TEKNOLOJİ

Sebla Kutsal | 11.08.2017 - 11:19

İnsan DNA’sıyla bilgisayar hacklediler

Washington Üniversitesi'nin araştırması, laboratuvarlardaki bilgisayarlara insan DNA’sıyla virüs bulaştırılabileceğini ortaya koydu.

4
paylaşım
Facebook
Twitter
Linkedin
+
Nedir?

Tür hakkında genetik talimatlar taşıyan insan DNA‘sı, bilindiği üzere doğuştan getirilen bilginin uzun süreli saklanması ve aktarımı işlevi görür. Ancak DNA araştırmacıları, bu yapıya laboratuvar ortamında sonradan bilgi eklemenin yollarını keşfetmeye devam ediyor.

Washington Üniversitesi’ndeki doktora öğrencisi Peter Ney‘in de aralarında bulunduğu bilim insanları tarafından yapılan araştırma, bilgisayar virüslerinin bir posta eklentisi veya benzeri bir alışılmış metodun ötesinde, DNA ile bile yayılabileceğini ortaya koydu. Hacker’ların DNA’ya nasıl kötücül yazılım kodlayabileceğini gösteren araştırma ekibi, virüs taşıyan DNA ile dizileme makinesine bağlı bir bilgisayar sistemine zarar vererek buradan bilgi sızdırmayı başardı.

Sonuçları dün açıklanan araştırmaya göre, DNA dizileme (DNA sequencing) makinesine bağlı bilgisayarlara bu yolla virüs bulaştırılabiliyor. Dizileme makinesine bağlı bilgisayarları kontrol altına alabilmek için kötü amaçlı yazılım taşıyan DNA’nın analiz edilmesi yeterli oluyor. Bu aşamada yazılım, virüsü aktif hale getirerek bilgisayarlara bulaştırıyor.

Kitlesel çapta genetik veriler ele geçirilebilir

Oldukça karmaşık olan bu yöntem elbette bizim gibi kişisel bilgisayarlarını kullanan insanlar için ilk bakışta bir tehdit oluşturmuyor, ancak DNA dizileme laboratuvarları için önemli bir risk anlamına geliyor. Bu laboratuvarlara gönderilen virüs içeren DNA yardımıyla bilgisayar sistemleri kontrol altına alınabilir, sahip olunan genetik veri ele geçirilebilir veya zarar görebilir.

Gen dizileme hizmetinin fiyatının gitgide düştüğüne dikkat çeken uzmanlar, bu durumun söz konusu tehdidi daha olası hale getireceğini düşünüyor. ABD’nin hâlihazırdaki sağlık politikasının hedefleri arasında 1 milyon ABD’linin DNA dizilerinin öğrenilmesi ve böylelikle kişiye özel tedavi şekillerinin oluşturulması yer alıyor. Bu nedenle, Washington Üniversitesi’nin araştırmasıyla işaret edilen tehlike, toplumsal ölçekte yaşanacak muhtemel krizlerin öngörüsü niteliğinde.