ETKİNLİK

Sebla Kutsal | 08.05.2018 - 17:15

“Güven bir beklentidir”

Dünyaca ünlü teknoloji influencer’ı ve Thulium’un CEO’su Tamara McCleary, bu yıl 12’ncisi düzenlenen Digital Age Summit’te gerçekleştirdiği sunumda, güvenin teknolojiyle nasıl dönüştüğüne dair görüşlerini aktardı.

Facebook
Twitter
Linkedin
+

Dijital iş ve kültür dergisi Digital Age tarafından 2007’den beri hayata geçirilen Digital Age Summit bu yıl 8 Mayıs’ta Four Seasons Bosphorus İstanbul’da düzenlendi. Ana sahnede dört bölüm olarak gerçekleştirilen zirvenin son bölümünde; şirketler için pazarlama ve dijital danışmanlık konusunda çözümler üreten Thulium’un CEO’su ‘İnsanlar, Makinalar ve Güvenin Geleceği’ başlıklı sunumunda yenilikçi sosyal medya etkileşimi stratejilerini ve müşterilerle güven ilişkisi kurmanın önemini anlattı.

Global firmalara dijital marka konumlandırması ve tanıtımı konularında danışmanlık veren ve 2017 yılında B2B Marketing tarafından ‘Most Influential Woman in Martech’ seçilen McCleary, Digital Age Summit’teki sunumunda, sosyal medyada müşteri sadakati oluşturmak için samimi ve hakiki etkileşimin önemine dikkati çekti. Marka tanınırlığını ve markanın hayran sayısını artıran yenilikçi sosyal medya etkileşimi stratejilerine de değinen McCleary’nin sunumunun ilgi çekici başlıklarından bazıları şöyleydi:

*Güven bir beklentidir. Bu beklenti kültürlere, jenerasyonlara göre farklılık gösterir. Örneğin Z kuşağı akranlarının markalarla ilgili “güven” algısını yoğun sosyal medya paylaşımlarıyla diğer kuşaklara kıyasla çok daha fazla etkiler.

*Sürekli gelişen teknoloji markalar ve güven konunda tüketicilerin tutumlarını önemli oranda değiştirdi. Araştırmalar gösteriyor ki, müşteriler verilerini güvendikleri markalarla paylaşmaya daha gönüllü.

*Güven çerçevesi günümüzde; itibar, müşterilerin taleplerine cevap verme hızı, güvenilirlik ve ilgi gibi etkenlerle örülüyor.

*Sosyal medyayla mesajımızı dünyanın dört bir yanına yayabiliyoruz. Ancak, internet topluluklarını kendi aralarında konuşan ve sürekli birbirini onaylayan değil, çeşitliliğin, farklı fikirlerin ön planda olduğu küresel topluluklar haline getirmek; sürekli kendi fikir ve kararlarımızı onaylatma hatasına düşmemek gerekiyor.