İŞ DÜNYASI

H.Kerem Fındık | 15.03.2017 - 10:00

Trump’a fintech fırsatını kaçırmama çağrısı

2013-2016 yılları arasında İsviçre bankası UBS’te CIO olarak çalışan Oliver Bussmann, Trump’a fintech’le ilgili önerilerini iletiyor.

Facebook
Twitter
Linkedin
+

ABD’de Donald Trump’ın 45. başkan olarak seçilmesiyle radikal kararlara imza atıldığını gördük. Trump ülke ekonomisinin küresel ortamda rekabetçiliğini artırmak için özellikle üretime ağırlık veren bir politika takip edecek gibi görünüyor. Tabii, bu rekabetçiliği artıracak fintech gibi başka sektörler de bulunuyor.

Dünyadaki birçok bankacılık düzenleyici kurumları fintech’le ilgili potansiyelin farkında ve çalışmalarını hızlandırmış durumda. ABD’li fintech girişimleri epey aktif olsa da, ülkedeki düzenleyici kurumlar bu rüzgârın gerisinde kalmış durumda. Örneğin, ABD Merkez Bankası (FED) ve ABD Sermaye Piyasası Kurulu (SEC) gibi düzenleyici kurumlar blockchain ile araştırmalar yaparken, Hazine içinde bağımsız bir birim de küçük girişimlere ruhsat vermek için çalışmalar yürütüyor. Fakat bu çabalar başka ülkelerle karşılaştırıldığında yavaş kalıyor.

Trump ve düzenleyici kurumlar fintech’le ilgili neler yapabilir?

Öncelikle yenilikçi firmalara yeni ürün ve teknolojileri deneyerek hem kendileri hem sistem için güvenli olacak ortamlar sunulabilir. ABD’li düzenleyici kurumlar kendi bünyelerinde dijital finans inovasyon ekiplerine yatırım yaparak inovasyondan sorumlu yöneticileri atayabilir. Bu sayede sektöre temas ve destek noktası görevi üstlenebilir. Kurumlar ayrıca Londra’daki Level39 veya Singapur’daki LATTICE80 gibi fintech alanında çalışan laboratuvarlar açabilecekleri gibi diğer düzenleyici kurumlarla karşılıklı anlaşmalar imzalayabilir.

Öte yandan, ABD dünyanın en büyük finansal hizmetler pazarının olması yanı sıra dijital teknoloji ve inovasyonda da lider konumda. Federal hükümet fintech’in diğer alanları düşünüldüğünde çok daha iyi şeyler yapabilir. Örneğin yapay zekâyı (AI) ele alalım. Otomatik işlemlerden robot danışmanlara farklı alanlarda AI’ın finansal hizmetleri geniş şekilde değiştirmesi mümkün.

Burada ABD’nin çok açık bir üstünlüğü var: ABD’li firmalar AI’ya milyarlarca dolar yatırım yaptı ve yapmaya devam ediyor. Üniversiteler de bu taraftaki araştırmalarda mesafe kaydetmiş durumda. Doğru mevzuat desteğiyle ABD’nin bankacılıkta AI kullanımı sayesinde dünyada önemli bir merkez olmaması düşünülemez.

Değişim rüzgârları finansal hizmetlerle esiyor. Yeni yönetimin de buna göre davranması ve konu ABD’nin fintech’teki istikbaline gelince fırsatları kaçırmaması gerekiyor.

Kaynak: Nasdaq blog’undan kısaltılarak çevrilmiştir.