yazarlar

02.09.2017 - 14:18

Dijital mahşerin 5 atlısı

76 bin otomobil satıp zarar eden Tesla, 10 milyar dolar kâr eden General Motors’tan nasıl daha değerli?

10
paylaşım
Facebook
Twitter
Linkedin
+
Nedir?

Dijital mahşerin 5 atlısı
Apple, Alphabet (Google), Microsoft, Amazon ve Facebook dijital dünyanın 5 durdurulamaz devi. Hisse değerlerinden hesapladığımızda ilk 4’ü aynı sırayla dünyanın en değerli şirketleri, Facebook 2017 ortasında 7. sıraya kadar yükseldi. Herhangi iki tanesinin piyasa değeri toplamı Türkiye’nin bir yıllık millî geliri seviyelerinde. ABD’de San Francisco çevresinde konuşlanmış Silikon Vadisi devleri, bir zamanlar hüküm süren Detroit’in 3 büyük otomobil üreticisiyle karşılaştırınca düşündürücü sonuçlar çıkıyor.

1950’lerde ABD otomobil pazarının yüzde 90’unu elinde tutan General Motors, Ford ve Chrysler o dönemde 100 milyon doların üstünde kâr ediyor, hatta GM bir milyar dolar kâr eden ilk şirket olarak tarihe geçiyordu. Bu devlerin piyasa değerlerine ek olarak petrolcüler ve lastikçiler de büyüyordu, çünkü o dönem otomobil bir toplumsal dönüşüm yaratıyordu. Fakat 1956’da Ford ve Chrysler 150’şer bin kişi, GM ise 600 bin kişi çalıştırırken bugün dijitalin 5 atlısı 400 bin kişi çalıştırıyor, bunun yarısı da Amazon’un depolarında çalışan düşük beceri isteyen işler. Silikon Vadisi bölgesinde Facebook, Google, Apple’ın toplam çalışanı 50 bini zor buluyor.

Dijital çağın devleri daha az iş yaratıyor, ekonomik büyüme son 20 yılda önceki dönemlere göre daha yüksek performans sergilemiyor, hayal edilen ‘verimlilik’ kazançlarıyla dönüşen ekonomiler görmüyoruz. Buna rağmen sadece elektrikli araç üreten Tesla’nın piyasa değeri 58 milyar dolara çıkarak GM ve Ford’dan daha değerli bir şirket haline geldi. 2016’da Tesla 76 bin, Ford 6,7 milyon, GM 10 milyon araç sattı, Tesla 800 milyon dolar zarar ederken Ford 4,6 milyar dolar kârdaydı, GM 9,4 milyar dolar kâr etti. Buna rağmen Tesla’nın hissesi kapış kapış. Bu örnek, dijital ekonominin müzik, eğlence, yayıncılık ve aracılık gerektiren işleri, perakendeyi değiştirdiği, finans sektörünü ciddi etkilemeye başladığı gibi daha pek çok sektörü, örneğin ulaşım ve otomotivi temellerinden sarsacağına yönelik inancın gücünü gösteriyor.

Dijital mahşerin 5 atlısının ortak noktaları
Dijitalin yükselişiyle sürekli bir dönüşüm, ‘geleneksel’ iş yapışların dönüşüm ve parçalanışı müjdeleniyor, hatta teknolojinin kendi devlerinin de sürekli ve hızla yer değiştireceği, yer kaybedeceği tahmin ediliyordu. Oracle, IBM, Cisco gibi devler geriye düşse de son 10 yılda Google, Microsoft, Amazon, Apple’ın hâkimiyetlerin sarsılmak bir yana güçlendiğini görüyoruz. Facebook’un da kararlı yükselişiyle bu şirketlerin güçlü bir ekosistem, platform sahibi olmaları ortak noktası. Ekosistem dolaylı ve doğrudan ağ/network etkilerinden güç bulmak demek. Amazon ve Türkiye’de Hepsiburada sadece satıcı olmaktan çıkıp platformlarını 3. şahıs satıcılara da açtığından beri ekosistem oluşturmada güçleniyor. Daha çok alıcı, daha çok satıcının olduğu yerde olmak istiyor ve tam tersi de aynı şekilde geçerli. Bu nedenle Snapchat, Facebook ve Instagram’a yaklaşmakta zorlanıyor.

Tesla günde 8 milyon km. sürüş verisi kaydediyor, hatta video çekiyor, bu verileri sürücüsüz araç geliştirmekte kullanarak, yine aynı alanda proje geliştiren otomotivciler ve Google’ın önüne geçiyor, çünkü dijitalin devleri veri analizine yatırım yapıyor, buradan da üstünlük kuruyorlar. Daha çok kişi Apple cihaz kullandıkça, kullanım verilerinden hareketle sizin karakterinize göre ne müzik veya uygulama satın alacağınızı doğru tahmin eden tahminler Apple’ın cirosunu arttırıyor, Google ve Facebook da sürekli hizmetlerini böyle geliştiriyorlar.
Mahşerin 5 atlısının daha çok ortak noktası var, ilerleyen yazılarda dem vuracağımız, mesela sürekli yeni girişimleri, rakipleri satın alıyorlar. Müşterilerini memnun eden inovasyon ve ürün/hizmet geliştirmeye, eski zamanların piyasa liderlerinden çok daha yüksek kaynak ayırıyorlar. Müşteri memnuniyeti ve onlara neredeyse oligolopolistik bir güç veriyor. Batı’da bile dijitalleşmeyen kurumlar uzun vadede yaşam tehlikesi hissetmeye başlarken, Türkiye bu devrimi kaçırırsa sonuçları önceki endüstri trenlerini kaçırmaktan daha vahim olacak.