Skip to main content

Girişimcilik meselesi – İşin gerçekleri 1. bölüm

Girişimci misin? Büyük olasılıkla değilsin! Girişimci mi olmak istersin? Büyük ihtimalle başarısız olacaksın! “Tuttuğumu kopartırım, ben bir işe karar verdiğimde mutlaka yaparım mı,” diyorsun? Sana inanmıyorum, üzgünüm. Ekibimle birlikte uzun…

Girişimci misin? Büyük olasılıkla değilsin! Girişimci mi olmak istersin? Büyük ihtimalle başarısız olacaksın! “Tuttuğumu kopartırım, ben bir işe karar verdiğimde mutlaka yaparım mı,” diyorsun? Sana inanmıyorum, üzgünüm.
Ekibimle birlikte uzun yıllardır e.girişimci yetiştiriyoruz. Mezunlarımızdan bazıları unnado.com, sahiplen.com, modasor.com, heeltex.com, axesuar.co, saatreyonu.com gibi daha yüzlerce başarılı projeyi ortaya çıkarttı. Ben ve ekip arkadaşlarımın önünden geçen binlerce girişimci adayı ile yaşadıklarımız bize geride bıraktığımız yıllarda girişimcilikle ilgili çok şey öğretti. Bu yolda yaşlı, genç, orta yaşlı, kadın, erkek, işsiz, eski CEO, vekil, öğrenci, öğretmen, mimar, bankacı, doktor, sporcu, müdür, emekli ve daha nice insan profili ile karşılaştık. 
Geçtiğimiz gün yine bir girişimci ile görüştükten hemen sonra sevgili Yazı İşleri Müdürüm Savaş Önemli beni arayarak bu ayki yazımın konusunu sordu. Ben de “Savaş’çığım, girişimcilik konusunda bir yazı dizisi başlatmaya hazırlanıyorum, sen ne dersin bu işe” diye sordum.  “Bu konuda içimde ne biriktirdiysem hepsini insanlara açacağım ve onlara tüm gerçekleri anlatacağım” dedim. Sağolsun, o da “Hemen başlayalım hocam” diyerek beni yüreklendirdi. Dolayısıyla,  bu aydan itibaren köşemde “Girişimcilik Meselesi-İşin Gerçekleri” başlığı ile hiç kimsenin anlatmadıklarını anlatacağım size. İçim öylesine dolu ve arşivim öylesine kalabalık ki, bu yazı dizisi ne kadar sürer, bunu da öngöremiyorum. Ama sadece sizin için gerçekleri yazmaya bugünden itibaren başlıyorum. Bu konuda çok kitap okumuş olabilirsiniz. Belki bir dizi de konferansa katılmışsınızdır. Hatta, bizim “motivasyon ticareti” diye adlandırdığımız ve “inanırsan olur” temalı seminerlere bile gitmiş olabilirsiniz. Şimdi bunlardan neler öğrendiniz, bunu bilemem. Ama ben uzun yıllardır her tip girişimci profili ile karşılaştım. Ve buradaki deneyimlerime dayanarak şimdi buradan size işin gerçeklerini aktaracağım. Bu yazı dizisinde gaz yok. Motivasyon hiç yok. Çünkü gerçek girişimciler bu argümanlara ihtiyaç duymazlar. Bu sebeple bunları duymak isteyenler bu yazı dizisini sakın okumasınlar lakin aradıklarını bulamayacaklar. Aynı şekilde onaylanma ihtiyacı olanlar, Yemeksepeti’ni kıskanıp “Bu benim aklıma zaten gelmişti” diyerek övünen ya da hayıflananlar da aman okumasınlar. “Gerçek dost acı söyler” sözüne inanlar, samimiyetime güvenenler, girişimci olduğunu düşünenler ve duygularını yönetebilecek düzeyde olanlar benim peşime takılabilirler. Yazacaklarım onlara çok şey öğretecek.

Girişimcilikte heyecan başarıyı garanti etmez
Şimdi ilk konumuz “yanılsama”. Çevrenizde kime sorarsanız sorun büyük bölümü size “hayatta iz bırakmak istediğini” söyleyecektir. Aynı kişilere yine sorsak bize mutlaka “ben başladığım işi bitiririm” diyeceklerdir. İşte bu cümleleri sıklıkla tekrar edenlerden uzak durun. Çünkü başaranların büyük bölümü bu tip cümleleri sıklıkla kurmayanlardan çıkıyor. Yani, yapacak olanlar zaten yapıyor ve yapamayacak olanlar da bu tip cümleleri sıklıkla kullanarak aradaki boşluğu sanal olarak köprülemeye gayret ediyor. Dolayısıyla kendiniz için bu şekilde düşünüyor olmanız elbette güzel ama sizi girişimci yapmaya yetmez. Bunu unutmayın. Diğer bir yanılsama ise içinizdeki heyecan olabilir. İş kurmak için içinizde bir heyecan hissediyorsanız bu asla başarılı olacağınızı garantilemez ve sizi özel yapmaz. Çünkü her iş heyecanla başlar ama pek azı istikrarla devam eder. Siz hayatınızda hiç kahretsin diye bir işe atılan ya da sana güvenmiyorum diyerek ortaklık kuran kişi gördünüz mü? Peki, öyleyse neden işler kapanıyor ve ortaklıklar sona eriyor? Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), ”2012 Aralık Ayına Ait Kurulan ve Kapanan Şirket” istatistiklerine göre 2012 yılı Aralık ayında 3 bin 72 şirket kuruldu. Buna karşılık aynı ay 2 bin 174 şirket de kapandı. Yani buradan genel bir kanıyla birlikte kurulan şirketlerin ortalama yüzde 70’inin kapandığını çıkartabilirsiniz.  Dolayısıyla içinizdeki heyecan hiçbir başarıyı garantilemiyor. Asıl mesele aynı heyecanınızı iş uzun soluklu “acı çekme” ve “istikrarla mücadele etmeye” geldiğinde de koruyabilmeniz. Peki, bunu nereden bileceksiniz? Bilemezsiniz. 
Deneyerek anlayabilir ve farkına varırsınız. Yani, “Heyecanınız varsa harekete geçin ve deneyin” derim. Lakin yaşlanınca keşke demeniz çok acı olacaktır. Örneğin, bir aile tanıdığımız uzun yıllar devlet memuru olarak çalıştıktan sonra emekliye ayrıldı. Tazminatı ile hep hayalini kurduğu gibi araba alım-satım işine başladı. 3 ay gibi bir sürede tazminatını ikiye katlayınca “Keşke hayatımın 30 yılını memurluğu vermeyerek iş kursaymışım” dedi. İşte bu “keşke”ler çok acıdır. Bu sebeple kendinizi deneyerek görmek en iyisi ve ilerleyen dönemlerde tüm “keşke”lerden kurtulmanın da tek yolu. 
Yazımın ikinci bölümü insan tipleri ile ilgili. Çünkü harekete geçtiğinizde bu tiplerden hangisine denk geldiğinizin de farkına varacaksınız.  Buna göre, yüzde 20 ihtimalle girişimci ya da yüzde 80 ihtimalle girişimci değilsiniz. Bu tipleri “patronundan bıkanlar-az para kazananlar-uzun mesai ile yorulanlar-ezilenler”, “hayalciler”, “plancılar” , “girişkenler” ve “girişimciler” olarak 5’e ayırıyorum. Bu tiplerin ortak özellikleri hepsinin kendi adına bir şeyler yapmak istemesi. Ancak aralarında derin farklar var. Gelecek ayki yazımda bu insan tiplerini size örnekleriyle birlikte teker teker açıklayacağım.