TEKNOLOJİ

DigitalAge | 21.07.2017 - 13:52

Teknolojinin ulaştığı hem son hem de sonsuz noktası: Uzay [Araştırma]

Hakkında bilinçli konuşmalar yapmak için çoğumuzun yetkin olmadığı bir konu uzay: Sosyal medya konuşmalarında haberleri takip etmek, paylaşmak önemli bir ağırlık taşıyor, özgün içerikler ise çoğunlukla uzaya dair içerik olarak oluşturulmamış, aslında “uzay” çoğu zaman bir referans noktası olarak konuşmalara sızmış.

Facebook
Twitter
Linkedin
+

Türkiye’nin teknoloji çağrışımlarını, tutumlarını incelemeye devam ederken sıra başta saptadığımız bir diğer alt unsura geldi: Uzay.

“Bilinmeyen”e olan ilgi her zaman içinde farklı ve gel-gitli duygular barındırır, ama bu “bilinmeyen” her gece göğe baktığımızda farkına vardığımız uçsuz bucaksız yıldızlı karanlık olduğunda işler daha da değişiyor: “Uzay”, hem pek çok şeyi betimlemek, kıyaslamak için kullanabileceğimiz en uzak uç, hayal edebileceğimiz en yüksek nokta hem de bu kadar kavranması zor ve sonsuz olmasına karşın belki de hakkında yine de en çok şey bildiğimiz bir “bilinmez”.

Hakkında bilinçli konuşmalar yapmak için çoğumuzun yetkin olmadığı bir konu uzay: Sosyal medya konuşmalarında haberleri takip etmek, paylaşmak önemli bir ağırlık taşıyor, özgün içerikler ise çoğunlukla uzaya dair içerik olarak oluşturulmamış, aslında “uzay” çoğu zaman bir referans noktası olarak konuşmalara sızmış: Kimi zaman ileriye gidişin son noktası, kimi zaman geri kalmışlığımızın en dramatik yansıması, kimi zaman da herhangi bir şeyi mübalağa yoluyla anlatmanın en tartışmasız dayanağı…

Bu dizide farklı olarak sosyal dinlemenin yanında Ipsos Dijital Atölye çalışması aracılığıyla online panel katılımcılarımıza uzay ve uzay teknolojileri ile ilgili neler düşündüklerini sorduk. Bu bireylerin uzay denilince akıllarına gelenleri, uzayın onlara çağrıştırdığı kelimeleri, hislerini ve gelecekte bu konuda onları nelerin beklediğine dair düşüncelerini aldık.

Teknolojinin ulastigi hem son hem de sonsuz noktasi

Uzayın çağrıştırdığı kelimelerin hemen her katılımcı için oldukça benzer bir temada seyrettiğini görüyoruz: İnsanlar “uzay” kelimesini ilk düşündüklerinde akıllarına gelen “sonsuzluk”, “boşluk”, “bilinmeyen”, “keşfedilmemiş”, “gizemli”, “merak uyandıran” gibi kelimeler oluyor. Bunlarla beraber filmler-çizgi filmler, ünlüler ve NASA da uzay kelimesinin çağrıştırdıkları arasında yer alıyor.

Ne olduğu bilinmeyen ve bizim için karanlık boşlukları, keşfedilmemiş suları ve sonsuz derinlikteki denizleri andıran uzay kavramı beraberinde korku, endişe ve heyecan gibi duyguları getirirken bazıları içinse riski ve ölümü düşündürüyor. Teknolojinin gelişmesiyle beraber savaş ve ülke çıkarlarının devreye gireceği ve bu dünyada yaşam sona  erdiğinde uzay bilimi açısından edinilen farklı gelişmişliklerin bazı ülkelerin sonunu getirebileceği hakkında görüşler bulunmakta. Tabii, burada hakkında umutlu olunmayan bir ülkeyiz.

Teknolojinin ulastigi hem son hem de sonsuz noktasi 1Teknoloji ile ilgili pek çok konuda olduğu gibi uzay konusunda da Türkiye’de konuşmaların hacmi ve seyri dünyadan farklılık gösteriyor: Uzay konuşmaları bu anlamda teknoloji kelimesine göre fark makasının iyice açıldığı bir konu, dünyada hem çok daha fazla konuşma yapılıyor hem de konuşmalar bize göre daha pozitif. Dünyada üretilen tüm içeriklerin yüzde 22 sinde uzay; korku, endişe gibi negatif duygularla anılırken, Türkiye’deki içeriklerde bu oran yüzde 39.

Aynı zamanda “uzay”, daha önceki sayılarda eğildiğimiz “teknoloji” ve “robot” konularına göre de negatifliğin görece daha yüksek olduğu bir konu, bu da korku, endişe boyutunun bu alanda daha ağır bastığını hissettiriyor.

Teknolojinin ulastigi hem son hem de sonsuz noktasi 2Ayrıca uzay konusunda forum ve blog paylaşımları Türkiye’de dünyada olduğundan çok daha düşük; Twitter çok daha baskın, bu da konuyla ilgili daha çok haber paylaşımı yaptığımızı, daha kısıtlı özgün paylaşımlarda bulunduğumuzu gösteriyor. Twitter konuşmalarına daha detaylı baktığımızda ise karşımıza çıkan şu: Uzay konusundaki içerikler 3 ana başlık etrafında kümeleniyor: mars-güneş-uydular ekseninde aslında ilköğretimde öğrenilmiş temel uzay bilgileri, uzay teknolojisinin askeri savunma alanındaki rolü ve uzay bilimi (aslında bunun en çok özdeşleştirildiği NASA).

Bu 3 ana başlık da aslında yukarıda bahsettiğimiz çağrışımlarımız ile birebir örtüşüyor:

-Kendi gözlemlerimiz, gökyüzü kavrayışımız

-Dünyada hayat bittiğinde uzayın oynayacağı rol, “uzay savaşları”, ve uzay bilimindeki farklı seviyede gelişmişliğin ülkemiz hanesine yazdığı dezavantajdan kaynaklı endişe, 

-Bir bilim olarak, heyecan verici, yepyeni bir “dünya” olarak uzay

Türkiye ve dünyada uzay hakkındaki konuşmalardaki bir başka önemli farklılık “uzay” konusunun eşlik ettiği içeriğin yapısı: Kelime bulutlarına Türkiye ve dünya kaynaklarından baktığımızda ilk bakıştaki benzerliklerin ardını okuyabilmek gerek.

Teknolojinin ulastigi hem son hem de sonsuz noktasi 3Hem Türkiye’de hem de dünyada teknoloji ve uzay kavramları arasında güçlü bir bağ var, bunu zaten yazı dizimizin en başında saptamıştık. Ancak buna eşlik eden diğer ögeler dünyada daha çok uzay bilimi ve bunun dünyaya kazandırdıkları-kazandırabilecekleri ile ilişkili iken (teknolojik gelişmeler, enerji üretimi, dünya dışında yaşam olanakları gibi), Türkiye’de uzayın görsel kavranışı (büyüklüğü, sonsuzluğu, gezegenler ve evren anlayışı), uzay biliminde Türkiye – Dünya kıyaslamasının yapılması ve ileri gidiş – geri kalmışlık tartışmalarına dokunan noktalar ve de tabii ki uzaylılar var.

Uzaylılar konusu, değinilmesi gereken ilginç bir boyut: Aslında bir bakıma bizim uzay anlayışımızın ana mimarının Hollywood olduğunu anlatan bir açı çünkü bugün uzaydan bahseden herkesin uzay tanımlamasında biraz Uzay Yolu, biraz Yıldız Savaşları, biraz Yaratık filmi var ve bu filmlerinde hepsinde sonsuz uzay tasvirine ek olarak hayal gücünün şekillendirdiği uzay canlıları yer alıyor. Sayılarla ifade etmek gerekirse; uzay kelimesinin yanında “teknoloji”nin anıldığı 27 binin üzerinde içerik varsa, teknoloji kelimesine “uzaylı”nın eşlik ettiği 21 binin üzerinde içerik var! Bir başka deyişle, uzay, teknolojiyle anıldığı kadar çok uzaylılarla da anılmakta!

Her zaman uzaylılar tarafından istila edilebilecek olan dünyanın sakinleri için halihazırda sadece teknoloji kelimesi bile ürkütücü olabilirken uzaylılarla bu denli birlikte anılabilen “uzay”ın  ürkütücü olmaması beklenemez şüphesiz: Ancak endişe ve hayranlıkla gelen heyecan yine kol kola. Endişeye yol açan  durum ne diye bakıldığında Türkiye’nin dünyadaki gelişmeleri yakalayamaması yine önemli bir etken ama bu kez ince bir ayrımla: Sadece teknoloji alanı için değil, hayatın her açısından Türkiye’nin eleştirildiği noktalarda “uzay” bir referans noktası olarak adevreye girebiliyor çünkü başta da söylediğimiz gibi “uzay”, bir şeyi abartarak anlatmak, dikkat çekmek için kabul görmüş uç bir nokta ve onun gücünden faydalanmak sohbetin önemli bir parçası. Böyle olunca, siyasî eleştirilerden ekonomik yorumlara kadar “Millet uzayda yaşamın peşinde, biz neyin peşindeyiz” veryansını devreye giriyor.  Tüm içeriklerin yüzde 44’ünde uzay kelimesinin bir çeşit kıyaslama ve iğneleme için kullanılıyor, yüzde 27’sinde hayranlık ve gurur varken yüzde 22’sinde ise karamsarlık ve endişe devreye giriyor.

Teknolojinin ulastigi hem son hem de sonsuz noktasi 4

Tıpki teknoloji ve robot kavramlarında olduğu gibi çelişkili ve karmaşık duygular uzay konusunda da varlığını sürdürüyor: Korku ve endişeli çağrışımların yanında insanlar uzay teknolojisinin gelecekte getireceklerinden oldukça umutlular. Çoğu kişi için uzay teknolojisi uzaya gitmek için bir yol olarak görülüyor. Bununla beraber uzaya dair sahip olunan bilginin sahip olunmayana oranla çok düşük olduğuna dair fikirler de bulunuyor. Ne kadar bilinmez ve korkutucu gelirse gelsin merak duygusu hep baskın. Dünyadan kaçış, başka yaşamların olması, bu dünyada yaşanacak hal kalmadığında yeni bir dünyamız olacağı algısı ve bunun verdiği güven, tam olarak “uzaylı” kelimesi geçmese de yalnız olmadığımıza dair düşünceler, başka canlılar olduğuna dair inanışlar ve yine başka gezegenlerde yaşam teması ve inancı hemen her katılımcının değindiği bir konu. Uzay teknolojisinin hızla ilerlediği ve yakın zamanda kullanılabilir hale geleceği düşünceleri ve bununla beraber çağ atlama ve “insanlığa hizmet eden” teknolojik gelişmelerin gerçekleştirilmesi ihtimali de bireyleri heyecanlandıran konular arasında. Aynı zamanda uzay teknolojisi bir ülkenin gelişmesindeki kilit noktalardan biri olarak görülmekte ve bu teknolojinin ileride en kıymetli teknoloji olacağı düşünülmekte.

Ama tüm bu umutlu konuşmaların Türkiye özelinde geçerliliği yine tartışmalı ve tansiyonu yükseltici bir nokta yaratıyor: Katılımcılar “uzay teknolojilerine” ulaşmak için büyük yatırımların ve devlet katkısının önemli olduğu kanısındalar. Bu teknolojiler aynı zamanda pahalı ve zeka isteyen işler olarak görülüyor. Bizim ülkemizde ise gerekli önemin verilmediği ve yatırımların yapılmadığı düşüncesinde olan bazı bireyler, yabancı ülkelerin gelişmesi durumunda bizim için değişen çok bir şey olmayacağı kanısında. Dünyada yaşam son bulduğunda şu an bu vizyona sahip olan ülkeler için uzay bir umut olabilecekken Türkiye için bunun mümkün olmayacağı düşüncesi umutları kıran ve yine negatif duygulara kapı açan bir nitelik taşıyor.

Sonuç olarak uzay içerikleri, teknolojinin bir alt unsuru olarak robotlar hakkında da olduğu gibi hem umut ve heyecanı hem de endişe ve korkuyu birlikte barındırıyor. Çoğu zaman hayal edilebilecek en uzak noktayı simgeliyor ama aynı zamanda bize bir açıdan daha yakın: Çevremizde her gün bir robot görmüyoruz ama her gece uzayı görüyoruz, ay ve yıldızları izliyoruz. Şu ana kadar filmlerin ve büyük ölçüde onların şekillendirdiği uzaylıların istila ettiği uzay kavramı aslında bundan arındığında üzerinde hareket edilebilecek çok daha pozitif bir platform barındırıyor. Henüz uzayın sınırları ve vaad ettikleri tam bilinemediği gibi uzay kavramının markalar açısından nasıl faydalı kullanılabileceği de bir muamma, ve bakir bir alan. Uzayı birlikte keşfedeceğiz ama teknolojinin en uç alt unsuru olarak, sanırız bu biraz daha sırasını bekleyecek.