Digital Age

Anne-babalar için; dijital doğanları hayata hazırlama kılavuzu

Çocuklarını teknolojiyi ideal dozda kullanarak yetiştirme şansı ve zamanına sahip olanlar anne babalar için dijital dünyada ebeveyn olmanın detaylarını araştırdık.

Modern şehir yaşamında hayatta kalmaya çalışan sıradan bir aile düşünelim. Bu ailede anne baba birlikte çalışıyor. Çocuk okula gidiyor, akşam kursa, sonra ders yapıyor, uyuyor. Anne baba işten yorgun argın geliyor, çocuk bir şey istese de onunla konuşmak yerine anne ya da baba “Çok yorgunum, biraz dinleneyim” diyor ve ellerinde telefonları kendi dünyalarına çekiliyorlar. Çocukların eline bir tablet tutuşturuluyor, çocuklar kendi yalnız dünyasında yaşarken, anne baba ise beyinlerini sanal dünyaya hapsediyor. Durumu biraz dramatize etmiş olsam da çoğumuz bir teknolojik yalnızlaşmanın içindeyiz ve hayatlarımız aşağı yukarı böyle. Bununla birlikte bu noktaya gelişimizde tüm suçun hikâyenin baş aktörleri olan anne babanın olmadığını da söylemeliyiz.. Çünkü her şey o kadar hızlı olup bitti ki, kimsenin dijitalin baş döndürücü hızına ya da sosyal medyanın eğlenceli dünyasına teslim olmaktan başka bir çaresi yoktu. Açıkçası, ebeveynler daha doğrusu yetişkinler için bir nevi iş işten geçmiş olsa da ortada teknolojinin içine doğan bir nesil ve bu neslin geleceği var ki, üzerinde kafa yormamız gereken konuda tam olarak bu aslında. Suçlu olmasa bile gerekli farkındalığa sahip olmadığı için çok da masum olmayan ebeveynlerin her geçen gün teknolojiye daha fazla bağımlı olan çocukları dijital çağda sizce nasıl hayatta kalacaklar? Henüz çocuklarını teknolojiyi ideal dozda kullanarak yetiştirme şansı ve zamanına sahip olanlar anne babalar için bu ay dijital dünyada ebeveyn olmanın detaylarını araştırdık ve sektörden değerli isimlerin katkılarıyla anne babalara bir dijital rehber ortaya koymaya çalıştık.

 Dijital dünyada ebeveyn olmak ve teknoloji kullanımı
Teknolojinin hayatımıza getirdiği artılar ve kolaylıklar herkes tarafından kabul edilmesine rağmen özellikle son senelerde teknolojinin insana verdiği fiziksel ve ruhsal zararlarla ilgili konular Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Sağlık Bakanlığı’nın ana gündem maddelerine girecek kadar ciddi boyuta taşındı. Tüm bunlar üzerinde çalışmalar devam ederken teknolojiye bağlı gelecek kuşakların yaşayacağı başka sorunlarla karşılaşılacağı da gündemde yerini bulmaya başladı. Teknoloji dünyasında yaşadığımız bu yüzyılda doğan çocukların bir yandan, belirtilen sağlık sorunlarıyla baş etmesi gerekirken bir yandan da teknolojiye bağlı olarak meslek yapılarının değişeceği ve bu dönüşüme her anlamda hazır olmaları gerekeceğinin açıklamaları git gide sayısı fazlalaşan şekilde açıklanmaya devam ediyor.
İşte tam bu noktada, bu ayki araştırmamızla, çocuklarımızı geleceğe hazırlayacak ebeveynlerin, teknoloji konusunda ne düşündüğü, çocukları üzerindeki etkilerini nasıl değerlendirdikleri gibi konuların yanıtlarını bulmayı hedefledik. Zenna Kurumsal Marka Yönetim Araştırmaları ve Danışmanlık şirketi ile gerçekleştirdiğimiz araştırma, Türkiye’de ebeveynler ve çocukları arasındaki ilişkiye bakışlarını ve teknolojinin çocukları üzerindeki etkisi konusunda ne düşündüklerini anlamak üzere kurgulandı. Araştırmada sorgulanan başlıklardan bazıları şunlar:

• Ebeveynlerin teknolojiye bakışı
• Teknoloji ve çocuğu arasındaki ilişki konusunda ne kadar bilgi sahibi olduğunu
• Çocuklarının teknoloji ile olan ilişkilerinde ne kadar söz sahibi olduklarını
• Teknolojinin Çocukları üzerindeki etkisini nasıl yorumladıklarını
• Endişelerini ve yaşadıkları sorunlar varsa neler olduğunu
• Çocuklarının eğitiminde teknolojiyi nerede konumlandırdıklarını
• Kendilerini teknoloji konusunda nasıl ve ne düzeyde geliştirdiklerini

Bu amaçla gerçekleştirilen araştırma kapsamında, Türkiye dijital dünya halk geneli nezdinde, 18 yaş ve üzeri yüzde 70’i çalışan olan bin 200 kişi ile online görüşme yöntemi ile görüşmeler gerçekleştirildi. Görüşülen kişilerin yüzde 47’si ebeveyn konumunda olduğundan ebeveynler bazında sonuçlar 561 kişi üzerinden verildi.

Her geçen sene çocuklarımızı teknolojiyle tanıştırma yaşı düşüyor
Araştırmaya göre ebeveynlerin çocuklarını teknolojiyle tanıştırma yaşının geçmiş senelere göre düşme eğilimi gösterdiği görülüyor. Şuanda 12 yaş altı çocuğu olanların, 12 yaş üzeri çocuğu olanlara göre çocuklarını teknolojiyle tanıştırma yaşı 2.6 sene düşmüş durumda. Şu anda 3 yaş altında çocuğu olan her 3 ebeveynden biri çocuğunu teknolojiyle tanıştırdığını belirtiyor.

Çocuklarımız için oyun ve teknolojik gereçlere senede ortalama bin 289 TL harcıyoruz

Katılımcı genelinin yüzde 60’ı oyun ve teknoloji için çocuklarına senede bin altında para harcadığını belirtse de halk geneli nezdinde harcanan toplama bakıldığında karşımıza çıkan rakam bin 289TL. Babaların ise yine bu konuda daha fazla harcama eğiliminde olduğunu görüyoruz. Bununla birlikte her 10 ebeveynden altısının oyun ve teknolojik gereçlere senede ortalama bin TL’nin altında harcadığını belirtelim.

Devamı için sayfa numaralarını kullanabilirsiniz. 

Akıllı telefonla doğan çocuklar

18 yaş altı çocukların sahip olduğu teknolojik cihazlara baktığımızda yüzde 55’le akıllı telefon, yüzde 50’yle tablet ve yüzde 34’le laptopa sahip oldukları görülüyor. 12-18 yaş arası çocuklarda ise akıllı telefon sahipliği yüzde 90’a çıkmaktadır.

Çocuğuma insansı robot almam çünkü gerçek arkadaşları olmasını isterim…

Gelişen teknoloji ile giderek daha fazla insancıl özelliklere sahip olan robotların yakın gelecekte hayatımızda daha fazla yer tutması hatta bize arkadaş olmaları artık çok da fütürist bir senaryo değil. Bundan yola çıkarak ebeveynlere çocuklarına bir robot almak isteyip istemediklerini yönelttiğimizde, ebeveynlerin yüzde 78’i çocuklarına insansı robot almayacağını belirtirken babaların bu konuda annelere göre daha iyimser olduğu ve babaların yüzde 25’inin alacakları öne çıkıyor.

 

İdealler ve gerçekler

Araştırmaya göre çocuklarımıza günde ortalama 1,7 saat internette izni verirken, ortalama 2 saat internette olduğunu görüyoruz. 12 yaşın altında çocuğu olan ebeveynlerin yüzde 79’u çocuklarına günde 2 saatten az internette vakit geçirme izni verdiklerine belirtmelerine rağmen gerçeklere döndüğümüzde çocuklarının günde 2 saatten az zaman geçirdiğini belirten ebeveyn oranı yüzde 50’ye iniyor.

Araştırma kapsamında en ilgi çekici sonuçlardan biri de; 0-3 yaş arası çocuğu olan ebeveynlerin yüzde 30’unun, 4-11 yaş arası çocuğu olan ebeveynlerin de yüzde 39’unun çocuklarına günde 2 saatten fazla internette vakit geçirme izni vermesi.12 yaş altı çocuğu olan hemen hemen her 10 ebeveynden biri çocuğunun günde 5 saatten fazla internette vakit geçirdiğini belirtmekte.

Artık 3 yaş öncesi ilk adım dijital dünyada atılıyor

0-3 yaş arası çocukların yüzde 52’sinin, 4-11 yaş aralığında yüzde 78’in, 12 yaş ve üzerine çıktığımızda ise hemen hemen hepsinin sosyal medya hesaplarının olduğu ile karşılaşmaktayız.  Kullanılan mecralarda başı yüzde 45’le Facebook çekerken, YouTube ve Instagram’da takip eden mecralar olarak öne çıkmakta.

Çocukların YouTube’u kullanma amacı tabii ki eğlenmek

Çocuklarının bu mecraları kullanma amaçlarının başında baskın bir oranda “eğlenmek” geliyor. YouTube ise en fazla video içeriği tükettiği kanal. Bununla birlikte ebeveynlerin yüzde 22’si çocuğunun takip ettiği YouTube fenomeni olduğunu belirtirken, yüzde 39’u olmadığını ve yüzde 39’u da bilmediğini belirtmekte. Bu konuda en ilgi çekici yanıtlardan biri, 0-3 yaş arası ebeveynlerin yüzde 25’i, 4-11 yaş arası ebeveynlerin ise yüzde 41’i çocuklarının YouTube fenomeni takip edip etmediği bilmemesi.

Çocukların yaşı büyüdükçe güvenli internet kontrolünü bırakıyoruz!

Türkiye dijital dünya halk genelinde ebeveynlerin yüzde 62’sinin güvenli internet hizmeti kullandığı görülürken bu oranın 12 yaş üzeri çocuğu olan ebeveynlerde yüzde 56’ya düşmekte. Bu konuda ilgi çekici sonuçlardan biri de 12 yaş altı çocuğu olan ve günde ortalama 2 saat internette vakit geçirmelerine izin veren 3 ebeveynden birinin güvenli internet hizmeti kullanmaması.

Çocuklar güne var oldukları hayatla değil dijital dünyayla başlıyor

Çocukların yüzde 50’si sabah kalkar kalkmaz teknolojik araçlarla zaman geçiriyor. Araştırmaya göre dikkat çeken oranlar şöyle: TV/tablet üzerinden çizgi film/ dizi seyretmek (yüzde 21), akıllı telefon ya da tabletle vakit geçirmek (yüzde 20), sosyal medya hesaplarını kontrol etmek (yüzde 4). Bu oranlar 3 yaş öncesine göre 4-11 yaş arası çocuklarda yükselme eğilimine geçiyor.

Çocuğumun ekran bağımlısı olmasından korkuyorum

Ebeveynlerin yüzde 82’si çocuğunun ekran bağımlısı olmasından korktuğunu belirtmekte. Hemen hemen 10 ebeveynden 2’si çocuğunun ekran bağımlısı olduğunu düşünmekte ve 10 ebeveynden biri de çocuğunun göz sağlığının dijital ekranlara bağlı olarak bozulduğunu söylüyor.

Çocuğumuzu ekran bağımlılığından korumak için de bir şey yapmıyoruz

Ebeveynlerin yüzde 40’ı çocuklarını ekran bağımlısı olmaktan korumak için önlem aldığını belirtirken, yüzde 60’ı herhangi bir şey yapmadığını belirmişler. Bu konuda verileri biraz daha detaylı incelediğimizde çocukların yaşı ilerledikçe bu konudaki gerçekleri fark ettiği ve önlem alma eğilimine girildiği dikkat çekiyor. Peki, önlem alan ebeveynler neler yapıyor? Ebeveynlerin yüzde 93’ü çocuklarının internette geçirdiği süreye sürekli ya da belirli zamanlarda olmak üzere kısıtlama getirdiklerini belirtmekte.

Ebeveynlerinin internette geçirdiği süreye karışması ve kısıtlama getirmesi sonrası çocukların gösterdiği ilk tepki öfkelenmek ve bulunduğu yaş aralığına bağlı olarak da öfkelerini farklı davranışlarla göstermek şeklinde olmakta. 0-3 yaş arası öfkesini ağlayarak ifade etme eğilimindeyken, 4-11 yaş arasında sorumluluklarını yerine getirmeme ve 12 yaş üzerinde öfkenin şiddetini artırma eğilimi şeklinde gerçekleşiyor. Bu bağlamda her 4 ebeveynden biri çocuğunu pedagog/çocuk psikoloğuna götürüyor ve yüzde 70’i götürme nedeninde teknolojinin etkisi olduğunu belirtiyor. Ebeveynlerin yüzde 27’si çocuğunu psikoloğa götürdüğünü belirtirken, götürme nedenlerinin başında; gelişimlerinin kontrolü (yüzde 62) ve davranış-uyum bozuklukları (yüzde 36) gelmekte. Çocuklarını psikoloğa götüren ebeveynlerin yüzde 70’i teknolojinin etkisi olduğunu belirtmekte. Bu ebeveynler teknolojinin çocukların fiziksel ve ruhsal sağlıkları üzerinde etkisi olduğunu düşünseler de, olumlu etkisinin daha fazla olduğunu düşünüyorlar.

Keşke çocuklarımız internet yerine arkadaşlarıyla dışarda daha fazla vakit geçirse

Ebeveynlerin yüzde 62’si çocuklarının internette ya da mobil araçlarıyla geçirdiği vakit yerine arkadaşlarıyla dışarıda vakit geçirmesini tercih ettiklerini belirtirken yüzde 29’u kendileri ile vakit geçirmelerini istediklerini ifade ediyor.

Çocuklarımızla sosyalleşmeyi sağlayıcı aktivitelerle vakit geçirmeye çalışsak da televizyon seyretmeyle ortak zaman yaratmakta ilk sıralar yerini almakta

Ebeveynlerin yüzde 65’i çocuklarıyla düzenli gerçekleştirdikleri aktivitelerin başında dışarda vakit geçirmek (yüzde 65) ve sohbet etmek (yüzde 54) geldiğini belirtmekteler. Bu 2 aktivitenin oranlarının yüksek olmasında anneler etkili konumda. 10 ebeveynden biri çocuğuyla düzenli gerçekleştirdiği aktivitenin bilgisayarda oyun oynamak olduğunu belirtmektedir ve bu oranı babalar yükseltmekte. Her ne kadar ebeveynler çocuklarıyla çocuklarıyla sosyalleşmeyi sağlayan aktiviteleri daha fazla gerçekleştirmeye çalışsalar da, televizyon seyretmeyi tercih etme (yüzde 40) oranı da oldukça yüksek. Teknolojiyle büyüyen çocuklar sürekli yeni şeyler öğrenirken insanlardan uzaklaşıyor mu? da araştırmanın kritik sorularından aslında. Bu soruların cevaplarından yola çıkarak; ebeveynlere göre, teknolojinin çocuklar üzerinde en olumlu etkisi “yeni şeyler öğrenme (yüzde 51)” iken en olumsuz etkisi “insan ilişkileri zayıflaması ve asosyal olmaları” (yüzde 43).”

Çocuklarımızın için okul seçimimizde “teknolojik imkânlar ve teknolojik eğitim sunması” son sıralarda

Ebeveynlerin yüzde 62’si çocuğunun gittiği ya da gideceği okula karar verirken çocuğun beşeri gelişimi ve okulun itibarını çok daha fazla önemsedikleri öne çıkıyor: Öğretmen kalitesi (yüzde 62) ve okulun eve yakın olması (yüzde 38), okulun sunduğu fizikî ortamı (yüzde 29), yabancı dil eğitimi (yüzde 28), okulun kamuoyu nezdindeki algısı ve geçmişi yüzde 26), okulun sunduğu sosyal ve sportif faaliyetler (yüzde 24).

Ebeveynler dijitalleşme ve teknoloji konusunda nerede?

Araştırmaya göre çocuklar ve teknoloji konulu eğitim alma bilincimiz çok düşük. Ebeveynlerin yüzde 82’si teknoloji ve çocuklar konulu eğitim almadığını belirtirken, eğitim aldığını belirten (yüzde 18) ebeveynlerin belli bir yerden değil internet, çocuğun okulu, çalıştığı şirket ya da çocuğunun psikoloğu gibi değişik yerlerden eğitim aldıkları görülmekte. Bununla çağın eğitim trendleri olan kodlama konusunda her 10 ebeveynden 3’ünün bilgi sahibi olduğunu araştırmamızda karşımıza çıkan önemli verilerden biri. Ancak her 2 ebeveynden biri çocuğunun okulunda kodlama eğitimi olup olmadığını bilmiyor.