Skip to main content

Şiddetli yağışlar sıklaşırken kentsel sele karşı iki teknoloji öne çıkıyor: tahmin ve fiziksel engel.

Şiddetli yağışın sele dönüşmesi için bazen birkaç saat yeterli. İstanbul’da 13 Ekim’de başlayan ve ertesi gün etkisini artıran sağanak, yolları ve alt geçitleri su altında bırakırken çok sayıda noktada yaşamı olumsuz etkiledi. İBB’nin 15 Ekim’de açıkladığı verilere göre Beykoz’da metrekareye 273,1 kilogram, Sarıyer’de 208,1 kilogram ve Eyüpsultan’da 202,8 kilogram yağış kaydedildi. Kurum, perşembe sabahına kadar 8.515 ihbar aldığını ve mahsur kalan 595 kişiyi tahliye ettiğini bildirdi.

Yağışlar büyük ölçüde etkisini kaybetse de su baskını yaşanan alanlarda, dere yataklarında ve alt geçitlerde risk sürüyor. İstanbul’daki bu tablo, şehirlerin yalnızca sel sırasında değil, sel gelmeden önce de nasıl korunabileceği sorusunu gündeme taşıyor.

Tek bir yağış olayını doğrudan iklim değişikliğine bağlamak ayrı bir bilimsel değerlendirme gerektiriyor. Ancak Hükûmetlerarası İklim Değişikliği Panelinin (IPCC) Altıncı Değerlendirme Raporu, küresel ısınmayla birlikte şiddetli yağışların yoğunluğunun arttığını ortaya koyuyor. Atmosferin daha fazla nem tutabilmesi nedeniyle aşırı yağışların şiddetinin, her bir derecelik ısınmada küresel ölçekte yaklaşık yüzde 7 artması bekleniyor.

Artan sel tehlikesine karşı dünyanın farklı bölgelerinde geliştirilen teknolojiler iki alana odaklanıyor: su baskını riskini önceden tahmin etmek ve sel sularının ilerlemesini fiziksel olarak engellemek.

Uyarı 24 saat önceden gelebiliyor

Google, mart ayında Flood Hub platformuna kentsel ani sel tahminlerini ekledi. Yapay zekâ destekli sistem, şehirlerdeki ani sel riskini 24 saate kadar önceden hesaplayabiliyor. Tahminler 20 kilometreye 20 kilometrelik alanlar için hazırlanıyor. Dolayısıyla sistem, hangi sokakta su baskını yaşanacağını değil, belirli bir bölgedeki olası tehlikeyi gösteriyor.

Model, hava koşullarının zaman içindeki değişimini analiz ederek çalışıyor. NASA, NOAA ve Avrupa Orta Vadeli Hava Tahminleri Merkezinin verileri; kentleşme yoğunluğu, arazi yapısı ve toprağın suyu emme kapasitesi gibi bilgilerle birlikte değerlendiriliyor. Böylece şiddetli yağışların hangi koşullarda ani sele dönüşebileceği tahmin ediliyor.

Sistemin geliştirilmesinde kullanılan verilerin kaynağı da dikkat çekiyor. Google, geçmişte yaşanan sel olaylarının yerini ve zamanını kamuya açık haber metinlerinden Gemini yardımıyla çıkardı ve bu kayıtları tahmin modelinin eğitiminde kullandı. Haber verileri şehirlerde daha yoğun olduğu için sistem başlangıçta kilometrekare başına 100’den fazla kişinin yaşadığı alanlara odaklandı.

Erken uyarının önemi, ani sellerin çok kısa sürede gelişebilmesinden kaynaklanıyor. Şiddetli yağışların ardından saatler içinde ortaya çıkabilen bu olaylarda hazırlık süresi kritik rol oynuyor. Google’ın aktardığı bir araştırmaya göre 12 saat önceden yapılan uyarılar, ani sellerin yol açtığı hasarı yüzde 60’a kadar azaltabiliyor.

Suyun önüne serilen lastik baraj

Google sel riskini önceden hesaplamaya odaklanırken Hollanda merkezli WaveSave, suyun ilerlemesini fiziksel olarak durdurmayı amaçlayan bir çözüm geliştiriyor. Şirketin SlamDam adlı ürünü, yere serilip suyla doldurulan taşınabilir bir kauçuk bariyer.

Taşınabilir bir pompayla doldurulabilen bariyer, 1,3 metreye kadar yükselerek taşkın sularına karşı set oluşturuyor. Nehir ve kıyı hatlarının yanı sıra uygun alanlarda binaların ve kritik altyapının korunması için kullanılabiliyor. Sel tehlikesi geçtikten sonra kaldırılıp yeniden kurulabiliyor; şirkete göre sistem 40 yılı aşkın süre kullanılabiliyor. İçine doldurulan tatlı su, uygun koşullarda kurak dönemlerde tarımsal sulamada da değerlendirilebiliyor.

SlamDam bugüne kadar Avrupa, Afrika ve Güneydoğu Asya’da en az 12 ülkede kullanıldı. WaveSave, ürünü New York’taki Governors Island’da da test ediyor. Şirket burada düzenlenen kentsel iklim uyumu yarışmasının yedi kazananından biri. Ayrıca MIT Technology Review tarafından 2026’da izlenmeye değer 10 iklim teknolojisi şirketi arasında gösterildi.

Ancak sistemin yaygınlaşmasının önünde önemli bir engel bulunuyor: Maliyet. Beş metrelik bir bariyerin fiyatı 1.000 ila 3.000 euro arasında değişiyor. Tek bir ev girişini korumak için yaklaşık 10 metre yeterli olabilirken bir hastaneyi, tarım alanını veya mahalleyi çevrelemek için 200 ila 300 metre gerekebiliyor. WaveSave, bu maliyetin birçok topluluk ve çiftçi için yüksek olduğunu kabul ediyor. Şirket, korumayı daha erişilebilir kılmak amacıyla talep üzerine kurulum hizmeti sunabileceği bir model üzerinde çalışıyor.

İstanbul’da yaşanan son su baskınları, erken uyarı ve fiziksel korumanın birlikte değerlendirilmesinin önemini ortaya koyuyor. Google’ın sistemi sel riskini önceden tahmin etmeye, SlamDam ise uygun noktalarda taşkın sularını durdurmaya odaklanıyor. Dünya nüfusunun yaklaşık beşte biri bugün ciddi sel riski altında yaşarken iklim değişikliği ve nüfus artışı nedeniyle 2100 yılına kadar bu sayının iki milyara yaklaşabileceği tahmin ediliyor.

Kaynak: Google Research