Skip to main content

Hollywood, teknoloji patronlarını kahraman listesinden çıkardı.

Silikon Vadisi’nin güçlü isimleri bu kez başarı hikâyeleriyle değil, tartışmalı yönleriyle beyaz perdede. Hollywood, teknoloji dünyasına bakışını değiştirirken Elon Musk, Mark Zuckerberg, Sam Altman ve Elizabeth Holmes’u konu alan dört yeni yapım izleyiciyle buluşuyor. Girişimciliği ve yenilikçiliği öne çıkaran eski filmlerin aksine yeni yapımlarda güç, hırs ve teknoloji sektörünün karanlık yönleri ön plana çıkıyor.

Dört yapım, dört isim

Luca Guadagnino imzalı Artificial, yapay zekâ sektöründeki güç mücadelesini sinemaya taşıyor. Andrew Garfield’ın Sam Altman rolünü üstlendiği film, OpenAI’ın hikâyesini yirmi yıllık yapay zekâ rekabetiyle birlikte ele alıyor. Noel Günü vizyona girecek yapımda Altman, güce ulaşmak için insanları kullanmaktan çekinmeyen, manipülatif bir karakter olarak resmediliyor.

Elon Musk’ın hayatına odaklanan Musk ise belgesel türünde. Oscar ödüllü yönetmen Alex Gibney’nin hazırladığı dört saatlik yapım, 10 dakikalık bir ara da içeriyor. Venedik Film Festivali’nde olumlu eleştiriler alan belgesel, Musk’ın ekibinden gelen hukuki tehditler nedeniyle de gündeme taşındı. Belgeselin 16 Ekim’de ABD genelinde gösterime girmesi planlanıyor.

Mark Zuckerberg’ün hikâyesi ise The Social Reckoning ile yeniden sinemalarda. Aaron Sorkin’in The Social Network sonrasında hazırladığı film, 2021 yılında Facebook hakkında ortaya çıkan ihbarcı sızıntılarını merkezine alıyor. Zuckerberg rolündeki Jeremy Strong, karakterin daha tehditkâr bir yönünü yansıtırken yapımda gerçek olayların zaman sıralaması ve bazı ayrıntıları sinemasal anlatıma göre değiştiriliyor.

Listenin son sırasında, Elizabeth Holmes’u konu alan You Can See Everything bulunuyor. Nathan Fielder ve Lance Oppenheim’ın yönettiği deneysel belgesel, eski Theranos kurucusunun hapse girmesinden önceki dönemi izliyor. A24, yapımı Holmes’un kişisel hikâyesinden yola çıkan ve üç yıla uzanan sıra dışı bir yolculuk olarak tanıtıyor.

Aşk bitince

Teknoloji dünyasının sinemadaki bu yeni temsili, sektöre yönelik kamuoyu algısıyla da bağlantılı. Pew Research Center’ın araştırmasına göre ABD’de her üç kişiden ikisi sosyal medyanın demokrasiye olumsuz etkide bulunduğunu düşünüyor. Diğer araştırmalar da farklı yaş gruplarındaki Amerikalıların yapay zekâya ilişkin endişelerinin arttığını ve teknolojinin gelişim hızından rahatsızlık duyduklarını ortaya koyuyor.

Washington Üniversitesi tarihçisi Margaret O’Mara, geçmişte teknoloji sektörüne duyulan yoğun hayranlığın hızla yerini hayal kırıklığına bırakabildiğine dikkat çekiyor. O’Mara’ya göre Silikon Vadisi ve bu bölgeden çıkan ürünler artık eskisinden oldukça farklı değerlendiriliyor.

Film Quarterly Genel Yayın Yönetmeni J. M. Tyree ise Hollywood yapımlarını toplumsal endişelerin bir yansıması olarak görüyor. Tyree, özellikle ekonomik ve teknolojik gücün sınırlı sayıda kişinin elinde toplanmasına ilişkin kaygıların öne çıktığını belirtiyor.

Tyree’ye göre teknoloji kurucularını sinema açısından ilgi çekici kılan bir başka unsur da iki tanıdık karakteri birleştirmeleri: Servet ve iktidar arzusuyla hareket eden acımasız iş insanı ile bilimsel gelişmeleri etik sınırları gözetmeden kullanan araştırmacı. Bu karakter tipleri, Citizen Kane, The Wolf of Wall Street, Metropolis ve Frankenstein gibi eserlerde de karşımıza çıkıyor.

O’Mara ise aşırı servetin insanların davranışları üzerindeki etkisine dikkat çekerek büyük zenginliklerin sıra dışı kişilik özelliklerini beraberinde getirebildiğini ifade ediyor.

Kaynak: Axios