yazarlar

01.03.2018 - 15:25

Marka: “Sosyal medyada neden başarısız olduk?”

Markaların sosyal medyaya katılıp katılmamasıyla ilgili tartışma uzun yıllar önce bitti ancak varlığını korumak ve sosyal medyayı etkili kullanmakla ilgili kaygılar hâlâ sürüyor.

Facebook
Twitter
Linkedin
+

Marka: “Sosyal medyada neden başarısız olduk?”
Markanızı büyütmek ve sesinizi aktif olarak duyurarak marka kimliğinizi korumak sosyal medya aracılığıyla mümkün.  Ancak sosyal medyada reklamcılık ve pazarlama söz konusu olduğunda etrafta başarılı örnekler kadar başarısız olanları da görmek gerek. Daha başarılı bir kampanya yürütmenize yardımcı olmak için, markaların sosyal medya konusunda başarısız olmalarının en sık görülen beş nedeni birlikte gözden geçirelim.

1. Yanlış platformlarda aktif olmak

İletişiminizi güçlendirebileceğiniz birkaç platform mevcut ve birçok işletme, hepsinde aktif olması gerektiğini varsayarak tüm bu platformlar için çok fazla efor sarfediyor. Sosyal paylaşım ağlarının hangisinin sizin için en kârlı olacağını belirlemekte emin olun çok daha iyi adımlar atabilir ve enerjinizi etkileşimi yüksek bir kitle ile oluşturmaya ve ücretli tanıtım seçeneklerine hakim olmanızı sağlamaya harcayabilirsiniz.

Bir danışmanlık ya da koçluk şirketi Facebook’ta başarı yakalarken, harcanan zamanı Pinterest ile paylaşmaya değmeyecektir. Öte yandan bir e-ticaret kuyumcu mağazası, Pinterest’in avantajlarından yararlanmak isterse bu doğru bir adım olur. En iyi fırsatların nerede olduğunu bulup, platformları en etkin şekilde yönetmeye başlayın.

2. Unutması kolay bir kullanıcı deneyimi sunmak

Sosyal medyada sadık olarak takip eden ve etkileşimde kalan bir kitle yaratmanın tek amacı sosyal medyanın dışındaki alana trafik yaratmaktır. İster özel bir kampanya sayfasına isterseniz şirketinizin internet sitesinin ana sayfasına trafik çekmek istiyor olun, her bir kullanıcıyı memnun edecek, keyifli bir deneyim sağlamalısınız.

İnternet sitenize gider ve aradıklarını çabucak bulamazlarsa veya internet siteniz yeterince hızlı yüklenmezse ayrılırlar. Bu kötü tecrübeye zihinsel bir not yazarlar ve muhtemelen markanızla bağlantılarını keserler. Yalnızca bir sosyal takipçiyi kaybetmekle kalmayacaksınız, aynı zamanda onları bir müşteriye dönüştürmek için başka bir şans bulamayacaksınız. Çevrimiçi dünyada rekabet her zaman çok keskindir, keyifli bir kullanıcı deneyimi sağlayın ya da tüketiciyi bunu iyi yapan bir rakibinize kaptırmayı kabul edin.

3. Influencer pazarlamayı görmezden gelmek

En etkili stratejilerden biri, aynı zamanda birçok markanın hâlâ görmezden geldiği stratejilerden biri – influencer pazarlama. Doğru ürünü veya hizmeti eşleşen bir etki yaratıcısı yani influencer ile eşleştirdiğinizde, işinizi son derece hedefli bir kitleye taşıyabilirsiniz. Halihazırda, marka bilincini artırmanın en etkili yöntemlerinden biri olarak bahsediliyor ancak sonuçları görmek için doğru kampanyayı gerektiriyor.

4. Mevcut verileri yakından incelememek

Parmaklarımızın ucunda sonsuz veri var ancak baştan kabul edelim ki çoğu işletme sahibi, analiz etmek ve analizin sonucuna göre aksiyon almak söz konusu olunca tembellik ediyor. Facebook Page Insights, Twitter Analytics, Instagram Insights ve Pinterest Analytics, yalnızca mevcut ücretsiz seçeneklerden bazıları. Hangi sosyal medya ağlarında aktif olduğunuza bakılmaksızın, kullanıcı verilerini görüntülemek ve analiz etmek için onlarca yol var. Yani, siz yeter ki bilmek isteyin. Analiz etme ve veri inceleme konusunu ciddiye almaya başladığınızda her hafta düzenli olarak belirli zamanlarınızı buna ayırmanız önemlidir. Bu, nelerin çalıştığını öğrenmenin ve bu çabaları ölçeklendirmenin yanı sıra düşük performans stratejilerini kestirmenin en hızlı yoludur. Sosyal medyanın, “yap ve unut” gibi bir sistemi olmadığını kabul edin. Sürekli olarak kitlenizi izleyerek ve dinleyerek yakın takipte olmalısınız. Bırakın size neyi nasıl sevdiklerini söylesinler ve siz de onlara istediklerini verebilin.

5. Hedef kitlenizin sosyal davranışlarını yanlış anlamak

Hedef kitlenizin, üzerinde aktif oldukları sosyal medya ağlarında nasıl davrandıklarını anlamanız önemlidir. Örneğin, Facebook’ta Millennials’ı veya Z kuşağını hedefliyorsanız, video içeriğinizi onlara en uygun şekilde test edip aldığı beğenileri demografik olarak değerlendirmelisiniz. 50 yaşın üzerindeki demografik kitleleri hedeflerseniz, onları çok basit bir açılış sayfasına yönlendirmek için kısa ve tatlı bir harekete geçirici mesaj yeterlidir. Farklı insanların gerçek hayatta olduğu gibi burada da tamamen farklı davrandığını unutmayın. Akıllı davranarak hedef kitlenizin davranışlarını öğrenmek için zaman ayırın, davranışlarını göz önünde bulundurarak içerik oluşturun ve bu içeriğin kimler tarafından ilgi gördüğünün farkında olun.