Yukarı Avusturya’nın Enns Nehri kıyısındaki Kronstorf, 3 bin 500 kişinin yaşadığı, tarım arazileriyle çevrili küçük bir kasaba. Google, kasabanın hemen yanı başındaki araziyi 18 yıl kadar önce satın almıştı; inşaata ise bu yılın nisan ayında başladı. Kurulan veri merkezinin alanı 50 hektar, yani yaklaşık 70 futbol sahası büyüklüğünde. İlk aşamanın 2027’de devreye girmesi bekleniyor.
Bu ölçek, kasabanın gündemini kısa sürede değiştirdi. Temmuzda 200’den fazla kişi inşaat alanının önünde toplandı; eylemler yaz boyunca sürdü ve eylülde Linz’e taşındı. Yaklaşık 400 kişi eyalet hükümeti binasının önünde bir araya gelerek yapı planlarının kamuya açılmasını istedi. İtirazın dayandığı iki rakam var.
İtirazın iki gerekçesi: elektrik ve su
İlki tüketim. Tesisin yalnızca ilk aşaması 150 megavat tepe gücüyle çalışacak ve yılda 1,31 teravatsaate kadar elektrik tüketebilir; bu, 375 bin hanenin yıllık tüketimine denk. İkinci aşamada öngörülen güç 500 megavata, ek tüketim ise 4,4 teravatsaate çıkıyor. İki aşama birlikte devreye girdiğinde tek bir tesis, 2024’te toplam 14 teravatsaat elektrik tüketen Yukarı Avusturya’nın talebini yaklaşık üçte bir artırabilecek.
Bu kadar gücün bir de soğutulması gerekiyor; ikinci itiraz buradan doğuyor. Tesis, Enns Nehri yakınındaki kuyulardan çektiği suyla soğutulacak ve günde 5,8 milyon litreye kadar ısınmış suyu azami 30 derecede nehre geri verecek. Kasaba sakinlerinin sorduğu soru, nehrin bunu nasıl karşılayacağı ve bu kararın hangi verilerle alındığı. Google ise bilirkişi raporuna göre Enns’e etkinin ihmal edilebilir düzeyde kaldığını, veri merkezlerinin dünyanın en verimlileri arasında yer aldığını ve projenin yaklaşık 100 doğrudan istihdam yaratacağını belirtiyor.
Tartışmayı yerel bir anlaşmazlık olmaktan çıkaran şey ise Kronstorf’un tek örnek olmaması. Benzer itirazlar İspanya, Hollanda, Danimarka ve İskoçya’da da görülüyor. Yapay zekâ kullanıcı tarafında birkaç saniyelik, neredeyse maliyetsiz bir işlem gibi görünüyor; oysa o işlemi mümkün kılan altyapının elektrik ve su faturası belirli bir coğrafyaya, belirli bir kasabaya kesiliyor. Bu nedenle tartışma artık teknolojinin ne yapabildiği üzerine değil, o yeteneğin kimin kaynaklarıyla üretildiği üzerine dönüyor.
