ARAŞTIRMA

DigitalAge | 04.08.2017 - 11:17

Ergenlerin yüzde 3,6’sı teknoloji bağımlısı

Yeşilay, ergenlerin içinde bulunduğu gelişim döneminin internet ve teknoloji kullanımı bağımlılığı bakımından önemli bir risk grubunu oluşturduklarına dikkat çekiyor.

Facebook
Twitter
Linkedin
+

Yeşilay’ın uluslararası hakemli, akademik dergisi olan Addicta (The Turkish Journal on Addictions),ergenlerin içinde bulunduğu gelişim döneminin özellikleri ve gelişim görevleri dikkate alındığında internet ve teknoloji kullanımı bağımlılığı bakımından önemli bir risk grubunu oluşturduklarına dikkat çekiyor. Dergide yer alan araştırmaya göre 12- 18 yaş aralığındaki ergenlerin yüzde 3,6’sının internet bağımlılığı profili olarak kabul edilirken, yüzde 21,8’inin ise internet bağımlılığı sınırında olduğunun tespit edildiği ifade ediliyor. Araştırmada ayrıca bu bulguların internet ve teknoloji kullanımının ergenler ve gençler arasında oldukça yoğun olduğunu ve kullanımın gittikçe yaygınlaşması ile birlikte olumsuz etkilerin de arttığı vurgulanıyor. Oyun konsolundan, internet üzerinden, cep telefonundan ya da tabletten oyun oynayan ergenlerin yüzde 60’nın bireysel oyunları tercih ettiği belirtilen araştırmada, oyun teması olarak ergenlerin yüzde 33’ünün strateji, yüzde 27’sinin savaş ve yüzde 17’sinin ise kumar temalı oyunlar oynadığı kaydediliyor. Araştırmada ergen çocukların spora ve eğlenceye ayıracakları zaman dilimini internette oyun oynayarak harcadıkları da bildiriliyor. Uzmanlar, zihinsel, duygusal, sosyal ve motor gelişiminin temellerinin atıldığı dönem olan çocukluk dönemi için teknoloji kullanımı konusunda aileleri uyarıyor.

En büyük sebeplerden biri anne babanın TV düşkünlüğü
Araştırmaya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yeşilay Genel Başkan Yardımcısı Kln. Psk. Mehmet Dinç, çocukların teknoloji bağımlısı olmasının en büyük sebeplerinden birisinin anne babaların televizyonla kurdukları sağlıksız ilişki modeli olduğunu belirtti. Ses olsun diye televizyonu açık bırakan milyonlarca insan olduğunu ifade eden Dinç, “Anne babalar çocuklarının teknoloji bağımlılığı şikâyeti ile bana geldiklerinde ‘Peki, çocuğunuz bilgisayar başından kalksın da ne yapsın’ diye sorarım. Aldığım yanıt ise genellikle ‘Gelsin bizimle televizyon izlesin’ oluyor. Kısacası aileler televizyon izlemeyi çok daha iyi bir şey gibi sunuyorlar. Yani çocuğu bir ekrandan çekip diğer bir ekranın başına getiriyorlar” dedi.

Aileler çocuklarını sosyal medyada takip etsin
Teknolojinin kontrolsüz ve bilinçsiz kullanıldığı zaman getireceği bağımlılık sorununu önemsemeyen ebeveynlerin çok büyük bir tehlike ile karşı karşıya kalabileceğini belirten Dinç, online oyunlar ve bilinçsiz kullanılan sosyal medya hesapları için de aileleri uyardı. Mehmet Dinç, “Bilgisayar oyunları hiç tahmin edemediğiniz şekilde şiddet içeriyor. Nitekim şiddet içeren ve bağımlı yapan oyunlardan dolayı çok üzücü hadiselerle karşı karşıya kaldık. Hakeza çocukların artık aktif bir şekilde yer aldığı sosyal medyada da büyük tehlikeler var. Çocuklar kimlerle konuşuyor, arkadaşları kimler aileleri bilmiyor. Çocukların bilgisayarları da, telefonları da, sosyal medya hesapları da kontrol edilmeli, takip edilmeli” diye konuştu.

Yeşilay Genel Başkan Yardımcısı Kln. Psk. Mehmet Dinç, bu noktada ailelere düşen görevleri ise şöyle sıraladı:

“Ebeveynin bu noktada, kendisinin teknolojiyle olan ilişkisini sorgulaması lazım. Eğer ebeveyn olarak çocuklara rol model oluyorsak, kendi internet kullanımımızın ne kadar fazla olduğuna bakmamız gerekir. Eve gelir gelmez açılan bilgisayarlar, bitmek bilmeyen telefon kullanımı iletişimi zaten kısırlaştırıyor. Öncelikle aile içerisinde iletişimin kurulabiliyor olması, birlikte zaman geçiriyor olmak, birlikte geçirilen zamandan keyif alabiliyor olmak önemlidir. Birlikte zaman geçirmekten keyif alındığında, iletişimin güçlü olduğu noktada, teknoloji bir sığınak olarak görülmeyecektir.” Alternatif yaşam tarzlarının da oluşmasının bu bağımlılığın önüne geçeceğini belirten Dinç; “Çocuklarımızın hayatını aktivitelerle, sporla zenginleştirmeliyiz. Gerçeklik kırılmalarını yaşamadan çocuklarımıza sanal dünyadan çekmeli, gerçek dünyanın farkında vardırtmalıyız. Ailece yapılacak etkinlikler, arkadaşlarla geçirilecek vakit çocuğu bu tür tehlikelerden uzak tutacaktır. Bu konuda sivil toplum kuruluşlarına ve devlet kuruluşlarına da önemli görevler düşüyor.”