TEKNOLOJİ

Savaş Önemli | 15.09.2017 - 10:36

iPhone X ve diğer yeni Apple ürünlerini sektöre sorduk

Dijital dünyanın önemli gazeteci, tasarımcı ve diğer içerik üreticilerinden Apple lansmanını ve yeni teknolojileri bizim için yorumlamalarını istedik...

102
paylaşım
Facebook
Twitter
Linkedin
+
Nedir?

12 Eylül’de gerçekleştirilen Apple lansmanı hâlâ gündemin en sıcak konularından. iPhone’un 10. yılına özel sunulan iPhone X, 4K Apple TV, 3. nesil Apple Watch bir yana sektörün asıl konuştuğu Apple’ın bu  şaşalı ürünlerinin yanında satır aralarında bahsettiği teknolojilerle akıllı cihaz dünyasında dümeni ne tarafa çevirdiği. Bir süredir çok doğru bir hamle ile “ihtiyacı rakibe göre doğrulayan” bir strateji güden şirketin yaptığı esasında tüketici tarafında karşılığını bulmaya başlamış, kullanıcı deneyimi yaşatılmış başka bir ifade pişmeye başlamış teknolojilerin daha da geliştirilmişini yeni cihazlarında sunmak.  Ve belki biraz hafif kalacak bu geliştirilmiş tabirinin  de ötesinde, “animoji” uygulamasında da net bir şekilde göreceğimiz gibi deneyimi en üste koyan ince detayların öne çıktığı teknolojinin Apple’cası demek daha doğru bir ifade olabilir. Bazılarının “Bu lansmanda yeni bir şey göremedik, yüz tanıma zaten bildiğimiz bir şey” vs şeklinde yorumladığı pek çok teknolojinin ilk olmasa da Apple tarafından sunulduğunda anlam bulması bir kez daha Apple’ın, “Steve Jobs’un şirketin genlerine kazıdığı pazarlama dehasını” gözler önüne seriyor.  Bu noktada biz de sözü dijital dünyanın önemli gazeteci, tasarımcı ve diğer içerik üreticilerine verdik. Apple lansmanını ve yeni teknolojileri bizim için yorumlamalarını istedik..

Timur Sırt, Gazeteci

iPhone X ile ilgili ilk izlenimim ele rahat oturması ve home (ana ekran) tuşunu aratmayacak ara yüz tasarımı

iPhone X’de kullanılan yüz tanıma ve benzeri teknolojiler yeni olmasa da Apple deneyimin daha farklı olduğunu söylüyor. iPhone X ile ilgili ilk izlenimim ele rahat oturması ve home (ana ekran) tuşunu aratmayacak ara yüz tasarımı. 999 dolar fiyatının Türkiye’ye 6 bin TL civarında yansıyabileceğini tahmin ediyorum. Bununla birlikte telefon fiyatları arasında derin uçurumlar olmaya başladığının altını çizmeliyim. 1000 TL’lik bir telefonla 5 bin TL’lik telefon  arasındaki fark büyük ölçüde deneyim ve marka algısı olacak! Telefonun oldukça kişisel bir cihaza dönüşmesi insanları  mantıklı değil duygusal karar vermelerine sebep oluyor!

Timur Akkurt, Gazeteci ve YouTuber

Apple’ın asıl yaptığı iş pazarlama ve bu defa da bize yine ders gibi bir lansman izlettirdi

Aylardır beklenen lansman sonunda yapıldı. Söylentiler, sızıntılar, gerçeğiyle bire bir örnek telefonlar derken sonunda o gün geldi ve yeni ürünler gözler önüne çıktı. Herkesin nefeslerini tutarak izlediği başka bir telefon lansmanı olduğunu sanmıyorum. Lansmanın yapıldığı yer de çok önemliydi. Apple Park ilk kez kapılarını açtı. Lansmanın yapıldığı salonun ismi Steve Jobs Theater. Mekan, iPhone’un 10. yılında ev sahipliği yaparak çok şık bir mesaj da vermiş oldu. Bundan bir yıl önce bununla ilgili gazeteye de bir yazı yazmıştım. Apple’ın asıl yaptığı iş ‘pazarlama’. Telefonun nasıl olduğu, tutup tutmayacağını konuşmaya gerek yok. Ne 4K’yı icat ettiler, ne HDR ekranı, ne arttırılmış gerçeklik konusunda ilkler ne de ‘home’ tuşsuz ilk telefonu yapan onlar! Bir yıl önce herkesin Apple’dan pazarlama, sevilen marka olmak ile ilgili öğreneceği çok şey var diye yazmıştım. Ders gibi bir lansman izledik. Ürün bazında bir şeyler söylemek gerekirse iPhone X önemli bir ürün. Arttırılmış gerçeklik 2018’de en çok konuşacağımız konuların başında gelecek. Face ID özelliği güvenliği en üst seviyeye çıkartmış görünüyor. Bunun yanında derinlik algılaması olan özel bir ön kamera kullanılan iPhone X’in SnapChat ile yaptığı iş birliği çok önemli bir detaydı. Bitti bitiyor denilen SnapChat belli ki Instagram’ın her şeyini kopyalaması karşısında boşuna sessiz kalmamış. Oyun dışında, reklam, pazarlama, emlak vs. gibi sektörler artık arttırılmış gerçeklik ile ilgili çok önemli bir alan daha yakalamış olacak. Şimdiden 2018 yine Apple ve iPhone X’in yılı olacak diyebiliriz.

iPhone X ile “En iyi tasarım, arayüzün hissedilmediği tasarımdır” hayaline bir adım daha yaklaştık

Yakup Bayrak, Sherpa Kurucusu

 

iPhone X Lansmanı benim hafızama aşağıdakiler aracılığıyla derin çentikler attı:

“No UI” kavramı (Home butonunun ortadan kaldırılması ve büyüyen ekranın üzerinde farklı alanlara yerleştirilecek kontroller aracılığıyla yaşatılacak interaksiyon):

Tasarımcıların “En iyi tasarım, arayüzün hissedilmediği tasarımdır” hayaline bir adım daha yaklaşıldığını ve “İçeriğin” arayüz tasarımının en belirgin özelliğine dönüştüğüne şahit olduk.

AR’ye verilen yeşil pasaport (Donanım ve dışarıdan müdahale edilemeyen OS’inin içerisine içerisine gömdüğü AR motoru sayesinde):

Deneyim tasarımda, başta ufku açık içerik tüketim anti-paternlerine ve kişiselleştirme alanında da viraliteyi artırabilecek yepyeni kurgulara sahip olacağımızı öğrendik.

İhtiyacı rakipte doğrula (Yine, yeni, yeniden, kullanıcı üzerinde rakiplerce doğrulanmış fikirlere başrol verilmesi):

Neredeyse tamamı farklı rakipler tarafından piyasaya sürülerek, kullanıcı deneyimi yaşatılmış, geri bildirimle yıpratılmış veya yüceltilmiş özelliklerin lansman sürümüne esas teşkil etmesi

Kimlik doğrulamada alınan inovasyon riski (Face ID ile donanımın kullanıcıyı tanıyabilmesi):

Her ne kadar ileri seviye bir yüz tanımlama algoritması kullanıldığına emin olsam ve hali hazırda iPhone’da zaten oldukça basit ve içgüdüsel bir cihaz kilidi açma deneyimi mevcutken, kullanılabilirlik problemlerine bu kadar açık bir inovasyonu neden bu kadar öne çıkarttıklarına anlam veremedim.

Deneyim tasarımı profesyonelleri için ekran boyutlarındaki kullanılabilir alan değişikliği radikal problemlere yol açmayacak gibi gözüküyor. Ancak ekranın farklı alanlarının kullanımı aracılığıyla tasarlanacak yenilikçi navigasyon deneyimlerine kullanıcıları hızlıca alıştırabilmek zor bir mücadeleyi beraberinde getirecek.

Kılınç Orhan Erdemir, Neuro Discover kurucu ve CEO’su 

Animojiler, insanların emoji kullanmadaki samimiyetsizliğine çare olabilir 

Emojilerin çıkış noktası, yazılı iletişimin duyguları aktarmadaki problemlerine dayanmakta. Yüz yüze iletişim için tasarlanmış olanbeynimiz, karışımızdakinin duygularını anlamak ve kendi duygularımızı aktarmak üzere hem mimikler hem de beden dili açısından muhteşem bir analiz yürütür. Ancak dijital devrimin getirdiği hızlı değişkenlik, beynimize milyonlarca yıllık gelişim sürecinde ihtiyaç duymadığı özellikler dayatmaya başladı. Dikkat dağıtıcı binlerce unsur etrafımızda dönerken anlamak ve anlatmak çok daha güç bir hal aldı. Bu açıdan Apple’ın geçtiğimiz günlerde gerçekleşen lansmanında duyurduğu yeniliklerinden olan animojiler, emojilerin bir üst versiyonu gibi gözükse de kullanım kolaylığı olduğu takdirde yavaş yavaş emojilerin ikamesi olmaya başlayacaktır. Öte yandan şunu da unutmamalıyız. İnsanlar bazen sahte yüz ifadelerini emojiler ile karşı tarafa aktarabiliyor. Yani aslında beğenmediğiniz bir konu hakkında sırf karşınızdakini kırmamak için bir gülücük gönderebiliyorsunuz. Umurunuzda olmadığı halde sevecen emojiler kullanabiliyorsunuz. Peki animojiler bu samimiyetsizliğe çare olabilir mi? Animojiler, emojilerden daha samimi ve gerçekçi ifadelerle iletişimimizi geliştirebilir mi bunu zaman gösterecek.

Apple “Animoloji’ler ile emoji dünyasına bambaşka bir boyut katmaya hazırlanıyor

Funda Güleç Yalçın, Blogger

Emojiler, teknolojinin ve sosyal medyanın hayatlarımıza hızlı bir şekilde girişi ile günlük yaşantımızın ayrılmaz bir parçası oldu. Emojilerin hayatımıza girişi aslında cep telefonlarından biraz daha öncesine dayanıyor. Messenger gibi iletişim platformlarına, emoji benzeri ifadeleri konuşmalarımızda sıklıkla kullanıyorduk. Fakat Instagram, Facebook, Twitter gibi sosyal medya platformlarının yaygınlaşması ile emojiler de bu iletişim kanallarında en sık kullandığımız ifadeler oldu. Artık hemen herkes bu platformlarda ya da cep telefonlarında mesajlaşırken sadece yazarak değil, emojileri de kullanarak kendini ifade ediyor. Bunun yaşla, insanla, markayla, işletmeyle bir sınırı yok, dijital dünyadaki herkesi ve herşeyi kapsıyor. Uzun zamandır her markaya bir emojiyi sahiplenmesini öneriyorum. Çünkü emojiler, duygu ve düşünceleri hem görsel olarak hem de daha kolay bir şekilde ifade etme olanağı sağlıyor. İnsanları ve duyguları bir kategori altında toplayabiliyor.  Bu açıdan değerlendirdiğiniz Apple Event’te duyurulan“Animoloji’ler emoji dünyasına bambaşka bir boyut katmaya hazırlanıyor. Duyguların ortak dili olmanın ötesine geçerek gerçek zamanlı yüz ifadelerini taklit ederek hareketli bir hale gelecekler. Kişiselleştirilebilir emojilerin yaratıcısı ve vizyoner bir marka olarak bu konuda Apple’ı alkışlıyorum. Aslında zor bir teknolojiyi basitleştirerek sundular ve kullanımını bu şekilde umulmadık derecede hızlandıracaklar.  Pek çok kişi bunu basit bir yenilik olarak görebilir ancak ardındaki teknoloji kullanımı muazzam ve zamanla değeri daha fazla anlaşılacaktır diye düşünüyorum. Teknoloji devleri Facebook ve Google, etiketleme teknolojileri için şimdiye dek milyonlarca fotoğrafı veri tabanında topladı. Öte yandan hiçbiri bunu Apple gibi sunamadı. Basit gördüğümüz pek çok yenilik, küçük devrimlerin başlangıç noktasını oluşturur. Animoloji’lerin yüz tanıma teknolojisinin yaygınlaşmasındaki en önemli kilometre taşını oluşturacağını düşünüyorum.

Apple, yine spot ışıklarını üzerine çevirmeyi bildi

Cem Kıvırcık, Gazeteci

Her yıl eylül ayı geldiğinde kuşlar sıcak ülkelere göçmeye, çocuklar okula gitmeye, teknoloji meraklıları da yeni Apple iPhone ürünlerini beklemeye başlar… Bu artık geleneksel bir hal aldı. Bütün bir yıl boyunca “şöyle mi olacak, böyle mi olacak?” derken Apple, iPhone 8, iPhone 8 Plus ve iPhone X telefonlarını duyurdu. Aslında iPhone 8 ve 8 Plus’ta tasarım açısından değişen çok fazla şey yok. Göze çarpan en büyük farklılık iPhone 4’te kullanılmaya başlanan cam yüzeyin tekrar geri gelmesi. Gerçekten şık bir görünümü var ama kullanım açısından düşme, çarpma, çizilme gibi tehlikelere de açık. Telefonun kalbinde A10 Fusion işlemcinin yerine yüzde 25 daha hızlı olduğu iddia edilen A11 Bionic yonga bulunuyor. Kullanıcılar bu hızı kolaylıkla algılayacaklardır diye düşünüyorum. Gelelim iPhone X’e… Son yıllardaki geleneksel çizgisinin dışına çıkan Apple, biri “Plus” olmak üzere iki akıllı telefonun yanında bir de farklı modelle çıktı tüketicilerin karşısına. iPhone’un 10. yılı şerefine piyasaya çıkartıldığı iddia edilen X (Romen rakamıyla 10) de A11 Bionic yonga ile geliyor. Ancak tasarım açısından farklı çizgilere sahip… Çerçevesiz OLED ekran, klasik “home” (yuva) tuşunun olmaması, yüz tanıma sistemi ve iOS 11 işletim sistemiyle gelmesi bu telefonu farklılaştırıyor. Kısacası Apple, öyle ya da böyle yine spot ışıklarını üzerine çevirmeyi bildi. Steve Jobs’ın bıraktığı mirası akıllıca yemeye devam ediyor. Bu arada Türkiye satış fiyatlarıyla ilgili inanılmaz rakamlar telaffuz ediliyor. Kurban Bayramı döneminde de sıkça esprisi yapıldığı gibi akıllı telefona girmeye ortak aranıyor.

“Sonuçta bir yüzümüz var ve yüz verilerimizin başkalarının eline geçmesini istemeyiz”

Gökhan Ahi, Bilişim Hukukçusu

“Yüz tanıma teknolojisi daha basit haliyle yıllardır bir çok alanda kullanılıyor. Yüz tanıma teknolojisi çok faydalı bir teknoloji olabilir, ancak bireysel mahremiyetin ihlal edilmesi için fazlasıyla açık kapı bırakıyor. Yüz tanıma verilerinin ne zaman, nerede ve nasıl kullanılacağını, iyi niyetli veya kötü niyetli kullanılabileceğini bilebilmek mümkün değil. Bu verilerle işlem yapan yüksek çözünürlüklü akıllı kameralar ile bir kişinin siyasi, dini, cinsel, toplumsal tüm hayatı takip edilebilir. Apple’in yeni geliştirdiği yüz tanıma teknolojisinde özel verilerin sadece cihazda kalacağı ve hiç bir yere aktarılmayacağı bildiriliyor, fakat bu verilerin ne kadar sıkı korunabileceği hakkında bir bilgi verilmiyor. Yüzde yüz güvenliğin garanti edilmediği bir ortamda yüzümüze ait detaylı verilerin bulunması fazlaca riskli. Sonuçta, sadece bir tane yüzümüz var ve yüz verilerimizin başkalarının eline geçmesini istemeyiz.”

4K 60 kare video çekme özelliğine bir YouTuber olarak hayran oldum

Ekin Kollama, YouTuber ve Dijital Medya Danışmanı

Apple Keynote 2017’yi ben twitch hesabımdan canlı olarak takipçilerime aktardım onlarla beraber değerlendirip, tartıştık. Öncelikle Apple’ın saatler konusunda yaptığını tam olarak anlayamadık, fakat sorgulamadık da. Çoğu insanın ilgilendiği tek konu iPhone’lardı. Her ne kadar telefonun işlemcisi, kamerası, işletim sistemi bambaşka olsa da herkesin 8 ve 8 Plus için yorumu: “Bu ne ya geçen senin aynısı” oldu. Ben bir YouTuber olarak 4K 60 kare video çekme özelliğine hayran kaldım. Portre modundaki düzenlemeler vs beni cezbetti. Fakat bir takipçinin yorumu olaya farklı bir açıdan bakmamı sağladı. Yorum: “Abi zaten ben kılıfla kullanıyorum iPhone 7 Plus’ım var ben 8 Plus’ı alsam bile yine kılıfla kullanacağım ve masada durunca millet onun 8 Plus olduğunu anlamayacak, o yüzden 8 ve 8 Plus’ı beğenmedim.” Bu yorumdan sonra anladım ki insanlar teknolojik olarak A11 bionic işlemci iOS 11 işletim sistem vs umursamıyor. Sadece statü olarak bakıyor. Ve bu yüzden markalar her sene farklı bir model ile bir şekilde bize bunu hissettirmeliler ki bizim için bir artısı olsun. Bunu yazan arkadaş telefonu sadece WhatsApp ve şekil olsun diye kullanıyor. Bu bariz belli. Onun dışında lansmanı etkinlik olarak önceki yıllara göre daha az beğendim. Sanki arkadaşlarımızın oynadığı komik olmayan bir komedi filmine gitmişiz ve sanki onlara ayıp olmasın diye yaptıkları esprilere gülüyoruz gibi geldi. Sıkıldım açıkçası. Telefonlara gelecek olursak da ben oldukça başarılı buldum. Tabi ülkemizdeki fiyatları bu yorumumda dahil etmiyorum.

Melih Bayram Dede, Gazeteci

 Trendleri kaçırmamak için Apple’ı takip etmek şart; ancak…

Apple, kuşkusuz sektörü peşinden sürükleyen bir şirket. Ancak son yıllarda devrimsel diyebileceğimiz yenilikler çıkardığını gözlemlemiyorum. Çoğu zaman sektörde başka markalarda var olan özellikleri geriden takip edip, kullanıcılarına gecikmeli olarak sunuyor.

iPhone X’de ‘Home’ butonunun kaldırılması, kablosuz şarj özelliğinin getirilmesi, artırılmış gerçeklik uygulamasını buna örnek verebilirim. Her ne kadar gecikmeli sunulan özellikler de olsa, bunlar Apple hayranları arasında sanki yeni keşfedilmiş gibi büyük coşkuyla karşılanıyor. Steve Jobs’un iPhone’u tanıttığı günden bu yana pazarda dengeler çok değişti. Şu an bireylerin bilgiye ulaşmadaki birinci aracı olan akıllı telefonlar bir dönem sadece iPhone’la özdeşleşmişken artık durum öyle değil. Android işletim sistemli cihazların pazarda büyük ağırlığını görüyoruz.  Apple lansmanlarını teknolojide yeni bir trend getirmiş mi diye takip ediyorum. Çünkü Apple’ın kurgulanmış marka algısı, sektörde tüm oyuncuları öteden beri etkiliyor. Ancak bu etkileşim eskisi gibi tek taraflı değil. Apple da doğudan yükselen rakiplerin öncülük yaptığı yenilikleri sonradan kabullenebiliyor. Özetle, trendleri kaçırmamak için Apple’ı takip etmek şart; ancak artık tek yükselen değer, tek seçenek olmadığını kabul etmek şartıyla.

iPhone X’un yeni işlemcisi mobil pazarlama ve eğlence dünyasını yeni bir boyuta taşıyabilir

Hakan Akben, Dijital İletişim Danışmanı ve Eğitimci

Apple A11 çipi telefonun kalbine yapay zeka ve derin öğrenme kabiliyetlerini yerleştiriyor. iPhone X, yapay zeka ve derin öğrenme alemindeki ‘sinirsel ağ’ konseptiyle, kullanım alışkanlıklarını gözlemleyerek, çok daha rafine bir kullanıcı deneyimi sunmayı vaad ediyor. Yapay zeka tabanlı hizmetlerin başarısı, örneklenen veri yığınlarının çokluğuyla doğrudan ilişkili. Bir başka deyişle, yapay zekayı ne kadar çok veri ile beslerseniz size o denli iyi hizmet sunar. Gün boyu telefona yapışık yaşadığımız şu dönemde, bizlerin telefon kullanım alışkanlıkları, son donanımsal güncellemeyle, Apple’ın yapay zeka ağını çok daha iyi bir şekilde destekleyecek gibi görünüyor. Yakın dönemde akıllı, kişiselleştirilebilir mobil hizmetler ve eğlence dünyasının bambaşka boyutlara taşınacağını hissediyorum. Bence bu lansman ile gerçek anlamda mobil 2.0 devrine girmiş olduk.