300 TL’ye fenomen olunan sosyal medyada markalar için süre doluyor mu?

Ajans ve pazarlamacıların sosyal medyadaki aşırı hırsı, bu mecraları markalar için kullanılabilir bir mecra olmaktan çıkartıyor. Böyle giderse markalar seslerini duyurmak için başka sosyal mecralar aramaya başlayacaklar

SOSYAL AĞLAR
DigitalAge, 11.07.2014 - 19:16

İçerik ve sosyal medya yöneticisi Osman Kurt’un “300 TL’ye fenomen olunan sosyal medyada markalar için süre doluyor mu?” yazısı Digital Age Temmuz sayısında yer alıyor. 

26 Nisan 2009 tarihinde o zaman adı Businessweek olan Bloomberg Businessweek Türkiye’de “Twitter Markalar İçin Cıvıldıyor” başlığı ile yayınlanan yazıma “Bundan 10 yıl önce bütün dünyaya aynı anda mesaj atabileceğinizi söyleselerdi, “kıyamet mi geliyor?” derdiniz. Şimdi ise: “Twitter değil mi bu?” demeniz yüksek ihtimal… Dünya’da hızla büyüyen Twitter isimli sosyal ağ ve microblog sitesi, üyelerine listelerindeki herkese her an 140 karakteri geçmeyecek mesaj gönderme imkanı sunuyor. Aslında bir nevi internetten tüm dünyaya SMS atma da denebilir buna. Çünkü bu mesajlara Google’dan ulaşmak da mümkün. Özellikle ABD Başkanı Obama’nın seçim kampanyasında kullanması ile popülaritesi hızla artan site, markaların da pazarlama açısından ilgisini çekiyor. Türkiye’de daha çok niş bir kitle tarafından bilinen Twitter, 3G’nin gelmesi ile birlikte hızla popülerleşebilir. İnternete yatırım yapacak markalar için hızla büyüyen Twitter göz ardı edilmemesi gereken bir mecra olacak” diye başlamıştım. O gün göz ardı edilmemesi gereken bir mecra olarak gösterdiğim Twitter ve hatta birçok diğer sosyal ağın artık markalar için etkinliğinin azalmaya başladığını yazmak da bugüne kısmetmiş.

Socialbakers’ın Türkiye’deki Facebook istatistikleri

Yazıyı yazdığım tarihte ünlülerden Sertap Erener, markalardan da Pegasus, Twitter kullanımı ile dikkat çekiyordu. Ama Türkiye’de ben de dahil pek kullananı yoktu Twitter’ın. O zaman birçok şirkette sosyal medya çalışanların işte kullanmasının yasak olduğu bir internet sitesi idi. Pazarlama için ise adı pek geçmiyordu. Ancak Facebook sonrası bu mecralar Türkiye’de hızla büyüdüler. Türkiye şuan Facebook’ta 38 milyon üye ile dünyada altıncı sırada yer alıyor. ComScore’un verilerine göre ise Twitter’ı Ocak 2014’te 12,6 milyon Türk kullanıcı ziyaret etti.

Birçok marka, bu mecraların popülerleşmesi ve buraya ilk giren markaların buradaki başarısını gördükten sonra pazarlama karmasında sosyal medyaya da yer vermeleri gerektiğini anladılar. Akabinde de birçok marka Facebook’ta fan sayfaları, Twitter hesapları, YouTube kanalı vb. hesaplar oluşturmaya başladı. Ancak doğal olarak herkesin yavaş yavaş bu mecraları kullanmaya başlaması ile birlikte rekabet kızışmaya başladı. Bu mecralara önce giren markaların takipçi ve etkileşim oranlarına hızla ulaşma arzusu ile dijital ajanslarını sıkıştıran markalar belki de farkına varmadan bu mecraların kirlenmesine neden oluyorlar.

Sosyal mecralar zorlaştıkça hileler artıyor

Facebook ve Twitter gibi mecralara ilk adım atan markalar ilk olmanın avantajı ile ciddi kitlelere ulaştılar. Ancak zamanla Facebook ve Twitter’da bu kitlelere ulaşmak zorlaşmaya başladı. Örneğin eskiden organik yollarla Facebook’ta fan sayınızı arttırmak çok da zor değilken, bugün reklam vermeden belli rakamlara ulaşmak neredeyse imkansız. Üstelik Facebook’un yeni algoritması gereği artık bir kullanıcı sizin fanınız olsa bile, sizinle çok etkileşime girmezse, Facebook sizin paylaşımlarınızı ona göstermiyor. Paylaşımlarınızı, fanlarınızın ortalamada sadece yüzde 1’i görebiliyor. Bu oranlar da her geçen yıl azalıyor. Socialbakers rakamlarına göre Türkiye’de en fazla lokal Facebook fanı olan marka Volkswagen Türkiye’nin 3 milyon 11 bin 632 fanı üzerinden hesap yapacak olursak, markanın paylaşımları ortalamada 30 bin 116 kişiye ulaşıyor. Bu rakamı artırmanın yolu ise çoğunlukla reklamdan geçiyor.

Twitter takipçi satışı yapan bir hesabın verileri

Yine Twitter tarafında da benzer bir uygulamanın gelmesi söz konusu. Yani Twitter’ın da sizin paylaşımlarınızı tüm takipçilerinize göstermemeyi düşündüğü konuşuluyor. Ancak bu özellik konuşuladursun, zaten takip edilen kişiyi sessize alma özelliği bile markaları can evinden vurmaya yetebilir. Twitter’ın geçtiğimiz günlerde devreye aldığı bu özellik ile artık bir takipçiniz sizin haberiniz olmadan sizi sessize alabilir.

Facebook ve Twitter için takipçi ve beğeni satışı yapan bir hesap

Öte yandan bugün Twitter’da markalar için 10 binli takipçi rakamlarının altında bulunmak o markanın prestiji için pek de iyi değil. Ancak organik olarak da kısa sürede bu rakamlara çıkmak eskisi gibi kolay olmuyor. Bu yüzden birçok marka ya da onlar adına onlardan habersiz dijital ajansları takipçi satın alarak bu rakamlara hızla ulaşmayı tercih ediyor.

Uygun fiyatlara, takipçi, like ve RT

Bugün sosyal medyada takipçi ve fan satma denen ciddi bir sektör oluşmuş durumda. O kadar çok arz var ki, rakamlar da oldukça uygun. Bugün 300 – 400 TL bütçe ile kısa sürede sosyal medyada fenomen olabilirsiniz. Mesela Facebook’ta 10 bin sayfa beğeni, Twitter’da 10 bin takipçiyi 230 TL aldığınızda size birde Twitter’da 1000 RT hediye ediyorlar. Rakamları Facebook’ta 50 bin, Twitter’da 60 bin’e çıkardığınızda yanında Twitter’da 10 bin RT hediyesi ile 730 TL gibi fatura söz konusu oluyor. Üstelik bu tür hileler diğer sosyal medya mecraları için de geçerli. Aynı ajanslardan YouTube’da izleme bile satın alabiliyorsunuz.

Facebook, Twitter ve Instagram’da takipçi satın almak için kampanyalar düzenleniyor

Peki, bu kadar ucuza bunca takipçi nasıl kazanılıyor? Bunu birkaç farklı yöntemle yapabiliyorlar. Bu yöntemlerden bir tanesi binlerce sahte hesap oluşturma. Ajanslar birbirini takip eden binlerce sahte Twitter ve Facebook hesabı oluşturuyor. Bu hesaplarla sizi takip ederek takipçi sayınızı arttırıp, sizi RT edebiliyorlar. Bir diğer yöntem ise bilinçsiz Twitter ve Facebook kullanıcılarının hesaplarına uygulama ile erişmek. Bu uygulamalarla sosyal medya hesaplarınıza erişim kazanan ajanslar, sizden habersiz kişileri takip edip, sayfalarını beğeniyorlar. Siz bir siteye Facebook ya da Twitter hesabınızla bağlandığınızda, bu siteler sizin hesabınıza bu tür bir erişim hakkı kazanabiliyor.

Gün içerisinde Twitter’da oluşan Trend Topic’lere (TT) bakıldığında bu durum çok daha net görülebiliyor. Yazıyı yazdığım anda Twitter Türkiye’de #BuPazartesininBombaTagı #beklebekle gibi manasız hastagler günün gündemiydi.

Zaten markaların TT olmak için onca efor sarf etmeleri de ne kadar doğru bir strateji tartışılır. Zira web arayüzünden kullandığınızda gündem başlıkları oldukça dikkat çekici olsa da, dünyada olduğu gibi Türkiye’de de Twitter yoğun olarak cep telefonlarından kullanılıyor. Twitter’ın mobil versiyonunda ise gündem başlıkları web arayüzündeki gibi göz önünde değil. Bu yüzden sizin o kadar emek sarfettiğiniz trend topic’ten birçok kullanıcı bihaber.

Sosyal medya rekorları ajans mitolojisi mi?

Hâl böyle olunca Facebook ve Twitter’da takipçi sayısı, hatta etkileşim ne kadar doğru bir parametre, soru işareti. Tüm bu hileler, Türkiye’nin sosyal medyada dünyanın sayılı ülkelerinden biri olduğu iddialarını sorgulamaya neden oluyor. Özellikle seçim öncesi sosyal medyadaki gündeme bakıp Türkiye’deki seçim sonuçlarını tahmin etmeye çalıştığınızda herkesin ters köşe olması, bu mecraların Türk halkının geneline ne kadar ulaştığını düşündürtmeli. Ayrıca bir kullanıcının hesabının olması kadar bu hesabı etkin kullanması da markalar için önemli. GlobalWebIndex’in Ocak 2014 verilerine göre, Türkiye’de internet kullanımının nüfusa oranı yüzde 45. Türkiye’deki online popülasyonun yüzde 97’sinin Facebook hesabı var. Bunların yüzde 75’i de Ocak 2014’te Facebook’u bir kere de olsa kullanmış. Twitter’ın online popülasyondaki erişimi yüzde 72. Ancak online nüfusun sadece yüzde 34’ü bir ay içinde Twitter’ı kullanmış. Tabi bunların ne kadarı sahte hesap, bilinmiyor.

Markalar için anlamsız sosyal arkadaşlar

Ancak hem Twitter hem de Facebook son zamanlarda bu tür hesaplara savaş açmış durumda. Kullandıkları özel yazılımlarla sahte hesapları belirleyip, temizlemeye çalışıyorlar. Özellikle yeni açılan hesaplara karşı oldukça hassas davranıyorlar. Ancak söz konusu sahte hesaplar eski ise, onlar bu kadar sıkı denetlenmiyor. Ayrıca bu denetimlere yakalanmayan ama markalar için anlam ifade etmeyen birçok başka tip hesap var. Öncelikle birçok kişinin birden fazla Facebook ve Twitter hesabı olabiliyor. Ayrıca birçok da markanın hem Facebook hem de Twitter profilleri var. Bu hesapların sizin arkadaşınız olması ya da takipçiniz olmasının sizin marka iletişiminiz açısından hiçbir önemi yok.

Öte yandan takipçileriniz gerçek şahıslar olsa bile, sosyal medyada sesiniz eskisi kadar yüksek çıkmıyor. Facebook’un yeni algoritmasından daha önce bahsetmiştik. Yine Twitter’ın ses kısma özelliğinden de. Bunların yanında birçok kişi de Twitter’da binlerce kişiyi takip ederek kendi takipçi sayılarını artırmaya çalışıyor. Bu da sizin binlerce kişi arasında sesinizin kaybolmasına neden oluyor. Binlerce kişiyi takip eden bir kullanıcı aslında kimseyi dinlemiyor demek oluyor. Bugün Facebook’ta 50 – 60 bin takipçisi olup 20 – 30 bin kişiyi takip eden birçok hesap bulmanız mümkün. Böyle bir hesabın sizi takip etmesi ile etmemesinin çok da bir önemi olmuyor.

Yasaklar ve linç girişimleri

Bunun yanında son dönemde sosyal medya denince akla ilk yasaklar geliyor. Youtube’un ya da Twitter’ın belli sürelerle yasaklı site haline dönmesi Türkiye’de artık oldukça doğal karşılanıyor. Öyle ki, Türkler VPN servisler konusunda dünyanın belki de en bilgili halkı oldu. Sonuçta yasaklar bu mecraları tam anlamıyla kapatamıyor. Ancak yıllar önce bu konuda konuştuğum bir BTK uzmanı burada amacın tamamen erişimi engellemekten öte erişimi zorlaştırmak olduğunu söylemişti. Gerçekten de dediğinde haklıydı. Türkiye’de yasaklar ilk günlerde bu sitelere olan ilgiyi tetiklese de akabinde bu sitelerin trafikleri ciddi kayıplar yaşıyor. Bunun en güncel örneğini Twitter yasağında gözlemledik. Yasak sonrasında Türkiye’de ilk gün rekor Twitter kullanımı oldu. Ancak ilerleyen günlerde Twitter’ın Türkiye trafiği üçte birine kadar geriledi.

Hem bu sitelerin trafiği yasaklara rağmen gerilemese bile, sitenin yasaklı site olması markaların iletişimini durdurmaya yetiyor. Zira yasaklı bir sitede iletişim yapmak, aslında bir suç işlemek oluyor, ya da öyle hissettiriyor. Söz konusu yasakların daha da sıklaşması durumunda yakın zamanda sosyal medya uzmanlarının aranan kanun kaçaklarına dönüşme riski bile var. Tabi şaka bir yana bu mesleğin geleceği için çok da iyi bir durum değil bu yasaklar. Malum markalar adı yasaklarla anılan illegal bir sitede iletişim yapmak istemeyecektir.

Bu yasakların dışında, sosyal medyada bir de Türkiye’ye özgü bir mahalle baskısı söz konusu. Türkiye’de sosyal mecralar giderek kutuplaşmanın ve nefret söylemlerinin arttığı bir yere dönüşüyor. Bu mecralarda mutlu paylaşım yapanlar ise ilk fırsatta linç edilmeye çalışılıyor. Bu durum da, bu mecraları markalar için giderek tehlikeli sular haline getiriyor.

Ancak tüm bu yaşananlara rağmen sosyal medya markalar için bitmiştir demek kesinlikle yanlış olur. Bugün birçok marka sosyal medya aracılığı ile binlerce, milyonlarca kişiye temas edebiliyor. Nitekim 2 ay önceki yazımda Onedio ve Buzzfeed’in başarılarının sırrını anlatırken bunu detaylı şekilde anlatmıştım. Ancak insanların Türkiye’de kısa sürede organik olmayan yollarla başarıya ulaşma çabasına Facebook ve Twitter’ın da yeni algoritma denemeleri eklenince, bu mevcut sosyal medya kanalları markalar için Türkiye’de giderek kirleniyor. Bu su şimdilik hala içilebilir kıvamda, ancak bu gidişatla yakında birçok marka sosyal medya zehirlenmesi yaşayabilir.

Görsel: blog.thedigitz.comdragonsearchmarketing.com

BENZER HABERLER
YORUM YAZ

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız !

YORUMLAR

Total wordpress themes free