yazarlar

11.08.2016 - 16:26

Mr. Robot geleceğin risklerini mi anlatıyor?

İnsanoğlunun teknoloji ile imtihanında, ileride nasıl bir geleceği şekillendireceğimize aslında yine biz karar vereceğiz.Tıpkı atalarımızın atomun çekirdeğinden sadece enerji üretmek yerine, atom bombası yapmayı tercih etmesi gibi, bu büyük göçte biz de geleceğe ne götüreceğimizi kendimiz belirleyeceğiz

Facebook
Twitter
Linkedin
+

Mr. Robot geleceğin risklerini mi anlatıyor?

Başrollerinde Rami Malek ve Christian Slater’ın oynadığı, siber bir saldırı ile ABD’nin finans sistemini çökertmek üzerine kurulmuş olan fsociety’nin yaptıklarını ve yaşadıklarını anlatan Mr. Robot, geçtiğimiz yılın en popüler dizisi olmuştu.Temmuz ayında da ikinci sezonu başladı.

Hatırlayacağınız gibi ilk sezonda, Elliot Alderson, Evil Corp isimli dünyanın en büyük şirketini yok etme planları yapar. Bu hayali gerçekleştirme fırsatını da bulur. Elliot, çalıştığı şirketin güvenlik sorununu çözer ve kodlar arasında kendisine bırakılmış bir mesaj olduğunu fark edip bir şekilde kendisine o mesajı bırakan kişilerle iletişime geçerek, yer altı fiber dünyasına katılmış olur. Elliot’a mesajı bırakan kişi Mr. Robot’tur ve Elliot, Mr. Robot ile bir trende tanışır. Böylece Elliot, Mr. Robot’un fsociety isimli hacker grubuna katılarak fırsatı yakalar. Ekonomiyi çökertmek ve şirketleri batırmak gibi hedefleri olan fsociety grubunu Mr. Robot kurmuştur. Planı işlemeye başlayan fsociety grubu, Elliot sayesinde farklı olaylar yaşar.

İkinci sezon, fsociety’nin finansal sistemi çökertmesinin sonrasında yaşananları anlatıyor. Ortaya çıkan kaos sonucunda insanların yaşadığı sıkıntıları anlatırken, sistem eleştirisi yapmaya devam ediyor.

Darbe girişiminde dijitalin izleri ve Pokémon Go çılgınlığı

Geçtiğimiz ay, demokrasiye darbe vurmak isteyen bir grubun hain planlarından hep birlikte tek yürek olarak kurtulduk. Ama bu olayda bile, dijitalleşmenin hayatımıza nasıl girdiğini gördük.

Kalkışmanın başarısız olmasının ana sebebi olarak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Facetime ile bir televizyonun canlı yayınına bağlanması gösterildi. Hükümet yetkililerinin yine Facetime ve Twitter üzerinden yaptığı açıklamalarla, insanların paniğe kapılmamasını sağlamaya çalışması ve açık destek istemesi de yeni bir medyanın vazgeçilmezimiz olduğunu gösterdi.

Tabii aynı anda, darbecilerin WhatsApp aracılığı ile koordine olmaya çalışması ve Twitter üzerinden doğruluğu teyit edilmemiş bilgi kirliliğinin manipülasyona yol açması da, yaşanan süreç sonunda dijitalleşmenin olumsuz etkileri olarak tarihe geçildi.

Ülkede sürecin normalleşmeye başladığı bir zamanda Wikileaks’in Türkiye ile ilgili 100 bin belge açıklayacağını duyurması da, bazı güçlerin belli bir organizasyonu dijital ortamlarda da devam ettireceği algısını uyandırdı.

İnternetin ve teknolojinin gücünü kullanarak, insanların “haber alma hakkı”nı kullanmasına aracılık ettiğini söyleyen Wikileaks’in Türkiye’deki bu tip bir girişimin hemen ardından böyle bir açıklama yapması, dijitalleşme dönemi için “Doğru veya yanlış ne,” sorusunun her aşamada sorulması gerekliliğini bir şart olarak ortaya koydu.

Günlük hayatımız dalgalanmalarla savrulurken, vatandaşlarımızdan bazıları da fazla dijitalleşme sebebiyle yaralandılar. Artırılmış gerçeklik üzerine inşa edilmiş, son dönemin en popüler oyunu Pokemon Go, yıllardan beri markaların kullandığı ve çok da geliştiremediği bir teknoloji ile bir “pokemonia” şekline dönüştü. Sadece dokuz günde, Pokemon Go oyununun yapımcısı Nintendo’nun hisse değeri 11 milyar dolar arttı.

İnsanoğlunun teknoloji ile imtihanında, ileride nasıl bir geleceği şekillendireceğimize aslında yine biz karar vereceğiz.Tıpkı atalarımızın atomun çekirdeğinden sadece enerji üretmek yerine, atom bombası yapmayı tercih etmesi gibi, bu büyük göçte biz de geleceğe ne götüreceğimizi kendimiz belirleyeceğiz.

 

 

 

 

Facebook
Twitter
Linkedin
+