START UP

Sebla Kutsal | 27.06.2018 - 15:59

Türkiye’de girişimcilik ekosistemi nasıl gelişir?

Girişimcilik ruhunun beslenmesi, yerli-yabancı yatırımcıların cezbedilmesi, startup ekosisteminin ve ekonomisinin geliştirilmesi için neler yapmak gerektiğini görmek adına; önce resmin tamamını analiz ettik, ardından bu konuda uzman isimlere görüş ve önerilerini sorduk.

Facebook
Twitter
Linkedin
+

Türkiye gelişmekte olan, dinamik ve yeniliklere açık bir ülke. En son teknolojilere adaptasyon yeteneğimiz genç nüfusumuzla bir araya geldiğinde, girişimcilik açısından son derece elverişli bir iklim ortaya çıkıyor. Türkiye girişimcilik ekosistemini teknoloji ve internet temelli girişimleri odağına alarak takip eden ve analitik veriler sunan startups.watch’un raporuna göre, 2017 yılında toplam 103 milyon dolarlık yatırımla Türkiye’nin girişimcilik tarihinde bir rekora imza atıldı. Özel sermaye yatırımlarıyla beraber yatırımlar 177 milyon doları geçti. Toplam 167 girişime, ticaret sicil gazetesine kayıtlı yatırım gerçekleştirildi. 2016 yılındaki toplam yatırımın 51 milyon dolar olduğu düşünülünce, ikiye katlanan bir başarıyla karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz. Bu başarı tablosunda; hem yatırımcıların startup’lara güveninin hem de girişimcilerin cesaret, bilgi ve öngörüsünün artmasının önemli etkisi var. Buna ilaveten, kuluçka merkezleri, hızlandırma projeleri ve hackathon etkinlikleri sayesinde startup’larla daha yakın ilişkiler kuran kurumların da, girişimlere yatırım oranının artarak yüzde 7,6’ya yükseldiğini görüyoruz.

Startup’ların girişimcilik ekosistemi içindeki yeri büyüyor

Dünyada olduğu gibi ülkemizde de internet alt yapısının ve iletişim başta olmak üzere teknolojinin birçok alanda hızla gelişmesi, girişimcilik modellerinde değişikliğe neden oldu. Hizmet sektörünün internet mecrasına kayması, hız ve kişiselleştirme faktörlerinin bu sektör içinde önem kazanması, katma değer ögesinin fiyat etkeninin önüne geçmesi gibi birçok değişim, Türkiye’deki girişimcilik ekosistemini dönüştürdü ve startup denen girişimler baş rolü kaptı. Büyük çoğunluğu klasik yapıdaki KOBİ’lerden oluşan girişim ekosistemin içindeki, gücünü teknolojiden ve dinamizmden alan, global ölçekte ses getirebilecek nitelikteki bu startup’ların sayısı da, aldıkları yatırımlar da artarak devam edeceğe benziyor.

2017’de en fazla ‘FinTech’ girişimleri yatırım aldı

Startups.watch tarafından hazırlanan Türkiye’nin 2017 yılı girişimcilik karnesine göre en çok yatırım alan ve satışı gerçekleşen startup’lar, internet temelli olanlar veya yazılım firmaları. Startups.watch’un raporunda yer alan veriler; 2017’de gerçekleşen erken seviye yatırımlarında bir önceki yıla kıyasla yüzde 102’lik bir artış yaşandığını ve yıl içinde en fazla yatırım elde eden girişimlerin sırasıyla ototrink, evtiko ve iyzico olduğunu gösterdi. Büyüme sermayesi ve özel sermaye alanlarında ise Zirve Yazılım, Biletall ve Mikro Yazılım ön plana çıkıyor. Yılın en fazla yatırım yapılan ilk üç alanı; 9,6 milyon dolarla ’emlak’, 12,8 milyon dolarla ‘hizmet olarak yazılım’ ve 18,6 milyon dolarla ‘FinTech ekosistemleri’ olurken, en fazla yatırım alan beş girişim; 3,2 milyon dolarla V-Count, 3,7 milyon dolarla Otelz.com, 4 milyon dolarla evtiko, 4,4 milyon dolarla ototrink ve 15 milyon dolarla iyzico olarak sıralandı.

Kurumsal şirketler özel girişim yatırımlarına odaklandı

2017’nin göze çarpan startup satışlarında ise şirket ve satış oranları şu şekilde gerçekleşti: Adphorus (%100), Babil.com (%100), Hesap Kurdu (%18), Markafoni (%100), Panteon (%100), Siyonet (%100), tasit.com (%100). Peak Games, kart ve okey oyunları stüdyosunun devredilmesine yönelik olarak ABD’li oyun şirketi Zynga ile 100 milyon dolarlık bir anlaşma imzaladı. Anlaşmaya konu olan stüdyonun geliştirdiği oyunlar arasında, Amerika’nın en büyük kart oyunlarından Spades Plus ve Gin Rummy Plus’ın yanı sıra Türkiye’nin en büyük oyunu 101 Okey Plus gibi oyunlar bulunuyor.

2017 yılında kurumsal şirketler de özel girişim yatırımlarına odaklandılar. Bu şirketler; Agito, Amadeus Capital, Bluestein & Associates, Boğaziçi  Ventures, Demirören Ventures, Growth Circuit Ventures, Idacapital, Logo Ventures ve Vostok Emerging Finance olarak raporda listelendi. 2017’de, sağlıklı bir ekosistemin bütün aşamalarına yatırımlar yapıldı. 15 milyon dolar C serisi yatırım, 17,4 milyon dolar B serisi yatırım, 23,3 milyon dolar A serisi yatırım ve 46,5 milyon dolarlık tohum yatırımı gerçekleştirildi. Şirketler, 2017 yılında girişimlere yatırım yapmaya daha fazla ilgi gösterdi. 2010 yılında 19 milyon dolar ile başlayan bu erken aşama fonlama miktarı 2017 yılında yüzde 7,6’lık kurumsal yatırım payıyla 103 milyon dolara ulaşmayı başardı.

Global girişimcilik ekosisteminde Türkiye

Girişimcilik açısından Türkiye’nin dünyadaki yerine baktığımızda da, ülkemizin hiç de kötü sayılamayacak bir konumda olduğunu görürüz. Startups.watch’un raporundaki Avrupa ve Orta Doğu ve Kuzey Afrika 2017 Erken Dönem Yatırım Karşılaştırması’na göre Türkiye; Birleşik Krallık, Almanya, Fransa ve İsveç’in bulunduğu Süper Lig’de bulunmasa da, İsviçre, Hollanda, Belçika, Norveç, Finlandiya, İspanya, İrlanda gibi önemli Avrupa ülkelerinin bulunduğu 1. Lig’in sonlarında 103 milyon dolarlık yatırımla yer almayı başarmış durumda.

Küresel Girişimcilik İndeksi’nde 12 sıra geriledik

ABD merkezli The Global Entrepreneurship and Development Institute (GEDI) tarafından, 137 ülke verileri analiz edilerek hazırlanan Küresel Girişimcilik İndeksi listesinde (The Global Entrepreneurship Index) dört yıl önce 25’inci sırada olan Türkiye, bu yılki sonuçlara göre, girişimcilik performansıyla 37’nci sırada bulunuyor. Bu yıl ABD’nin zirvede olduğu listenin ikinci sırasında İsviçre, üçüncü sırasında ise Kanada var. Bizde henüz startup ile klasik KOBİ tipi girişimler arasında belirgin bir ayrım yapılmasa ve bu yönde ciddi bir ölçümlemeye gidilmese de, GEDI ‘girişimci’ diye adlandırdığımız kimseleri mahalleye dükkân açan esnaftan ayırarak şu tanımlamayı yapıyor: “Girişimci (entrepreneur) bir inovasyonu görebilecek vizyona ve onu pazara getirebilecek yeteneğe sahip kişidir.” Ve Küresel Girişimcilik İndeksi de bu bakış açısı dikkate alınarak, girişimciliğin hem kalitesi hem de yaygınlığı ve derinliği ölçümlenerek hazırlanıyor.

Türkiye’de startup ekosistemi nasıl geliştirilir?

Küresel Girişimcilik İndeksi’nde son dört yılda 12 sıra gerilediğimiz gerçeğiyle yüzleştiğimize göre, geriye “Türkiye’de -GEDI’nin yaptığı tanıma uyan- girişimciler nasıl desteklenebilir, ülkemizin startup ekosistemi nasıl geliştirilir?” diye sormamız ve yanıtlar aramamız gerekiyor. Genel resme bakıldığında bu ekosistemin gelişiminin önündeki sorunlardan biri olarak ‘yazılımcı sayısının azlığı’ dikkati çekiyor. Ülke verileri, startup ekosistemi için büyük öneme sahip olan yazılımcıların Türkiye’de sayıca yetersiz olduğuna işaret ediyor. Avrupa’da en çok yatırım alan Birleşik Krallık ve Almanya’da 800 binin üzerinde yazılımcı var, Türkiye’de ise bu sayı 123 bin civarında. Türkiye’de her 1 milyon kişiye 2 bin yazılımcı düşerken, İsveç, Hollanda ve İsviçre’de bu rakam 18 bin, İrlanda’da ise 15 bin. Bunun yanı sıra, her ne kadar genç bir nüfusumuz olsa da, girişimcilik alanında gerektiği kadar hızlı bir gelişim kat edebildiğimiz söylenemez. Dünyanın hızına uyum sağlama kabiliyetinin reflekse dönüşmesi, girişimciliğin bir kültür olarak benimsenmesine, okullarda tohumlarının atılmasına, bir kariyer hedefi olarak görülmesine bağlı. Ayrıca, ülke olarak daha fazla sayıda katma değeri yüksek startup çıkartmamız gerekiyor. Yatırım tarafında da, sektörü yeterince besleyecek bir yatırımcı ilgisi henüz elde edilebilmiş değil. Bunda elbette, coğrafi konumun neden olduğu sorunların da etkisi büyük.

Yukarıda sayılan olumsuzlukların hiçbiri, ülkemiz açısından aşılamayacak engeller değil. Peki, ama ne yapmak gerekir? Bu sorunun yanıtını Türkiye’deki startup ekosisteminin önemli isimlerine sorduk. Son yıllardaki gelişime dair değerlendirmelerini, tespit ettikleri problemleri, çözüm önerilerini ve girişimcilik ekonomisini güçlendirmeye yönelik yeni projelerini anlattılar…

‘Yenilikçi düşünme, sorgulama, çözüm üretme kültürünün yerleşmesine ihtiyacımız var’

Son yıllarda, girişimciliği destekleyen üniversitelerin her geçen gün artması, üniversite-sanayi iş birliğinin gelişmesi, melek yatırımcıların faaliyet gösterdikleri akredite ağların çoğalması, ortak çalışma alanlarının ve kuluçka merkezlerinin yaygınlaşması, girişimcilere yapılan yatırımların çeşitlenmesi, bizleri ekosistemin gelişimi açısından heyecanlandıran gelişmeler. Ancak sistemin yurt dışındaki gelişim hızını yakalaması için bütüncül bir bakış açısına ihtiyacımız var. Bu konuda girişimci dostu yasal zemin ve finansmana erişimin önemi elbette ki yadsınamaz ancak girişimciliğin bir kültür, bir etkileşim meselesi olduğunu akıldan hiç çıkarmamak gerekiyor. Türkiye’de her şeyden önce yenilikçi düşünme, sorgulama, çözüm üretme kültürünün yerleşmesine ve özel sektör, sivil toplum ve kamunun iş birliği içerisinde hareket etmesine ihtiyacımız var. Unutmamalıyız ki, daha kararlı ve bütünleşik adımlar atmadığımız her an, öncü ekosistemlerle aramızdaki uçurum derinleşiyor. Bunu, 130’dan fazla ülkenin değerlendirildiği 2017 Küresel Girişimcilik Endeksi raporunda dört yıl önce 25’inci sıradayken bugün 36’ncı sırada bulunmamızdan okumamız gerekiyor. TÜSİAD olarak girişimcilik konusunu 360 derecelik bir bakış açısıyla ele alıyoruz. Türkiye’de girişimcilik alanındaki rekabet gücünün artırılması amacıyla bir yandan genç girişimciliğini ve yenilikçi girişimleri, diğer yandan kurumların girişimcilik dönüşümünü desteklemeye yönelik çalışmalar yürütüyor ve ekosistemin gelişimine yönelik projeler geliştiriyoruz. Başkanlığını üstlendiğim Girişimcilik Ekosistemi Çalışma Grubu bünyesinde Mayıs 2017’den bu yana girişimcilik ekosisteminden paydaşlarımızla beraber yoğun bir çalışma yürütüyoruz. Bu çerçevede, şu ana kadar girişimcilerden yatırımcılara, akademisyenlerden VC’lere 40’ı aşkın uzmanla, Türkiye’nin girişimcilik ekosistemini iyileştirmek için dünyadaki uygulamaları inceledik. Kuvvetli yanlarımızla ihtiyaçlarımızı tespit ettik ve somut öneriler hazırladık. Diğer strateji kâğıtlarından farklı olarak bu önerilerin her birini projelendirdik ve başlamaya hazır duruma getirdik. Türkiye’nin Girişimcilik Dönüşümü projesi ile girişimcilik ekosistemimizi, dünyaya çözüm üreten girişimleri barındıran, unicorn’lar çıkartan, küresel ekosistemlerle güçlü bağlantıları olan ve fon çeşitliliği sağlayabilen bir noktaya ulaştırmayı hedefliyoruz. Bu çerçevede teknoloji temelli girişimcilerin desteklenmesinden girişimci dostu hukuki ve idari altyapının oluşturulmasına, eğitim ve mentorluk imkânlarının artırılmasından ortak çalışma alanlarının yaygınlaştırılmasına kadar ekosistemin gelişmesi ve derinleşmesine yönelik 22 proje önerimiz bulunuyor. İhtiyacımız, projelerin hayata geçmesi için kamu dahil tüm paydaşlar ile ekosistem oyuncularının iş birliği içinde çalışması.

 

‘Gençlerin fikirlerini özgürce ve özgüvenle belirtebilecekleri alanların yaratılması gerekiyor’

Girişimcilik kültürünün topluma yayılması ve girişimciliğin bir kariyer yolu olarak benimsenmesi kısa sürede olabilecek bir gelişme değil. Türkiye’deki girişimcilik ekosisteminin son beş senede bir hayli değiştiğini gördük. Son dönemde yabancıların yatırımcı olarak büyük bir ölçüde geri çekildiğini ve kapanan girişimlerin sayısının arttığını görsek de; tüm bu olumsuz seyreden tabloya rağmen gençlerin giderek daha fazla girişim kurduğuna şahit oluyoruz. Bu gayet umut verici. Ben yabancı yatırımcının da yeniden geri geleceğini düşünüyorum. Yabancı yatırımcı geri geldiğinde bu sefer çok daha geniş bir girişimci ve girişim yelpazesiyle karşılaşacak. Özellikle kıt imkânlarla işini ayağa kaldırmış ve daha önemlisi ayakta tutmayı başarmış bir girişimci nesli yetişiyor. Ülkemizdeki girişimcilik ekonomisinin gelişmesi işte bu hevesli, meraklı ve çalışkan gençlerin elinde. Biz, Türkiye’de girişimcilik kültürünü güçlendirmeyi hedefleyen Girişimcilik Vakfı olarak, genç fikirleri profesyonellerle buluşturmayı misyon edindik. Ülkemizde güçlü bir girişimcilik ekosistemi yaratmanın önkoşulu bu gençlere, fikirlerini özgürce ve özgüvenle belirtebilecekleri alanların yaratılması. Ülkece genç nüfus bakımından sahip olduğumuz bu avantajlı konumu iş dünyasının desteğiyle somut gelişmelere çevirebiliriz. Gençlerin birbirinden değerli fikirlerini doğru ifade etmesine, şartları doğru analiz etmesine ve bir iş modeli geliştirmesine yardımcı olan uzun soluklu ve sürdürülebilir projeler Türkiye’deki girişimcilik ekosisteminin hızlanması için itici güç olacaktır.

‘Yeni çözümler ortaya koyamayan girişimler yatırım bulma konusunda risk altında’

Girişimcilik Türkiye’de her geçen yıl daha fazla öğreniliyor ve anlaşılıyor. Özellikle son yıllarda girişimcilik konusunda bir hareketlenme olduğu doğru. Türkiye gibi büyük bir ekonomide bu tür hareketlenmeler çok doğal. Ancak daha büyük bir ivmeye ihtiyacımız var. Çok daha hızlı hareket etmemiz ve katma değeri yüksek girişimler çıkartmamız gerekiyor. Önümüzdeki yıllarda sadece ülke içinde değil, tüm dünyada başarılı olabilecek girişimlerimizin sayısını artırmamız gerekiyor. Bunlara ‘katma değeri yüksek’ veya ‘yüksek etkili’ girişimler diyebiliriz. Türkiye genç bir nüfusa ve içerisinde fırsatlar bulunduran bir yapıya sahip. Ancak dijital girişimcilik noktasında daha yolun başında olduğumuzu söyleyebiliriz. Girişimcilik bir kültürdür. Biz bu kültürün tohumlarını yeni yeni atmaya başlıyoruz. Başarılı ve dünyada ses getiren girişimleri yeni yeni çıkartmaya başlıyoruz. Bu anlamda önümüzde gidecek daha çok yolumuz olduğunu söyleyebiliriz. Öncelikle, yaratıcılıkla beslenmeyen ve yeni çözümler ortaya koyamayan girişimlerin yatırım bulma konusunda risk altında olduğunu söylemeliyim. Girişimcilerin her şeyden önce girişimcilik piyasasını kısa yoldan para kazandıran bir araç olarak görmemeleri gerekiyor. Uygulanabilir iş modeli olmayan, müşteri memnuniyetini sağlayamayan girişimlerin yatırım bulabilmeleri çok zor. Yatırım için son dönemde en dikkat çekici sektörler olarak da yapay zekâ, blockchain, mobil, sağlık, enerji ve tarım sektörlerindeki girişimler ilgimizi çekiyor. Son beş seneye bakarsak aslında ekosistemimizde inanılmaz bir gelişme olduğunu görebiliriz. Dünyada başarılı şirketler kurmak için sadece teknoloji sektöründe değil diğer alanlarda da bu konuda tecrübeli girişimcilere ve yöneticilere ihtiyacımız var. Dikkat edersek Türkiye’den çıkarak dünya çapında başarılı olmuş markamız yok. Bu teknoloji alanına da yansıyor. Önümüzdeki yıllarda girişimcilerimizin sadece yerel pazara değil diğer ülkelere de odaklanacaklarını ve yurtdışında yayılacaklarını düşünüyorum.

‘Türkiye’de yeterli sayıda yatırımcı kurum ya da isim bulunmuyor’

Türkiye’de girişimcilik ekosisteminin gelişmesi için temelde bir zihniyet dönüşümüne ihtiyacımız var. Ekosistemin parçası olan tüm paydaşlarda bu dönüşümün yaşanması gerekiyor. Paydaşlardan kastettiğim ise gençler, yatırımcılar ve sivil toplum alanında faaliyet gösteren kurumlar. Biz Girişimcilik Vakfı’nı kurduğumuzda öncelikli hedefimizi gençler olarak belirledik. Çünkü Türkiye’deki ekosistemin kilit oyuncularının onlar olduğunu biliyoruz. Bu denli dinamik bir alanda gençlerin olabildiğince erken dönemde girişimcilik ekosistemine adım atmaları gerektiğine inanıyoruz. Ne yazık ki henüz girişimcilik kültürünü aşılayan, öğreten bir üniversite eğitimi kültürümüz yok. Bu noktada da iş sivil topluma düşüyor. Girişimcilik Vakfı kurulduğundan beri, girişimciliği bir kariyer yolu olarak gören gençlerin sayısı önemli derecede artış gösterdi. Gençlerin kendilerini ifade edebildikleri ve hayallerini gerçekleştirebilecekleri bir platform oluşturmazsak ekosistemin de gelişmesini bekleyemeyiz. Diğer paydaş ise daha önce belirttiğim gibi yatırımcılar. Türkiye’de yeterli sayıda yatırımcı kurum ya da isim bulunmuyor. Bu sayının artış göstermesi gerekiyor. Başarılı girişimler arttıkça çok daha fazla yatırımcının ilgisi bu alana çekilecektir. Yani aslında girişimcilik dediğimiz şey tüm paydaşların birbirini beslemesiyle gelişecek bir ekosistem. Biz buna inandığımız için Girişimcilik Vakfı’nda da “give-back” kültürü olarak isimlendirdiğimiz, bir nevi “öğrendiğin, deneyimlediğin her şeyi mutlaka paylaş” felsefesini gençlere aşılıyoruz.

‘Ülkemizde startup ekosisteminin daha hızlı gelişmesini istiyorsak, kendi sınırlarımızın dışına çıkmalıyız’

Türkiye’de internet şirketlerinin oluşturduğu startup ekosistemi her yıl büyümeye devam ediyor. Ancak startup’lara yapılan toplam yatırım tutarı hala istenen seviyenin çok uzağında. Daha çok girişimin kurulması, bu girişimlerin yatırımla buluşması ve küresel ölçeğe ulaşması ve yüksek katma değer yaratan şirketler haline gelmeleri için daha çok çalışmak gerekiyor. Bölgesel sorunlardan ötürü yabancı yatırımcının ilgisini çekmek, girişimler için hiç kolay değil. Bunu düzeltmek ve yabancı yatırımcıyı ülkemize çekmek için çalışmalıyız. Bunun karşın ülkemizdeki kurumsal şirketlerin ve melek yatırımcıların konuya ilgisi sevindirici. Bu ilgi kitlesel fonlamayla ve VC, CVC sayılarının artmasıyla yatırıma dönüşerek somutlaşmalı. Teknoloji her alanda yatırımcılara fırsatlar sunuyor. Gerçek bir problemi teknolojisiyle çözüme ulaştıran, erken aşamada müşteri veya kullanıcı kazanabilmiş, hızlı ölçeklenebilecek girişimler hangi sektörde olursa olsun daha hızlı yatırıma sahip oluyor.  Dünya genelinde ise blockchain ve yapay zekâ yatırımları önümüzdeki yıllarda tüm sektörlerde taşları yerinden oynatacak gibi gözüküyor. Eğer ülkemizde bu ekosistemin daha hızlı gelişmesini istiyorsak kendi sınırlarımızın dışına çıkmalı ve bölgedeki tüm yetenekleri ülkemize kazandırmalıyız. Girişim sayısını ve kalitesini bu şekilde artırıp Türkiye’yi, özellikle İstanbul’u yatırımcılar için de daha cazip hale getirebiliriz. Yatırım alan girişimler buradan dünyaya açılabilir ve küresel ölçekteki değerli şirketlerin ülke ekonomisine katkı yapmasını sağlayabiliriz. Her yıl Startup Turkey ve Startup İstanbul’u bu vizyonla yapıyor ve 100 ülkeden 60 binin üzerinde girişim başvurusu arasından seçtiğimiz en iyi girişimleri yatırımcılarla buluşturmak için İstanbul’da bir araya getiriyoruz.