ölçülerde modern, hatta modern-sonrası dönemde öznellik ve ilişkilenme biçimlerine ayna tutan ‘Normal İnsanlar’ kitabını ve farklılıklara saygı duymanın normal oluşu üzerine ‘Himitsu-bako’ metaforunu deneyebiliriz belki…

Risk, çemberin içinde mi yoksa dışında mı?

Kimileri bir kaplumbağa gibi ancak kafasını dışarıya çıkardığında yaşadığını fark ediyor kimileri yalnızca günü kurtarmanın peşinde. Risk her yerde ve her ikisinde var; ancak cesaret, çemberin içinde mi yoksa dışında mı olacağımızın kararını veriyor. Bizler bu çemberi mercek altına alarak insanlığın aradığı anlamların ardındaki riskleri ve gözü pekliğin yarattığı mucizeleri sizlerle paylaşmak; dünyanın yeniliklerle kuşatıldığı yolda ve risklerin karşısında cesurca durabilmenin gücünü anlatmak istedik.