yazarlar

08.07.2019 - 16:43

İcat edilmiş her şey icat edilmiştir

Yeni fırsatlar ve açılımlara liderlik eden teknolojiler olarak bugünlerde sık karşımıza çıkan ‘deep tech’ alanında ülke olarak bizim bugüne değil, 10 yıl sonraya bakmamız lazım.

İcat edilmiş her şey icat edilmiştir
Amerika Birleşik Devletleri Patent Ofisi Müdürü Charles H. Duell’ın 1899’da söylediği tarihi sözünü bence her mühendis duvarına asmalıdır “İcat edilmiş her şey icat edilmiştir”. Bu açıklamadan tam 90 yıl sonra 1989’da internet bulundu. İnternetin bulunmasının ne kadar önemli olduğu tam anlaşılmışken 2009’da, yani sadece 10 yıl önce blockchain doğdu. Bazı görüşlere göre blockchain; bulunan teknolojilerden sadece bir tanesi, bazılarına göreyse en az internetin doğuşu kadar önemli.

Gelmiş olduğumuz noktada tüm işletmeler için teknolojiden bahsediyoruz. Teknolojiyi ikiye ayırmak mümkün. Mevcut işleri daha iyi, farklı, verimli yapmak ya da çok daha büyük kitlelere ulaşmak için teknolojinin kullanılması oldukça sık karşılaştığımız ve herkesin üzerinde vakit harcadığı yaklaşım. Bir diğer yaklaşım ise genel bilinen adı ile ‘deep tech’.

‘Deep tech’ kavramına, daha önce bulunmamış, geliştirildiğinde patent alınabilecek ve kullanım haklarının sahibi olunabilecek teknolojiler olarak bakabiliriz. Ama açıkçası benim deep tech ile ilgili görüşüm biraz farklı. Mevcut teknolojileri iyileştirip ya da farklılaştırıp bunlara patent almak mümkün. Bana göre deep tech; hayata değer katan, bildiğimiz metotları ve yolları yıkan, tamamen yeni fırsatlar ve açılımlara liderlik eden teknolojiler.
Yapay zeka bu konuda en iyi örneklerden birisi olabilir. Dünyada chatbot, doğal dil öğrenimi ve bunlarla ilgili yapay zeka algoritmaları üzerine alınmış bir çok patent olabilir fakat gelen soruya cevap verebilmek için araştıran, öğrenen ve bir moderasyona gerek kalmadan cevabı veren bir yapay zeka benim için gerçek anlamda deep tech olacak.

10 yıl sonraya bakmamız lazım

Biyoteknolojiye de birçok ülke ve yatırım fonu büyük kaynak ayırıyor. Genz Biyoteknoloji Türkiye’den iyi bir örnek olarak verilebilir. Kadınlarda göğüs kanserine yakalanma ihtimalini tükürükten yapılan bir DNA test ile hesaplayabiliyor. Bu testin kan ile yapılan versiyonları ya da farklı versiyonları da mevcut. Dünyada var olan fakat belli bir coğrafyada uygulanmayan bir iş modelini alıp uygulamak da iyi bir teknoloji girişimi olabilirdi. Fakat Genz örneğinde olduğu gibi teknolojiyi kendisi geliştirerek bulunduğu coğrafyanın ihtiyaçlarına uyumlu hale getiren bir girişimi “deep tech” olarak nitelendirebiliriz. Deep tech projeleri, çok daha yüksek miktarda fonlara ihtiyaç duyuyor. Eğer bu alanda daha çok şirket görmek istiyorsak devlet hibe ve teşviklerini bir kenara bırakıp bu tip deep tech şirketlerine yüksek yatırım yapabilecek fon yapılarının pratik şekilde kurulması sağlayacak ortamı oluşturmalıyız.

Deep tech alanında bugüne değil, 10 yıl sonraya bakmamız lazım. Bugünün yatırımları 10 yıl sonra hayat bulacak ve bugün yatırım yapamayan ülkeler şanssız olduklarını düşünecekler. Oysa üst düzey teknoloji şirketlerinin nerede ve nasıl doğacağı öngörmek hiç de zor değil.