TEKNOLOJİ

DigitalAge | 10.10.2017 - 09:22

Sürücüsüz otomobillere hazır mıyız?

100 yıldır üretim dünyasına öncülük eden otomotiv sektörü şimdi yeni bir devrime öncülük etmeye hazırlanıyor: Sürücüsüz otomobiller

11
paylaşım
Facebook
Twitter
Linkedin
+
Nedir?

Google’la 2009’da başlayan sürücüsüz otomobil serüvenine şu anda Volvo, Ford, GM, FIAT, Samsung, Tesla ve Baidu gibi dünyanın pek çok önemli otomobil ve teknoloji üreticisi de katılmış durumda. Apple’ın da bu konuda çok gizli bir çalışma içinde olduğu dedikoduları sürekli dolaşıyor. Kimin gerçek bir araçla tüketicilerin önüne çıkacağını henüz bilmiyoruz ancak BI Intellegence’ın yaptığı araştırmaya göre 2020’de yani yalnızca 4 yıl sonra 5,5 milyon sürücüsüz otomobilin yollarda olması bekleniyor. Elektrikli otomobiller için de benzeri ütopik tahminler yapılıyordu ancak bu öngörü henüz pek gerçekleşmedi. Bu sebeple rakam bugünden bakınca pek gerçekçi görünmese de sürücüsüz otomobillerin bir şekilde hayatımıza gireceği kesin. Sürücüsüz otomobillerin, şu anda bizim öngörebildiğimiz anlamda hayatımıza etkilerini inceleyelim.

Fırsatlar

İlk otomobillerde ne yan ayna, ne stop lambası ne de emniyet kemeri gibi pek çok özellik vardı. Otomobiller için bu kadar otoyol olmadığı gibi trafik ve trafik polisi ve doğal olarak trafik hukuku da yoktu. Otomobil aklımıza gelmeyen sayısız sektörün ve alanın doğmasına neden oldu. Bütün bu alanların doğuşunda, oluşan problemlere çözüm arayışı temel rolü oynadı. Aynı devrimsel süreç şimdi de yaşanacak. Google, 2,5 milyon kilometre yol yapmış olabilir ama henüz sürücüsüz araçların başımıza gerçek anlamda ne getireceğini bilmiyoruz. Şu anda aklımıza gel(e)meyen ve henüz öngöremediğimiz sayısız problem oluşacak. Bu problemlerin çözümü için de yeni alanlar, yeni sektörler doğacak. Peki bütün bu problemlere, bu problemlerin çözümüne ne kadar hazırlıklıyız?

İnsan faktörü

Sürücüsüz bir otomobilden bahsetsek dahi, sürücüsüz otomobili çalıştıracak ya da durduracak bir insan faktörü söz konusu. Basit teknolojileri dahi yüzde 100 kullanamadığımız bir dünyada yaşarken, sürücüsüz otomobil gibi sofistike bir aygıtı kullanabilecek daha önemlisi verimli kullanabilecek insanlara sahip miyiz? İnsan yetiştirmek ve eğitim sistemini yeni teknolojilere adapte olabilecek düzeye getirmek, kamunun problemi olarak karşımıza çıkacak. Bildiğim kadarıyla ne dünya üzerinde ne de Türkiye’de bu konulara genel anlamda özel bir hazırlık bulunuyor.

Sürücülü ve sürücüsüz otomobiller aynı anda nasıl yollarda olacak?

Yollardaki bütün araçlar sürücüsüz olduğunda bu sorun, pek bir sorun olmayacak gibi görünüyor. Ancak sürücülü otomobiller, hata yaptığında sürücüsüz otomobil nasıl tepki verebilecek? İnsan “genellikle tahmin edilebilen” bir varlık, ancak tahmin edilemeyeceği o kadar karmaşık davranışları olabiliyor ki… Mesela, İstanbul’da sıklıkla başımıza gelen tek yön olarak belirlenmiş yollara girebilen sürücüler olabiliyor. Sürücüsüz araçlar buna nasıl tepki verebilecek?

Kamu kurumları hazır mı?

Sürücüsüz otomobilin sorunsuz çalışabilmesi için en önemli faktörlerden biri de kamuya ait olan noktaların, şehirlerin gerekli hazırlığı yapabilmiş olması. Yol bilgisi, kamu kuralları, otopark noktası, bakım ya da etkinlik sebebiyle kapanan yollar gibi sayısız bilginin anlık şekilde güncel halde bulunması şart. IDC’nin yaptığı “sürücüsüz otomobillerin akıllı şehirlere entegre edilmesi hakkında otomobil üreticileri ve şehir yönetimleri arasında işbirliği” araştırması dünyadaki neredeyse hiç bir şehrin sürücüsüz otomobile hazır olmadığını ortaya koydu. Sürücüsüz otomobillerin günlük hayata entegre edilebilmesi için ciddi altyapı yatırımları yapılması gerekiyor. Henüz elektrikli otomobillerin şarj noktalarına dahi yeterli çözümler üretemeyen şehirlerin, sürücüsüz otomobillere uyum sağlaması kısa vadede pek mümkün görünmüyor.

Güvenlik

Nesnelerin interneti, robot üretimi, yapay zekâ gibi konular ne zaman konuşulsa ilk akla gelen konu, bu araçları yöneten yazılımların güvenliği. Buzdolabındaki teknolojide yaşanabilecek aksaklık bizleri üzebilse de hayatî sorunlar yaşatmaz herhalde. Peki ya otomobillerde yaşanabilecek teknik aksaklık, hacklenme ya da virüs sorunları? Günümüzde otomobiller maalesef terör saldırılarının en önemli aracı haline geldi. Sürücüsüz otomobillerin bu tür bir sorun yaşamayacağını henüz kimse bilemiyor. Elbette sürücülü otomobille de benzer durumlar olabilir ama aynı anda yüzlerce otomobilin hacklenebilmesi ve bir terör makinesi haline gelebilme olasılığı yok diyemeyiz. Otomobillerin yazılım güvenliği önümüzdeki dönemde üzerinde en çok tartışılacak konulardan biri olacak ve muhtemelen en büyük iş bu alanda ortaya çıkacak.

Hukuk problemleri

Trafik kuralları ve trafikte işlediğimiz kabahat ya da suçların tamamı belli bir hukuka bağlanmış durumda ve bu kabahatlerin neredeyse tamamından sürücü sorumlu. Sürücüsüz otomobiller söz konusu olduğunda sorumluluk kimde olacak? Diyelim ki, bir sebepten ötürü kırmızı ışıkta geçen otomobilin, kural ihlalinden ötürü cezaî sorumluluğu kimde olacak? Sürücü bu cezayı alsa dahi, yazılım hatasından ötürü aracı aldığı üreticiye rücu edebilecek mi? Diyelim ki, sorumluluğu üreticiye yükledik ve üretici maddî cezayı ödedi. Peki, otomobilin karıştığı bir kaza sonucu, insan ölümü ya da yaralanması gerçekleşse, bunun sorumluluğu kimde olacak? Üretici burada da taksirle ölümden hapiste mi yatacak? Yanıt vermek gerçekten zor. Tesla’nın sürücüsüz otomobilinin geçen haziran ayında karıştığı kazanın yarattığı problem henüz çözülebilmiş değil ve hukukçular sorumluluğun kimde olduğu konusunda ikiye ayrılmış durumda. Sorumluluk akla gelen ilk soru. Önümüzdeki dönemde bizim henüz fark etmediğimiz sayısız niza oluşacak ve bu nizalara çözüm üretebilecek normlar ortada yok.

Keyif hali

İnsanların otomobil kullanmasındaki temel saik, elbette, ulaşım. Ancak otomobil sadece ulaşım değil aynı zamanda bir keyif aracı. Bazen hız yaptığınız, bazen acele ettiğiniz, bazen konfor odaklı hareket ettiğiniz bir keyif hali. Pek çok insan otomobil kullanmaktan büyük haz alıyor. Bazıları içinse tutku. İnsanların bu keyiften mahrum olmayı ne kadar isteyebilecekleri muamma. Öte yandan sürücüsüz otomobil prensipte doğal olarak en kısa yoldan, en optimum sürede ulaştırma üzerine kurgulanıyor. Oysa bazen sırf deniz havası alabilmek için trafikli yoldan gitmeyi, bazen şehir turu atmak için uzun yolu tercih edebiliyoruz. İnsan keyfini düşünüp, kolay yolu tercih etmek istemezse ne yapacağız?

Size bahsettiklerim, dünyanın üzerinde çok tartıştığı konu başlıkları. Henüz aklımıza gelmeyen ya da öngöremediğimiz pek çok sorun daha çıkacak. Sorunları çözmek aynı zamanda çözüm üretenleri doğuracak. Dünyanın en büyük otomotiv üreticilerinden biri olan Türkiye, bu sorunların doğuracağı fırsatları değerlendirmeye hazır mı?