yazarlar

11.11.2014 - 17:17

Pareto’nun mirası, işte mutluluk ve üretkenliğin anahtarı

80-20 kuralı der ki; çoğu olay için, bir işin sonucunun yüzde 80’i, o işi yapanların yüzde 20’sinden kaynaklanır. Müşteri portföyünüze bir bakın, cironuzun büyük çoğunluğu sadece birkaç müşterinizden geldiğine eminim

Facebook
Twitter
Linkedin
+

Öldükten sonra değeri daha çok bilinen insanlar listemde ilk beşte yer alan ünlü İtalyan ekonomist ve sosyolog Vilfredo Pareto’nun bizlere bıraktığı o meşhur “80’e 20 kuralı” iş yerinde ve özel hayatımızda mutluluk ve üretkenliğin anahtarını, adeta altın tepside, bizlere sunuyor.

Pareto ile iş yerinde üretkenliği artırmak

Meseleyi daha küçük ölçekte irdelersek; Vilfredo Pareto’ya göre ofiste yaptığımız işlerin yüzde 80’i çar-çöp, işe yaramaz, hatta yapmasak da olur türden… Geri kalan yüzde 20’si ise gerçekten bize ve şirkete katkısı olan, önemli aktiviteler. Şimdi bu formülü alıp işinize, hayatınıza ve ilişkilerinize uygulayın. Mesela Facebook’taki arkadaş listenizin yüzde kaçı gerçekten arkadaşınız, gün boyu ofiste yaptığınız onca iş, toplantı ve e-posta eritme mücadelelerinden hangisi şirketinizin cirosunu artırdı? Hayatınıza şöyle bir bakın, mutsuzluk ve hayal kırıklıklarınızın yüzde 80’ini hangi yüzde 20’den geliyor? Problem olan işiniz mi, sevgiliniz mi, yoksa geçmişin yükü ya da gelecek kaygıları mı? Konuyu daha fazla uzatmadan Pareto’nun da yardımıyla keşfettiğim, iş yerinde üretkenliğimi artırdığını düşündüğüm birkaç sırrımı paylaşayım.

Güne e-posta ile başlamam

Kulağa çok zor geldiğine eminim ancak bence iş yerinde üretkenliğin ilk kuralı güne e-posta ile başlamamak! Bedenin ve zihnin en berrak olduğu sabah saatlerini rutine bağlı bu iş ile heba etmek yerine, daha çok yaratıcılık isteyen planlama odaklı işlere ayırmak en doğrusu. Bu arada bazı istisnaî durumlar haricinde cepten e-posta okumaya tamamen karşı olduğum da kayıtlara geçsin. Cepten büyük bir merakla okuyup, ‘’Amaaan, yarın işe gidince bilgisayardan cevaplarım’’ kafasına girdiğimizde yarın o e-postayı yeniden okuyup, zaman kaybedeceğimizi unutmayalım. Son üç yıldır günde sadece dört defa e-postalarımı kontrol ediyorum; sabah 09:00, öğlene doğru 11:00, 15:00 ve akşamüstü 17:00. Bu arada e-posta uyarı mesajlarını da tamamen kapattım. Bu şekilde önemli işlerle uğraşırken e-postaların aklımı çelmesine engel oluyorum.

Ne yapacağımdan emin olmadan bilgisayarı açmam

Elinizde yapılacaklar listesi türünden bir şey yoksa bilgisayar karşısına oturduğunuz anda sizi etkisi altına alır; kendinizin e-postalardan sosyal medya sitelerine, haber sitelerinden alışveriş sitelerine pervasızca savrulup, heba oluşunuza şahit olabilir, hatta tüm günü hiçbir iş yapmadan hayal kırıklığı ve mutsuzlukla geçirebilirsiniz.

Sabah saatlerini yaratıcı işlere ayırırım

Her ne kadar Türk iş dünyasının çalışma kültürünün merkezinde kervanı yolda gütme felsefesi olsa da, ehil yöneticiler bu lafa pek kulak asmaz ve sabahın erken saatlerini orta ve uzun vadeli işleri planlamaya ayırır. Unutmayın, planlamaya ne kadar çok zaman ayırırsanız ivedi ve önemsiz işlerin sizi ve işinizi yönetmesine o kadar engel olursunuz.

Böl, parçala ve yönet

İnsanın doğası gereği büyük ve sıkıcı görünen projeler ertelenmeye mahkûmdur. Biz bu projeleri erteledikçe onlar zihnimizde devleşir ve projeyle aramızda içinden çıkılmaz bir kovalamaca başlar. Proje ne kadar büyük ve karışık olursa olsun, bir adım geri atıp resme uzaktan bakmak, projeyi küçük, anlamlı parçalara bölmek ve sırayla bu küçük parçaları teker teker çözerek işi tamamlamak, ehil kişi yaklaşımıdır.

“Hayır” da bile vardır bir hayır

Hiçbirimizin iş tanımında, “Herkesi memnun etmelisin” diye bir madde bulunmuyor. Üretken olmak adına bazı durumlarda çalışma arkadaşlarınıza hatta patronunuza bile “hayır” demeniz gerekebilir.